Siyasetin Vicdanı: Rant mı, Sadakat mi?
- 13 Şubat 2026
GAZETECİ–YAZAR HASAN MESUT EKMEN’İN KALEMİNDEN
SİYASET
Siyaset…
Kimi için bir makam yarışı, kimi için bir güç gösterisi, kimi içinse hayatın merkezine yerleşmiş bir hesap alanı. Oysa hakikat bundan çok daha derindir. Siyaset; makam elde etme yarışı değil, milletin yükünü omuzlama iradesidir. Siyaset; çıkar devşirme alanı değil, emanet taşıma ahlakıdır.
Ancak her dönemde bu kutsal alanın içine iki farklı anlayış sızmıştır:
Biri millet için mücadele edenler…
Diğeri milleti kullanarak menfaat devşirenler…
Ve asıl imtihan tam da burada başlar.
Rantın Karanlığı
Rant; önce niyeti bozar.
Sonra dili değiştirir.
En sonunda davayı tüketir.
Başlangıçta küçük görünen hesaplar, zamanla büyük kırılmalara ve telafisi zor ihanetlere dönüşür. Menfaat kalbe girdiğinde sadakat zayıflar, vefa geri çekilir. Sözler değişir, bakışlar değişir, öncelikler değişir.
Liderinin yanında görünür ama arkasında hesap yapar.
Milletin elini sıkar ama gözünü koltuğa diker.
Hizmet konuşur ama çıkar düşünür.
İhanet çoğu zaman yüksek sesle gelmez.
Sessiz gelir.
İçten büyür.
Ve en tehlikelisi de budur.
Çünkü dışarıdan gelen tehditler görünürdür; tedbir alınabilir. Ama içeriden büyüyen çıkar ilişkileri, güven duvarlarını yıprata yıprata çökertebilir. Siyasetin ahlaki zemini kaydığında, geriye sadece güç mücadelesi kalır. Oysa siyaset güç değil, sorumluluk alanıdır.
Lidere İhanet, Davaya İhanettir
Bir liderin güvenini kazanmak yıllar alır. O güven, fedakârlıkla, emekle ve sadakatle inşa edilir. Fakat o güveni şahsi çıkar için kullanmak bazen bir anlık zaafla gerçekleşir.
Liderine sadık olmayan, millete nasıl sadık kalır?
Kendi menfaatini önceleyen, yarın milletin hakkını nasıl savunur?
Tarih defalarca göstermiştir ki; yapıları yıkan çoğu zaman dışarıdan gelen saldırılar değil, içeriden büyüyen ihanetlerdir. Lideri zayıflatmak davayı zayıflatmaktır. Güveni istismar etmek siyasetin temelini çökertmektir.
İhanet eden belki kısa vadede kazanır gibi görünür.
Bir mevki elde eder.
Bir koltuk kapar.
Bir imkân devşirir.
Ama uzun vadede itibarını kaybeder. Güvenini kaybeder. En önemlisi milletin duasını kaybeder. Ve milletin duasını kaybeden hiçbir siyasetçi gerçek anlamda güçlü değildir.
Akraba Bağlarıyla Daralan Siyaset
Siyaseti dar bir çevreye hapsetmek…
Liyakat yerine yakınlığı ölçü almak…
Kapıları millete kapatıp çıkar çevresine açmak…
Bu anlayış güç üretmez; çürüme üretir.
Bu yaklaşım büyütmez; küçültür.
Siyaset bir aile şirketi değildir. Siyaset, millet emanetidir. Emanet ise ehline verildiğinde anlam kazanır. Liyakat yerine sadakat adı altında kör bir yakınlık anlayışı hâkim olduğunda, kurumlar zayıflar, adalet duygusu zedelenir ve toplumun güveni sarsılır.
Bir siyasi yapı, halktan kopup dar bir kadronun çıkar ağına dönüştüğünde; artık temsil değil tahakküm üretmeye başlar. Oysa siyaset; halkın sesini yukarı taşımak için vardır, yukarıdaki dar bir grubun menfaatini aşağıya dayatmak için değil.
Gerçek Siyasetin Yolu
Gerçek siyasetçi; gidilmeyen yere gider.
Köyün en ücra mahallesinde çay içer.
Yetimin başını okşar.
Fakirin kapısını çalar.
Seçimden seçime değil, her zaman milletin içinde olur.
O, makamın değil milletin adamıdır.
O, rantın değil vicdanın tarafındadır.
O, liderinin arkasında hesap yapmaz; omuz omuza yürür.
Menfaat beklemez.
Pay hesabı yapmaz.
Koltuk değil, sorumluluk taşır.
Gerçek siyasetçi için makam bir sonuçtur; amaç değildir. O bilir ki asıl olan gönüllerde yer edinmektir. Çünkü kalıcı olan güç değil, güven; makam değil, itibardır.
Milletin Feraseti: Şaşmaz Terazi
Millet sadece oy veren kalabalık değildir.
Millet hafızadır.
Millet vicdandır.
Millet susar ama unutmaz.
Millet şuna bakar:
Zor günümde kim vardı?
Seçimden sonra kim kayboldu?
Dert anlatırken kim gözümün içine baktı?
Millet sözlere değil, izlere bakar.
Fotoğrafa değil, fedakârlığa bakar.
Kalabalığa değil, karaktere bakar.
Belki hemen konuşmaz.
Belki hemen tepki vermez.
Ama günü geldiğinde hükmünü verir.
Ve milletin verdiği hüküm, en kesin karardır.
Sandık sadece bir araçtır; asıl karar vicdanlarda verilir. Halkın gönlünde kaybeden, sandıkta kazansa bile aslında kaybetmiştir. Halkın gönlünde kazanan ise geçici yenilgilerden korkmaz.
SON MÜHÜR
Rant geçicidir.
Menfaat geçicidir.
Makam geçicidir.
Ama sadakat kalıcıdır.
Vefa kalıcıdır.
Milletin duası kalıcıdır.
Bugün hesap yapanlar yarın hesap verir.
Bugün ihanet edenler yarın yalnız kalır.
Bugün menfaatini öne koyanlar yarın tarihin dipnotu olur.
Ama millet için yürüyenler…
Liderine sadık kalanlar…
Davasını çıkarının önüne koyanlar…
Onlar sadece seçim kazanmaz.
Onlar gönül kazanır.
Ve unutulmasın:
Milletini unutan kaybeder.
Milletini önceleyen kazanır.
Siyaset emanettir.
Bu emanete ihanet edenler değil,
Bu emaneti onurla taşıyanlar ayakta kalacaktır.
Kalem susmaz.
Vicdan susmaz.
Millet asla unutmaz.
