Alper Özüpak’tan Sert Çıkış: “Emekli ve Emekçi Siyasetin Dolgu Malzemesi Değildir!”
Emekli ve Emekçi Dernekleri Federasyonu (EMEDFED)
Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Alper Özüpak, emekli ve emekçilerin içine sürüklendiği derin yoksulluk, açlık ve güvencesizlik düzenine karşı sert ifadelerle yüklendi.
Özüpak, yaptığı açıklamada emekli ve emekçilerin yıllardır bilinçli şekilde siyasetin “dolgu malzemesi” hâline getirildiğini belirterek, “Gücünün farkında olmayan her toplum yönetilir, sömürülür ve susturulur. Bugün emekli ve emekçilerin yaşadığı tam olarak budur” dedi.
“Biz Hayatta Kalma Hesabı Yapıyoruz, Onlar Refah İçinde Yaşıyor”
Alper Özüpak, emekli ve emekçilerin artık geçinmeyi değil hayatta kalmayı hesapladığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Bugün emeklinin ve emekçinin tek gündemi açlık, sefalet ve gelecek korkusudur. Kendi yarınımızı değil, çocuklarımızın aç kalıp kalmayacağını düşünüyoruz. Buna karşın ülkeyi yönetenlerin ne kendileri ne de çocukları için böyle bir kaygısı vardır. Siyasetle elde edilen ayrıcalıklar, yüksek maaşlar ve devlet imkânlarıyla kendilerine dokunulmaz bir konfor alanı inşa etmişlerdir.”
“Biz Oy Veriyoruz, Onlar Zenginleşiyor”
Özüpak, mevcut düzenin emekli ve emekçilerin oylarıyla ayakta tutulduğunu açık sözlülükle dile getirdi:
“Emekli ve emekçi oy veriyor, siyasetçi güçleniyor. Emekli ve emekçi yoksullaşıyor, siyasetçi zenginleşiyor. Biz kemer sıkıyoruz, onlar ülkenin bütçesini kendi çevrelerine aktarıyor. Sonunda bizden sabır bekleyen ama bize sefalet reva gören bir düzen kuruluyor.”
“Açlığın Sağı Solu Yok, Ama Zenginliğin Hâlâ Var”
Özüpak, yoksulluğun siyaseti olmadığını vurgulayarak, iktidar–muhalefet ayrımı üzerinden yapılan sahte tartışmalara da sert çıktı:
“Açlığın sağı solu kalmamıştır. Ancak zenginliğin hâlâ sağı solu vardır. Siyaseti kullanarak zenginleşen herkes, hangi rozetle olursa olsun aynı çürümüş düzenin parçasıdır.”
“Gerçek Güç Sandıkla Sınırlı Değildir”
Alper Özüpak’a göre emekli ve emekçilerin asıl gücü yalnızca sandıkta değil; örgütlü duruşta, farkındalıkta ve nitelikli kitlesel eylemdedir:
“Emekli ve emekçiler siyasetin dolgu malzemesi olmayı reddettiği gün, hak için, yaşam için ve insanca bir gelecek için yan yana durduğu gün bu ülkenin siyasetçileri bizi hatırlamak zorunda kalacaktır.”
“Sadaka Değil Hak, Pansuman Değil Kalıcı Çözüm”
Özüpak açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“O gün geldiğinde emekli ve emekçinin yaşam hakkı bir ‘yük’ değil, devletin önceliği olacaktır. Sadaka değil hak, geçici pansumanlar değil kalıcı çözümler konuşulacaktır.
Her şey, emekli ve emekçiler gücünün farkına vardığında değişecektir. İşte o zaman bu düzen gerçekten sarsılacak ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.”
