EKREM HAYRİ PEKER GÖZÜYLE: BURSA’DA EDEBİYATIN DİRENİŞ HATTI VE AKATALPA’NIN 26 YILLIK HAFIZASI

  • 20 Ocak 2026
EKREM HAYRİ PEKER GÖZÜYLE: BURSA’DA EDEBİYATIN DİRENİŞ HATTI VE AKATALPA’NIN 26 YILLIK HAFIZASI

Bursa, sanayi kenti kimliğinin gölgesinde kalmış gibi görünse de, edebiyat ve düşünce dünyasında süreklilik gösterebilen ender yayınlara ev sahipliği yapmış bir şehir. Bugün geriye dönüp baktığımızda, bu sürekliliği sağlayabilmiş dergilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Ancak tam da bu nedenle, ayakta kalabilen her yayın, yalnızca bir dergi değil; aynı zamanda bir kültür belleği, bir direniş hattı olarak okunmayı hak ediyor.

Bu çerçevede Bursa’da aylık yayımlanarak 2026 yılı itibarıyla 26. yaşına giren Akatalpa, 18. yılına ulaşan Eliz ve 16. yılını sürdüren Çini Kitap, kentin edebiyat atlasında özel bir yere sahip. Daha geriye gidersek, 1986–2014 yılları arasında farklı periyotlarla yayımlanan Öner Sanat dergisi de bu hafızanın önemli duraklarından biri olarak anılmalıdır.

AKATALPA’NIN DOĞUŞU: BİR ODA, BİR İRADE, BİR İTİRAZ

Akatalpa’nın hikâyesi, yalnızca bir yayın serüveni değildir; aynı zamanda merkezi edebiyat anlayışına karşı geliştirilmiş bilinçli bir duruştur. İsmini, kökleri derinde olan Katalpa ağacından aldığı düşünülebilecek dergi, Yeni Biçem dergisinin 72 sayı ve 6 yıl süren yayın hayatının sona ermesinin ardından, Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin 324 numaralı odasında doğmuştur.

O dönemde fakültenin dekanı Prof. Dr. Ali Özçelebi, derginin yalnızca idari değil, düşünsel hamilerinden biri olmuştur. Akatalpa’nın kurucu kadrosunda Ali Özçelebi, Ramis Dara, Melih Elal ve Serdar Ünver yer alır. Bu isimler, Bursa merkezli bir edebiyat odağının mümkün olduğunu göstermek üzere yola çıkmışlardır.

“AKATALPA MI?”: HEDEFİ AÇIK BİR YAYIN

Derginin çıkış manifestosu sayılabilecek, Ramis Dara imzalı “Akatalpa mı?” başlıklı yazı, daha ilk sayıda derginin duracağı yeri net biçimde ilan eder:

“Kim sentetik ve üstelik benbenci bir edebiyatın, bir şiir ortamının yanında, hatta karşısında, sahih ve sahici bir edebiyat-şiir ortamı yaratamayacağımızı ileri sürebilir!”

Bu cümle, Akatalpa’nın yalnızca bir yayın değil; bir itiraz, bir alternatif edebiyat alanı olma iddiasını ortaya koyar.

İLK SAYI VE EDEBİYAT HARİTASI

Ocak 2000 tarihli ilk sayıda Sina Akyol, Hüseyin Peker, Salih Bolat, Hilmi Haşal, Serdar Ünver, Mehmet Mümtaz Tuzcu gibi isimlerin şiir ve yazılarına yer verilmiştir. Aynı sayıda, İhsan Üren tarafından hazırlanan ve “Şiirimizde 1999 Ufuk Turu” başlığını taşıyan özel ek, dönemin şiir panoramasını sunan önemli bir belge niteliğindedir.

OKURLUKTAN TANIKLIĞA: KİŞİSEL BİR HATIRA

Benim Akatalpa ile ilişkim bir yazar olarak değil, uzun süre okur olarak kuruldu. Kuruculardan Melih Elal, Yerel Gündem 21’in (sonrasında Kent Konseyi) okuma grubu başkanıydı. Dergiyi bir dönem Sönmez İş Sarayı’ndaki Asa Kitabevi’nden düzenli olarak temin ettim, bir süre de abonesi oldum. Bu, yalnızca dergi okurluğu değil; bir düşünce çevresine tanıklık anlamına geliyordu.

KAYIPLAR, AYRILIKLAR VE YENİ YOLLAR

Zaman içinde derginin çevresinde önemli kırılmalar yaşandı. Ali Özçelebi’nin 3 Kasım 2006’daki vefatı, ardından Melih Elal’ın 12 Mart 2008’de hayata veda etmesi, Akatalpa’nın kadrosunda ve yöneliminde belirleyici oldu. Bu süreçte bazı yazarlar ayrılarak Eliz dergisini çıkardı. Ne yazık ki bizde ayrılıklar çoğu zaman olduğu gibi dostça yaşanmadı.

Bugün Akatalpa, dijital dergi olarak yayın hayatını sürdürüyor.

RAMİS DARA VE “TAŞ YAZILAR”

Akatalpa’nın yayın yönetmenliğini, kuruluşundan bu yana Akademisyen Ramis Dara yürüttü. Dara’nın 2000–2020 yılları arasında yazdığı sunuş yazıları, “Taş Yazılar” adıyla kitaplaştırıldı. İlk 37 sayıda imza yerine “Wingdings” fontuyla yazılmış Akatalpa adını kullanan Dara, daha sonra yazılarını kendi ismiyle yayımlamayı tercih etti.

Kitapta, benim için ayrıca anlamlı bir ayrıntı da, İnegöl Ortaokulu’ndaki matematik öğretmenim Nadir Gezer’in adına rastlamak oldu. Bu, edebiyatın bireysel hafızalarla nasıl kesiştiğini gösteren küçük ama kıymetli bir ayrıntıdır.

YERELLİK, MERKEZ VE MEYDAN OKUMA

Ramis Dara, yerelliği savunur; İstanbul merkezli edebiyat anlayışına açık bir meydan okuma getirir:

“Üsküdarcılara, Beyoğluculara, Kadıköycülere… Şimdi biz de diyoruz ki, buyurun burada da Bursa var!”

Dara’ya göre edebiyat, mekânsız bir soyutluk değil; şehirle, kasabayla, hatta köyle birlikte düşünülmelidir. “Bursa ve edebiyat” denildiğinde akla hemen Tanpınar gelmesini yeterli bulmaz; bugünün yazarlarına sorumluluk yükler.

ELEŞTİRİ, ŞİİR VE SORUMLULUK

Dara’nın eleştiri anlayışı nettir:
Eleştirmenlik, kişilere bağlı bir memuriyet değildir. Ona göre gerçek eleştirmen, eleştirdiği şairden daha donanımlı olmalıdır. Şiir yıllıklarını açıkça eleştirir; hatta “Şiir yıllıkları çöpe” der.

Şair adaylarını ise sert biçimde uyarır:

“Yazı dilini kendi içinde yetkinleştiremeyenlerin yazacakları şeyler şiire zarar verecek, şiiri bir sanat olarak zayıflatacaktır.”

SONUÇ YERİNE: AKATALPA BİR DERGİDEN FAZLASIDIR

Akatalpa, Bursa’da yalnızca bir edebiyat dergisi değildir.
Bir direnç, bir yerel bilinç, bir karşı-merkez denemesidir.
26 yıllık bu yolculuk, edebiyatın ancak ısrarla, inatla ve sorumlulukla sürdürülebileceğini gösteren somut bir örnektir.

Bursa’nın edebiyat tarihinde Akatalpa’nın yeri, sayfa sayısıyla değil; bıraktığı iz ve açtığı tartışmalarla ölçülmelidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ