İmar Düzeni Çökmüştür
Milyonlarca Vatandaş Devlet Eliyle Mağdur Edilmektedir
İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Türkiye genelinde milyonlarca yurttaşın imar mevzuatındaki plansızlık, çelişki ve yasal boşluklar nedeniyle açık bir hak kaybına uğratıldığını belirterek, “Bu artık münferit bir sorun değil, kronikleşmiş bir devlet krizidir” sözleriyle çok sert bir açıklama yaptı.
Hacıoğlu, özellikle Büyükşehir Yasası sonrası kırsal alanlarda yaşanan imar kaosunun görmezden gelindiğini vurgulayarak, “Vatandaş kendi toprağında suçlu ilan edilmiştir. Bu kabul edilemez” dedi.
BÜYÜKŞEHİR YASASI: BİR GECELİK KARARLA MİLYONLAR SUÇLU İLAN EDİLDİ
2014 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası’nın, köyleri mahalleye dönüştürmesine rağmen bu alanlara uygun imar planlarının yıllarca yapılmadığını hatırlatan Hacıoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Bir gecede köyler mahalle yapıldı ama plan yapılmadı. Sonuç ne oldu? Vatandaşın evi, ahırı, samanlığı bir anda kaçak yapı sayıldı. Köydeki bir ev, şehir merkezindeki apartmanla aynı mevzuata tabi tutuldu. Bu açık bir akıl tutulmasıdır.”
Bu plansızlığın sonucu olarak:
-
İdari para cezaları,
-
Yıkım kararları,
-
Elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerinin iptali,
-
Bitmeyen dava süreçleri
milyonlarca vatandaşın hayatını kilitledi.
“Bu bir vatandaş hatası değil, belediyelerin plan üretmemesinden kaynaklanan ağır bir sistem suçudur” dedi.
![]()
İMAR BARIŞI DEVLETE GÜVENİN TABUTUNA ÇAKILAN ÇİVİ OLMUŞTUR
2018 yılında çıkarılan İmar Barışı düzenlemesinin, milyonlarca yurttaşın devlete güvenerek başvurduğu bir süreç olduğunu hatırlatan Hacıoğlu, daha sonra Yapı Kayıt Belgelerinin iptal edilmesini sert sözlerle eleştirdi:
“Vatandaş parasını ödedi, belgesini aldı. Devlet ‘tamam’ dedi. Sonra ne oldu? Yargı kararlarıyla belgeler iptal edildi. Bu, hukuki güvenlik ilkesinin açık ihlalidir.”
Bu uygulamanın sonuçları ise ağır oldu:
-
Devlete olan güven sarsıldı,
-
Aynı vatandaşlar yeniden kaçak yapı sahibi ilan edildi,
-
İnsanlar ikinci kez cezalandırıldı.
“Devlet verdiği sözü tutmak zorundadır. İmar Barışı bir lütuf değil, devlet taahhüdüdür” dedi.
AYM KARARI: DEVLET SORUMLULUĞU VATANDAŞIN ÜZERİNE YIKMIŞTIR
23 Temmuz tarihli Anayasa Mahkemesi kararına da sert tepki gösteren Hacıoğlu, yapı güvenliğinin tamamen maliklerin sorumluluğuna bırakılmasının gerçeklikten kopuk olduğunu ifade etti:
“Plan yok, ruhsat yok. Peki bu vatandaş nasıl güvenli yapı yapacak? Devlet plan yapmıyor, sonra diyor ki ‘güvenlik senin sorumluluğun’. Bu açıkça vatandaşı çıkmaza sürüklemektir.”
Hacıoğlu, devletin görevinin cezalandırmak değil, güvenli ve yasal yapılaşmanın önünü açmak olduğunu vurguladı.
PANDEMİ SONRASI KIRSALA DÖNÜŞ ENGELLENMEKTEDİR
Pandemi sonrası kırsala yönelimin arttığını, ancak güncellenmeyen imar mevzuatının vatandaşın önünü tamamen kapattığını belirten Hacıoğlu, tabloyu şu sözlerle özetledi:
“Vatandaş kendi tarlasına küçük bir ev bile yapamıyor. Basit bir barınak dahi şehirdeki gökdelenle aynı mevzuata tabi. Bu akıl dışıdır.”
Bu durumun:
-
Yaşam hakkını ihlal ettiğini,
-
Tarımı ve hayvancılığı baltaladığını,
-
Kırsal kalkınma hedefleriyle açıkça çeliştiğini
belirtti.
KAYIT DIŞI YAPILAR HAZİNE İÇİN KAYIP, DEVLET İÇİN ZAAFTIR
Türkiye genelinde milyonlarca yapının kayıt dışı olduğuna dikkat çeken Hacıoğlu, bunun doğrudan:
-
Vergi kaybı,
-
Denetimsizlik,
-
Kaçak elektrik ve su kullanımı,
-
Çarpık kentleşme
anlamına geldiğini söyledi.
“Devlet bu yapıları görmezden gelerek değil, kayıt altına alarak kazanır. Çözüm son derece nettir” diyen Hacıoğlu, kayıt altına alınacak yapılarla Hazine’ye milyarlarca lira gelir sağlanacağını vurguladı.
İMAR YASASINA TAKILANLAR DERNEĞİ’NİN NET TALEPLERİ
Genel Başkan İbrahim Hacıoğlu, taleplerini şu maddelerle açıkladı:
-
Büyükşehir Yasası’nın doğurduğu kırsal mağduriyetler derhal giderilmeli, kırsal alanlara özel imar düzenlemesi yapılmalıdır.
-
2018 İmar Barışı kapsamındaki Yapı Kayıt Belgeleri için hakkaniyetli ve kalıcı bir çözüm üretilmelidir.
-
Belediyeler plan yapmaya zorlanmalı, plansızlık bir mazeret olmaktan çıkarılmalıdır.
-
Kırsalda yaşamı cezalandıran mevzuat yerine makul, uygulanabilir ve insan odaklı bir imar modeli hayata geçirilmelidir.
-
Tüm yapılar kayıt altına alınmalı, devlet de vatandaş da nefes almalıdır.

“BU MESELE SİYASET ÜSTÜDÜR”
Açıklamasını sert ama net bir çağrıyla sonlandıran Hacıoğlu şu ifadeleri kullandı:
“Bu mesele siyaset üstüdür. Milyonlarca insanın geleceği söz konusudur. Bu bir mağduriyet çığlığı değil, çözüm çağrısıdır. Devlet bu yükten kaçamaz. Meclis bu sorumluluktan kaçamaz.”
