6 Şubat’ın Üzerinden Üç Yıl Geçti: Yıkım Geçmedi, Sorular Hâlâ Yanıtsız
Saat 04.17’de Kalan Ülke
6 Şubat’ın Üzerinden Üç Yıl Geçti: Yıkım Geçmedi, Sorular Hâlâ Yanıtsız
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve Türkiye tarihinin en büyük felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçen depremlerin üzerinden üç yıl geçti. Aradan geçen zamana rağmen, on binlerce insanın hayatını kaybettiği, milyonlarca yurttaşın evsiz kaldığı bu büyük yıkımın izleri ne şehirlerden silindi ne de toplumun hafızasından çıktı. Depremin ardından yaşanan ihmaller, geciken müdahaleler ve hâlâ çözülemeyen yapısal sorunlar kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.
Bir Ülkenin Uyandığı An: 04.17
Türkiye, 6 Şubat 2023 sabahına karşı saat 04.17’de, uykuda yakalandığı bir felaketle sarsıldı. Kahramanmaraş merkezli 7.7 büyüklüğündeki ilk deprem, ardından gelen 7.6 büyüklüğündeki ikinci sarsıntıyla birlikte Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep, Kahramanmaraş başta olmak üzere 11 ili etkileyen geniş bir coğrafyada büyük bir yıkıma yol açtı.
Dakikalar içinde binlerce bina yerle bir oldu. Sokaklar, caddeler ve mahalleler haritadan silinirken, resmi rakamlara göre on binlerce insan yaşamını yitirdi, yüz binlerce bina ağır hasar aldı. Milyonlarca insan bir gecede evsiz kaldı.
Ancak yıkılan sadece binalar değildi. Şehirlerin hafızası, mahalle kültürü, komşuluk ilişkileri ve toplumsal bağlar da enkaz altında kaldı. Enkazdan yükselen “Sesimi duyan var mı?” çığlıkları, Türkiye’nin kolektif hafızasına kazındı.
İlk Saatler, Kritik Gecikmeler
Depremin hemen ardından başlayan arama kurtarma çalışmaları, özellikle ilk 48 saatte yaşanan koordinasyon eksikliği nedeniyle yoğun eleştirilere konu oldu. Bazı bölgelere ekiplerin ve ağır iş makinelerinin günler sonra ulaşabilmesi, enkaz altında canlı kurtarılabilecek birçok insanın hayatını kaybetmesine neden oldu.
Soğuk hava koşulları, yetersiz barınma alanları, temiz su ve gıda sıkıntısı felaketin etkisini daha da derinleştirdi. Çadır ve konteyner eksikliği, binlerce depremzedenin günlerce açık alanda, olumsuz hava koşullarında yaşam mücadelesi vermesine yol açtı.
Uzmanlar, afetin büyüklüğüne rağmen afet yönetim sisteminin yetersiz kaldığını, kriz anında karar alma ve sahaya müdahale mekanizmalarının işlemediğini sıkça dile getirdi.
Sessiz Mağdurlar: Hayvanlar
Deprem bölgesinde sadece insanlar değil, evcil hayvanlar, sokak hayvanları ve çiftlik hayvanları da felaketin sessiz mağdurları oldu. Yıkılan binalarla birlikte barınaklar çöktü, ahırlar enkaz altında kaldı. Günlerce aç ve susuz kalan hayvanlar için gönüllü veterinerler ve hayvan arama kurtarma ekipleri seferber oldu.
Bu süreçte Türkiye’nin dört bir yanından gelen gönüllüler, sınırlı imkânlara rağmen yüzlerce hayvanı enkazdan kurtardı. Bu dayanışma örnekleri, felaketin ortasında insanlık adına umut veren anlara sahne oldu.
Dayanışma: Devletin Yerine Geçen Vicdan
Depremin ardından toplumun gösterdiği dayanışma ise dikkat çekiciydi. Madenciler, itfaiyeciler, sağlık çalışanları, gönüllü arama kurtarma ekipleri ve isimsiz kahramanlar günlerce enkaz başında görev yaptı. Türkiye’nin dört bir yanından yardım tırları bölgeye akarken, vatandaşlar imkânlarını seferber etti.
Ancak bu dayanışma tablosu, aynı zamanda kamusal organizasyon eksikliğini de gözler önüne serdi. Uzmanlara göre deprem, doğal bir afet olmasına rağmen, ihmaller zinciri nedeniyle büyük bir felakete dönüştü.
Felaketin Asıl Nedeni: Denetimsizlik ve Plansızlık
Depremin ardından yapılan teknik incelemeler, yıkımın en büyük nedeninin denetimsiz yapılaşma, imar afları ve bilimsel kriterlerden uzak kentleşme olduğunu ortaya koydu. Aynı bölgede yan yana bulunan binalardan birinin ayakta kalması, diğerinin tamamen çökmesi bu gerçeği acı bir şekilde gösterdi.
Uzmanlar, “deprem öldürmez, bina öldürür” sözünü bir kez daha hatırlatarak, yıllardır görmezden gelinen uyarıların bedelinin ağır ödendiğini vurguladı.
Üç Yıl Sonra: Yeniden İnşa mı, Yeni Sorunlar mı?
Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, yeniden inşa süreci hâlâ tartışma konusu. Binlerce depremzede yaşamını konteyner kentlerde sürdürürken, kalıcı konutların tesliminde yaşanan gecikmeler tepkilere yol açıyor.
Öte yandan, kentlerin yeniden inşasında tarihi ve kültürel dokunun göz ardı edildiği, beton ve rant odaklı projelerin ön plana çıktığı yönündeki eleştiriler kamuoyunda sıkça dile getiriliyor. Uzmanlar, aceleyle yapılan projelerin yeni riskler doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
Unutulmayan Acı, Bitmeyen Sorumluluk
6 Şubat depremleri, Türkiye için yalnızca bir tarih değil; toplumsal hafıza ve sorumluluk çağrısı olarak görülüyor. Hayatını kaybeden binlerce insanın anısı, güvenli şehirler kurma zorunluluğunu her yıl yeniden hatırlatıyor.
Uzmanlara göre benzer acıların tekrar yaşanmaması için:
-
Yapı denetim sistemlerinin bağımsız ve etkin hale getirilmesi
-
Afet yönetim mekanizmalarının güçlendirilmesi
-
Yerel yönetimlerin bilimsel planlama esas alması
-
Toplumun her kesiminin afet bilinciyle donatılması
hayati önem taşıyor.
Üç Yıl Sonra Aynı Soru
Depremin üçüncü yılında da aynı soru gündemdeki yerini koruyor:
Bu büyük acıdan gerçekten ders alındı mı?
Yanıt, yapılan açıklamalarda değil; atılacak somut adımlarda gizli.
Güvercin Postası Haber
📌 İhbar Hattı: 0551 881 79 19
