Bu savaş iyi öğretmen, öğrenemeyen ülkeler yarışı terkedecek.
Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Ali Yazır makalesinde;
İran’a yapılan saldırıda gördük ki
kız çocuklarının okuduğu okulları bile füzeyle vuran acımasız yeni nesil bir savaş sahnede. Biz ne yapmalıyız ki bu dünyayı yönetenlerin pisliklerinden katliamlardan kurtulalım ya da korunalım.
Vatanınıza, bayrağımıza sahip çıkıp, töremize, örfümüze sahip çıkıp korumalıyız.
Yaşlılarınıza hürmet edip, komşumuzu, yanımızdaki iş arkadaşımızı kardeşimiz görerek kendi canımız gibi korumalıyız.
Çok çalışmalıyız. İşimizi düzgün yapmalı yalansız, riyasız bir hayatı yaşamak zorunluluğumuz bu bombalamalar, füzelemeler sonrası mecburileşmiştir .
Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki ne hezimet, ne bir hüzün, ne bir refah zamanı.
Asabiyyemizi (Asabiyet, aralarında kan yakınlığı bulunan bir topluluğun bütün fertlerini birbirine bağlayan ve herhangi bir dış tehlike durumunda onları karşı koymaya sevk eden birlik ve dayanışma ruhu) diri tutmalıyız. Yani Türklüğümüze önyargısızca sahip çıkmalıyız. Din birliği pert olmuş.
Maalesef ki bu ülkede vatanını sevenler en çok üzülen olsa da ülkemiz vatanımız için ölürüz şehit oluruz sorun yok ! Ama ülkenin kaymağını yiyen tabaka bu hassasiyeti göstermiyorsa ve onlara ne olacak? Sorusu cevapsız kalırsa tehlike büyümüş demektir.
Dindar olduğunu savunup çevresine nefret saçan kişilikler, her şeyi para için yapan şahsiyetsizler, makamı hiç gitmeyecek sanan kendini devlet sanan zavallılar, karun gibi zengin olup ta milletin bir parça ekmeğine göz diken aç gözlüler mutlaka yaptıklarının bedelinin ağır olacağını hissetmeli! Tanıdığı yok diye adalet kapısında, bürokraside hakkı yenen kişiler,
16 yıl okuyup asgari ücretli işe girmeye çalışanlar, evlenme yaşında olup evlenemeyen gençler, fabrikadaki patronunu zengin edip sadece karnını doyurabilenler ve daha niceleri…
Bu işin çözümü milliyetçi düşünce biçimindedir,
Milliyetçilik; tankla, tüfekle, güvenlik politikalarıyla sınırlı bir kavram değildir. O, milletin sadece toprak bütünlüğünü değil; onurunu, emeğini, geleceğini ve vicdanını koruma iradesidir.
Yani;
Emekçinin alın terini savunmaktır.
Kamu kaynaklarının israfına karşı dimdik durmaktır.
Kişi başına düşen milli geliri artırarak milletin refahını yükseltmektir.
Sosyal adaleti bir lütuf değil, hak olarak görmektir.
Çevreyi korumayı, vatan toprağını gelecek nesillere emanet için bilerek hareket etmektir.
Milletin çocuklarının en kaliteli eğitimle, en sağlıklı şartlarda , en güçlü imkânlarla yetişmesini sağlamaktır. Çünkü güçlü bir millet sadece silahla değil; bilgiyle, üretimle, ahlakla ve adaletle ayakta durur.
Milliyetçilik, milletini sömüren küresel vahşi kapitalizme karşı durmaktır. Sermayenin değil milletin yanında saf tutmaktır. Küresel çıkar ağalarına değil, milli iradeye bağlı kalmaktır. Hamaset değil sorumluluktur.
Bağırmak değil üretmektir. Öfke değil bilinçtir. Vatanı sevmek sadece ölümü göze almak değil; millet için adil bir düzen kurmayı göze almaktır.
Gerçek milliyetçilik vatanseverlik budur.
İran yerle bir edilirken ortakları olan,
Rusya nerede? Çin nerede? Briks nerede? Şangay üçlüsü nerede? Hani Çin-Rusya-İran bloğu yeni güç merkeziydi? Hani Rusya-Çin ABDye diz çöktürecekti? Hani nerde! Bunlar müttefikleri için şimdi ortaya çıkmayacaksa ne zaman ortaya çıkacak. Demek ki Avrasyacılık da göstermelik güçmüş! Oysa düne kadar bir saldırı durumunda birlikte hareket etme imzaları atılmıştı maalesef o da geçersiz ve hükümsüz kaldı!
Bu hisse bize gösteriyor ki milletler devletler gruplar arası ittifaklar bir yerde seni satabiliyor. Demek ki biz üniter devlet olarak güçlü, milleti ile birlik beraberlik olmak zorundayız.
Eski İran cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın sözleri ders verici:
“İran, MOSSAD ajanlarını temizlemek için bir birim kurmuştu.
Buranın başına getirilen kişi ve ekibi MOSSAD ajanı çıktı.”
Adamlar içten zaten kaleleri fethedilmiş…
Devlet kadrolarını gerçek vatansever, özel olarak yetiştirilmiş, donanımlı evlatlarımıza teslim etmek zorunluluğumuz olmuştur.
ABD&İsrail’in, İran’a yönelik harekatı başlamadan önce, “açıkça ve resmen” İran’ın yanında saf tutacaklarını ilan eden sadece iki Müslüman ülke vardı: Afganistan ve Pakistan!
Bu iki ülke, harekattan 24 saat önce birbiriyle savaşmaya başladı ve halen savaşıyorlar. ABD-İsrail’in ayakbağı olmaktan çıkarıldılar. İşte siyaset…
Savaş sadece bir çatışma değil, bir planlamadır.(Sun Tzu- MÖ:500) Boşuna dememiş.
İngiltere’nin Pakistan, ABD’nin Afganistan hakimiyeti, iki ülkeyi birbirine düşürerek İran’ın yanında saf tutmalarını engelledi. İngiltere’nin Hamas-İsrail politikası sonrası ABD-İsrail ortak eylemi, İngiltere ve ABD’nin asgari müşterekte buluştuğunu gösteriyor.
Pakistan delikanlıdır evet, ama Afganistan kurgulanmış islami yönetimi tamamen ABD güdümlü bir yapıdır.
Nasıl bir dünya ama…
İran’ın Arap ülkelerindeki ABD üslerini füze ve dronlarla vurdu. Görüldü ki ABD, bu bölgelerdeki kendi askeri üslerini bile koruyamadı. Arap ülkelerini mi koruyacak? Ya gücü yok veya bilerek koruma sağlamaz İsrail’e saldırıları bile önleyemediler.
ABD ve İsrail’in bütün ezberlerini bozan şeyler yaşanıyor.
Askeri üsleri, CIA/Mossad unsurlarını yerleri, radar ve iletişim aygıtları, Netanyahu’nun evi, İsrail’in nükleer üsleri, Amazon’un veri merkezi, İsrail’deki Mossad merkezleri, bütün bölgedeki ABD-İsrail lojistik merkezleri ve daha niceleri, İran tarafından ciddi bir isabet oranıyla vuruluyor. Bu İran’ın gizli silahları olduğunu gösteriyor ya da İran’a birileri gizliden olağanüstü teknolojik destek/yardım aktarmış yada aktarıyor.
Savaşın tarafları değişmezse yani AB ve İngiltere İran karşısına geçmezse, İsrail ABD’ni içinden çıkamayacağı bir felakete sürüklediğinin resmi olacak gibi görünüyor.
Ülkemin insanı her şeye hazır olmalı.
