ŞUBAT: SÖZCÜKLERİN ÜŞÜDÜĞÜ AY
Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk’ün kaleminden;
Şubat, takvimde kısa; yazınımızda ise uzun bir aydır. Soğuk, insanı içine döndürür; söz, bu ayda ya yanar ya donar. Şairler ve yazarlar, Şubat’ta susmuş gibi görünür ama geride bıraktıkları dizeler, tümceler hep konuşur.
Şubat, Türk edebiyatında yalnızca soğuk bir ay değildir; sözcüklerin içe çekildiği, sesin derinleştiği bir eşiktir. Bu ayda gidenler, susarak değil, ardında bıraktıkları dizelerle, tümcelerle konuşurlar. Şubat, yazınımızda vedanın bile ağırbaşlı olduğu aydır.
Cemal Süreya, Şubat’ın tam ortasında çekip gitmiştir. Şiiri, ateşle kar arasında bir yerde durur.
“Yalnızlık, bir ülke adıdır” derken, insanın iç coğrafyasıni tanimlar gibidir. Onun şiirinde sevda, bağırmaz; usulca üşür. Şubat, Cemal Süreya’nın dizelerinde bir mevsim değil, bir ruh hâlidir.
Cemal Süreya, Şubat’a yakışan o kırılgan cesaretle fısıldar:
“İnsan bazen yalnızca susarak anlatır kendini.”
Şiir, onun dizelerinde bir sığınak değil; bir yüzleşmedir. Şubat’ın soğuğu, bu suskunluğun üstüne çöker.
Garip kuşağının genç yaşta yitirdiği Muzaffer Tayyip Uslu da Şubat’ta susanlardandır.
“Yaşamak, bir şiiri tamamlayamamaktır bazen” duygusu siner dizelerine. Kısa ömrü, uzun bir eksikliktir Türk şiirinde. Şubat, onun için yarım kalan bir dizedir.
Sadri Ertem, toplumun sert yüzünü yazıya taşıyanlardandır. Şubat’ta aramızdan ayrılırken, ardında şunu hatırlatır: “İnsan, yaşadığı düzenin aynasıdır.”
Onun tümceleri, soğuk havada yüze çarpan gerçekler gibidir; kaçamazsınız.
Romanın diliyle konuşan Mehmet Seyda ise Şubat’ta sessizce çekilir edebiyattan.
“Hayat, yazıldığı gibi yaşanmaz” der gibidir satırları. Onun anlatılarında gündelik olan, derin bir yaraya dönüşür. Şubat, bu yarayı daha görünür kılar.
Bu ayda ölen Türk şair ve yazarlar, aslında Şubat’ı bize emanet eder. Her yıl bu ay geldiğinde, bir kitap daha ağır gelir ele; bir dize daha çok üşütür. Çünkü Türkçe, bazı vedaları özellikle Şubat’ta saklar.
Şubat geçer. Ama Cemal Süreya’nın sesi, Muzaffer Tayyip’in yarım dizesi, Sadri Ertem’in sert gerçeği kalır.
Takvim değişir; edebiyat kalır.
Şubat, bu yüzden sadece kış değildir. Türkçenin içe döndüğü aydır.
Şubat, animsamanın ayıdır belki de. Soğuk, belleği keskinleştirir; sözcükler yerini bulur. Bu ayda ölenler, aslında bu ayda kalmaz. Şubat geçer; dizeler kalır, paragraflar kalır. Takvim yaprakları düşer ama edebiyat düşmez. Çünkü kimi insanlar, öldükleri ayla değil, bıraktıkları dizelerle, tümcelerle yaşarlar.
Şubat, bu yüzden yalnızca bir mevsim değildir. Yazınımızın belleğidir.
Üşüyen ellerimizle kitap sayfalarını çevirirken, onların sesini duyarız: “Buradayız,” derler,” Sözcüklerin olduğu yerde, ölüm yoktur.”
Bu ayda yitirdiğimiz yerli ve yabancı yazar ve şairleri, saygı, sevgi, özlemle anıyorum. Bıraktıkları yapıtlarla ölümsüzlestiler. Yıldızlara yoldaş oldular. Işıklar içinde uyusunlar.
Zeki BAŞTÜRK
