Anneler Evde Doğum Hizmeti İstiyor
Araştırmacı Gazeteci Murat Çakmak yazdı
Türkiye’de son dönemde ardı ardına gündeme gelen “yenidoğan çetesi” iddiaları, yenidoğan yoğun bakım ünitelerine ilişkin skandal haberler ve kamuoyuna yansıyan ihmaller, anne adayları arasında derin bir korku ve güvensizlik dalgası yarattı. Sağlık sistemine duyulan güvenin ciddi biçimde sarsıldığı bu süreçte, birçok anne adayı artık açıkça şunu söylüyor:
“Çocuk yapmaya korkuyoruz.”
Bu cümle, bireysel bir endişenin ötesinde, sistemsel bir alarm niteliği taşıyor. Çünkü konu yalnızca bir doğum tercihi değil; güvenlik, şeffaflık ve insan onuruna yakışır sağlık hizmeti talebidir.
Skandalların Gölgesinde Doğum Korkusu
Yenidoğan yoğun bakımlarında yaşandığı iddia edilen usulsüzlükler, ihmal zincirleri ve ticari çıkar ilişkileri, özellikle ilk kez anne olacak kadınlarda ciddi bir travma yaratmış durumda. Hastanelerin güvenli liman olmaktan çıktığını düşünen anne adayları, doğumu artık bir “mutluluk anı” değil, riskli ve korkutucu bir süreç olarak tanımlıyor.
Bu tablo karşısında anneler, çözüm arayışını yüksek sesle dile getirmeye başladı:
Evde doğum hizmeti.
Avrupa’da Var, Türkiye’de Neden Yok?
Anne adaylarının talebi, aslında dünyada uygulanmakta olan bir modelin Türkiye’ye uyarlanmasından ibaret. Avrupa’nın birçok ülkesinde ve özellikle İngiltere’de, anne adaylarına doğum yeri konusunda açık bir tercih hakkı tanınıyor. Anne isterse hastanede, isterse evinde doğum yapabiliyor.
Evde doğum, bu ülkelerde “kontrolsüz” bir süreç olarak değil; aksine son derece planlı, denetimli ve kayıt altına alınmış bir sağlık hizmeti olarak yürütülüyor.
– Gebelik boyunca ebelerle sürekli iletişim sağlanıyor,
– Belirli aralıklarla ultrason ve sağlık kontrolleri yapılıyor,
– Doğum, eğitimli ve yetkili sağlık personeli eşliğinde gerçekleştiriliyor,
– En küçük risk durumunda ise anne ve bebek hızla hastaneye sevk ediliyor.
Yani sistem, romantik bir “ev ortamı” hayalinden değil; bilimsel ve kurumsal bir sağlık organizasyonundan oluşuyor.
Türkiye’de Mahalle Ebeleri Yeniden Gündemde
Türkiye’de ise anneler, geçmişte önemli bir rol oynayan mahalle ebelerinin yeniden aktif hale getirilmesini tartışmaya açmış durumda. Yıllar önce her mahallede görev yapan, gebeleri yakından tanıyan, riskleri erkenden fark eden bu sistemin, modern tıp ile entegre edilerek yeniden hayata geçirilebileceği savunuluyor.
Anne adayları, özellikle düşük riskli gebeliklerde, ebeler eşliğinde evde doğumun mümkün olabileceğini ve bunun hastanelerdeki yoğunluğu da azaltacağını dile getiriyor. Ancak altını kalın çizgilerle çizdikleri bir nokta var:
“Evde doğum kontrolsüz olsun demiyoruz.”
Talep Net: Planlı, Denetimli, Güvenli
Annelerin talebi romantik değil, son derece net ve rasyonel:
– Planlı olacak,
– Sağlık Bakanlığı denetiminde yürütülecek,
– Kayıt altına alınacak,
– Acil durumlarda hastaneye anında erişim sağlanacak,
– Anne ve bebeğin güvenliği her şeyin önünde tutulacak.
Başka bir ifadeyle anneler, alternatif değil, seçme hakkı istiyor.
Uzmanlar Ne Diyor?
Uzmanlar da dünya örneklerine dikkat çekerek, düşük riskli gebeliklerde evde doğumun bazı ülkelerde başarıyla uygulandığını hatırlatıyor. Ancak kritik noktanın, bu hizmetin mutlaka şeffaf, bilimsel ve sıkı denetim altında sunulması olduğu vurgulanıyor.
Uzmanlara göre en önemli unsur, anneye doğum yeri tercihi hakkının tanınması ve bu tercihin güvenli bir altyapıyla desteklenmesi.
“Doğum Yerini Biz Seçelim”
Anne adayları ise taleplerini tek cümlede özetliyor:
“İster hastanede, ister evde…
Ama doğum yerini biz seçelim.
Güvenli, şeffaf ve insan onuruna yakışır bir doğum istiyoruz.”
Bu çağrı, yalnızca bir sağlık politikası talebi değil; aynı zamanda son dönemde yaşanan skandallara karşı yükselen toplumsal bir itiraz niteliği taşıyor. Anneler, korku üzerinden yönetilen bir sistem değil, güven üreten bir sağlık düzeni istiyor.
Görünen o ki, evde doğum talebi artık marjinal bir istek değil; sağlık sisteminin güven krizine verilmiş güçlü bir yanıt olarak gündemin merkezine yerleşmiş durumda.
