“EĞİTİM TAKVİMİ VE EKONOMİK KAPASİTE KULLANIMINA DAİR TEKNİK DEĞERLENDİRME”
Gazeteciler ve Medyacılar Cemiyeti Genel Başkanı, ATSO Başkan Adayı Köksal Selçuk’tan Çarpıcı Açıklamalar
Türkiye’de eğitim-öğretim takvimi, ülkedeki demografik ve ekonomik büyüklüğün gereksinimlerine uygun olmayan, tek tip ve eş zamanlı bir yapı üzerinden işlemektedir. Eğitim takvimi, yalnızca pedagojik açıdan değil, aynı zamanda makroekonomik bir konu olarak da ciddi etkiler yaratmaktadır. Bu yapısal sorunun çözülmemesi, ülkenin ekonomik dengesizliğini daha da derinleştiriyor.
Köksal Selçuk, Türkiye’de eğitim ve ekonomi politikalarının birbirini nasıl etkilediğiyle ilgili dikkat çeken bir analizde bulunarak, bu sorunun yapısal çözümü için bilimsel ve kapsamlı bir yaklaşım önerdi.
18 MİLYON ÖĞRENCİ, 1,2 MİLYON ÖĞRETMEN VE 20 MİLYON NÜFUS, BİR ZAMAN DİLİMİNDE HAREKET EDİYOR
Bugün Türkiye’de yaklaşık 18 milyon öğrenci ve 1,2 milyon öğretmen, aileleriyle birlikte 20 milyonu aşkın bir nüfusu aynı zaman diliminde hareket ettiriyor. Bu devasa kalabalığın bir arada olması, sadece pedagojik değil, aynı zamanda makroekonomik açıdan da büyük bir sorun yaratıyor.
Türkiye’nin eğitim-öğretim takvimi, aynı tarihlerde açılıp kapanan okullar, iş dünyasında aşırı yüklenmelere ve talep dalgalanmalarına yol açıyor. Bu durum, ulaşım, konaklama, turizm, perakende ve hizmet sektörleri üzerinde bir dizi ekonomik baskıya neden oluyor.
Özellikle yaz aylarında, Temmuz ve Ağustos aylarında yoğunlaşan ekonomik aktiviteler, yerel ekonomiye zarar verirken, işletmelerin kapasite kullanımlarında önemli dengesizlikler yaratmaktadır. Bu aylarda, sektörler talep artışı karşısında kapasiteyi aşan yükler taşırken, fiyatlar yükselir ve altyapı sistemleri zorlanır. Aynı süreçte, verimlilik düşer ve uzun vadeli ekonomik stratejiler bozulur.
KAPASİTE AŞIMI VE SEKTÖREL DENGE: TALİHSİZ BİR DÖNGÜ
Selçuk, sistemdeki bu çelişkinin çok büyük ekonomik kayıplara yol açtığını belirtiyor:
-
Yaz dönemindeki talep patlaması, fiyat artışları ve altyapı sorunlarına yol açıyor.
-
Ancak sonraki aylarda, aynı sektörlerde talep daralması yaşanıyor, bu da kapasite kullanımının etkin olmayacağı bir dönemi başlatıyor.
Bu durum, uzun vadeli ekonomik stratejiler ve işletmelerin verimli kapasite kullanım oranları açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Sektörler, potansiyellerinin yalnızca birkaç ayda zirveye çıkmasını ve ardından gerilemesini yaşıyor.
ULUSLARARASI UYGULAMALARDA FARKLI STRATEJİLER: VERİ VE PLANLAMANIN ÖNEMİ
Gelişmiş ekonomilerde ise eğitim takvimi bölgesel, iklimsel ve sektörel parametrelere göre farklılaştırılıyor. Bu sayede, ekonomik hareketlilik yıl boyu dengeli bir biçimde yayılabiliyor. Talep dalgalanmaları minimize edilerek, sektörlerin yıl boyunca verimli bir şekilde çalışması sağlanıyor.
Köksal Selçuk, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunun kaynağının yetersiz kaynaklar değil, zamanlama ve planlama optimizasyonu olduğunu vurguluyor. Eğitim takviminin bölgesel olarak farklılaştırılması, ülkenin ulaşım yükünü önemli ölçüde azaltacak, turizm gelirlerini yıl geneline yayarak ekonomi üzerinde denetimli bir denge sağlayacaktır.
UZUN VADELİ PLANLAMA: ÜRETİM, İŞ GÜCÜ VE LOJİSTİK SÜREÇLERİNDE SÜREKLİLİK
Bu yaklaşım, yalnızca turizm ve ticaret sektörlerini etkilemekle kalmaz; üretim planlaması, iş gücü yönetimi ve lojistik süreçlerde de öngörülebilirliği artırarak, daha sağlıklı ekonomik kararlar alınmasını sağlar. Ekonomi, sadece refleksif kararlarla değil, veri, analiz ve planlama ile yönetilmelidir. Bu bütüncül planlama, ülkenin ekonomik sağlığı ve sürdürülebilirliği için kritik önem taşır.
ANTALYA’DAKİ DURUM: TURİZM VE TİCARETİN YOĞUN OLDUĞU ŞEHİRLERDE BU GERÇEKLİK DAHA NET
Özellikle Antalya gibi turizm ve ticaretin yoğun olduğu şehirlerde, bu ekonomik dengesizlikler daha net gözlemlenmektedir. Bu şehirlerde, yaz dönemi kapasite aşımına bağlı büyük zorluklar yaşanmakta, sezon sonunda ise altyapı ve sektörler verimli bir biçimde işlev görmemektedir.
Antalya’da turizm sektörü, yaz aylarında yüksek bir kapasiteye ulaşırken, diğer sektörlerdeki ekonomik aktivite yavaşlamakta ve işletmelerin kapasite kullanım oranları ciddi şekilde düşmektedir. Selçuk, Antalya’nın örneğini vererek, tüm Türkiye için bilimsel temelli, uzun vadeli eğitim takvimi yönetimi gerekliliğini vurgulamaktadır.
GÜNÜ KURTARAN UYGULAMALAR DEĞİL, BİLİMSEL TEMELLİ YÖNETİM ŞART
Köksal Selçuk’un analizine göre, Türkiye’nin eğitim-öğretim takvimiyle ilgili günü kurtaran, kısa vadeli çözümler yerine, bilimsel temellere dayanan uzun vadeli planlamaların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu sayede, ülkenin ekonomik yapısında uzun vadeli sürdürülebilirlik sağlanacak ve işletmelerin kapasite kullanım oranları dengelenecektir.
Eğitim takvimi, yalnızca bir eğitim meselesi değil; ekonominin dinamiklerini doğrudan etkileyen bir stratejik alan haline gelmiştir. Türkiye, bu stratejiyi doğru bir biçimde uygulayarak, hem eğitimde hem de ekonomide daha verimli bir yapı oluşturabilir.
SONUÇ: PLANLAMA, ZAMANLAMA VE YÖNETİMDE BİR DEVRİM ZORUNLU
Sonuç olarak, Köksal Selçuk, eğitim takviminin daha verimli bir şekilde yönetilmesi gerektiğini ve bunun için bölgesel farklılıkların göz önünde bulundurulmasının, yalnızca Türkiye’nin eğitim ve ekonomik kalkınması için değil, aynı zamanda global ekonomik rekabette avantaj elde edilmesi için de kritik bir strateji olduğunu belirtiyor.
Eğitim ve ekonomi arasında köprü kurarak, verimli bir yönetim için doğru zamanda doğru adımlar atmak; Türkiye’nin ekonomik gücünü artıracak ve sürdürülebilir büyüme için sağlam bir temel oluşturacaktır.
