BU BİR CİNAYET DEĞİL, İNSANLIK SUÇUDUR

  • 24 Ocak 2026
BU BİR CİNAYET DEĞİL, İNSANLIK SUÇUDUR

Bu anlatılan, sıradan bir adli vaka değildir.
Bu, kadına yönelik şiddetin ulaştığı en vahşi, en karanlık, en çürümüş noktadır.
Toplumun gözünün içine bakarak işlenmiş bir insanlık suçudur.

Bir kadının başının kesilmesi, bedeninin çöp poşetlerine sarılıp konteynere atılması;
öfke, cinnet, anlık sinir, bireysel sapkınlık gibi kelimelerle aklanamaz, hafifletilemez, geçiştirilemez.
Bu eylem; kadını insanlıktan çıkaran, onu yok edilebilir, silinebilir, atılabilir gören örgütlü bir zihniyetin imzasıdır.

Bu vahşet yalnızca bıçakta değildir.

Bu vahşet:

  • Cezasızlık düzenindedir,

  • “Aman büyütmeyelim” diyen kirli dilde,

  • “Ama o da…” diye başlayan suç ortaklığında,

  • Şiddeti “münferit” diyerek normalleştiren sistematik körlüktedir.

Ortada sadece bir beden yoktur.
Ortada parçalanmış bir insanlık vardır.

Kimliği henüz açıklanmamış olabilir.
Ama bu onu “isimsiz” yapmaz.
O kadın;
birinin kızıydı,
birinin annesi,
birinin kardeşi,
birinin sevgilisiydi.

O, bugün hayatta kalan binlerce kadının korkusunun ete kemiğe bürünmüş halidir.

Artık lafı dolandırmanın anlamı yok:

 Bu bir “asayiş olayı” değildir.
 Bu bir “aile içi mesele” değildir.
 Bu; erkek şiddetinin, kadın düşmanlığının ve toplumsal çürümenin doğrudan sonucudur.

Ve artık şu gerçek açıkça söylenmelidir:
Kadınlar öldürülmüyor.
Kadınların öldürülmesine izin veriliyor.

Bu bir anlık öfke değildir.
Bu bir günlük tepki değildir.

Bu bir isyandır.
Bu bir hesap sorma çağrısıdır.

Yeter artık.
Yaşamak istiyoruz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ