Bebeğe Kayyum: Dün Linç, Bugün Sessizlik

  • 03 Şubat 2026
Bebeğe Kayyum: Dün Linç, Bugün Sessizlik

Araştırmacı gazeteci Murat Çakmak kaleme  aldı…

Geçen yıl bu zamanlar, “bebeğe kayyum” meselesi üzerinden ulusal basında uzun süre konuşuldum. Daha doğrusu konuşulmadım; açıkça linç edildim.

Fatih Altaylı’dan çeşitli köşe yazarlarına kadar birçok isim, meseleyi tartışmak yerine beni hedef göstermeyi tercih etti. Ulusal basında, sorgulamaya kapalı, refleksif ve neredeyse organize bir linç kampanyası yürütüldü. Kimse ne söylediğime bakmadı; neyi neden söylediğimi anlamaya çalışmadı.

Bugün aynı çevrelere şunu söylüyorum:
Samimiyseniz, bunları da yayınlayın.

O günlerde hakaret edenler, küfür edenler meseleyi bilmedikleri için değil; bilmek istemedikleri için bunu yaptı. Çünkü algıyla çalışan bir zihin sorgulamaz. Ezberi tekrar eder, kalabalığın yönüne bakar ve oradan vurur.

Bugün tabloya baktığımda aynı refleksi yeniden görüyorum. Epstein sapıklığı patlak verdiğinde paylaşım yapanların önemli bir kısmı yine bilgi için değil, etkileşim için konuşuyor. Dün linç eden akıl, bugün de sorgulamıyor.

Topuk Kanı Meselesi Neden Tartışıldı?

Geçen yıl, bebeğime kayyum atandığı dönemde Kemal Özer’in YouTube kanalında açıkça anlattım:
Neden topuk kanı aldırmadığımı.

Tıbb-ı Nebevî’de de, kadim tıp anlayışlarında da “topuğu del” diye bir uygulama yoktur. Bu noktada, İsrailiyyat kaynaklarında (muharref Tevrat metinlerinde) geçen şu ifadeler dikkat çekicidir:

“Seninle kadın arasına,
senin soyunla onun soyu arasına düşmanlık koyacağım.
Onun soyu senin başını ezecek,
sen de onun topuğuna saldıracaksın.”
(Tekvin / Bereşit 3:15)

Öte yandan Geleneksel Çin Tıbbı, böbrek meridyeninin ayağın tabanı ve topuk üzerinden başladığını; bu hattın yaşam özü (Jing) ve üreme fonksiyonlarıyla ilişkili olduğunu söyler. Ben, bu olasılıkları dikkate aldığım için topuğun delinmesine karşıyım.

Modern tıp da zaten olasılıklar ve istatistikler üzerinden ilerler. O hâlde, kadim tıptaki olasılıkları neden peşinen çöpe atıyoruz?

Asıl Soru Şu: Tedavisi Var mı?

Topuk kanında arandığı söylenen altı genetik hastalığın tedavisi var mı?
Örneğin SMA.

Dr. Uğur Yılmaz da genetik geçişli birçok hastalığın tedavisinin olmadığını açıkça söylemektedir.

Zaten mesele yalnızca topuk kanı meselesi değildir.

Biz, klinik bulgu olmadan, acil bir durum yokken, gereksiz hiçbir tıbbi müdahaleyi kabul etmiyoruz. Bu noktada “hastaneye gitmeyin diyenler” yaftası atanlar için de not düşmüş olayım: Böyle bir iddiamız hiçbir zaman olmadı.

Güven Sorunu Nereden Doğdu?

Adana’daki çocuk kaçırma iddiaları yeni değil. Yenidoğan çeteleri yeni değil. Depremde kaybolan çocukların Hollanda’da ortaya çıktığına dair haberler de basında yer aldı.

Benim bebeğim 2024 yılında dünyaya geldi. Epstein ağı ile Dünya Sağlık Örgütü arasında bağlantı olduğunu düşündüğüm için, dayatılan zorunlulukları kabul etmedim.

Bana “bilim dışı”, “cahil”, “yobaz” diyenler şunu hatırlasın:
KRT TV’de, Amerika’da aşılarla otizm arasında ilişki kuran bilim insanlarının varlığını dile getirdim.

Bugün gelinen noktada, ABD’de aşı dozlarının 70’ten 11’e düşürüldüğü açıklandı.

Bilim Put Değildir

Bilim, modern tıpla başlamadı.
Ve bilim, kesinlik demek değildir.

Bilim, bugün söylediğini yarın terk edebilir.
Ama sorgulamayan kitleler, bunu asla kabul etmez.

“Bilim” diyerek gelenlerin, önce bilimin ne olduğunu öğrenmesi gerekiyor.

Ben bir yıl boyunca doğru bildiğimin üzerine gittim. Çıktığım her yayında da bunu söyledim. Bugün gündem olan birçok başlık, dün linç edildiğim konuların birebir aynısıdır.

Şimdi yaşananlardan sonra benim vicdanım rahat.

Gerisini herkes kendi vicdanına sorsun.


Murat Çakmak
Köşe Yazarı

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ