Bu Bir Eğitim Politikası Değil
Özkan Rona: “Bu Bir Eğitim Politikası Değil, Çocukları Yoksulluğa, İtaate ve Sömürüye Teslim Etme Projesidir”
Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona, 2025–2026 Eğitim Öğretim Yılı birinci dönemine ilişkin yayımladığı sert değerlendirmede, Millî Eğitim Bakanlığı’nı kamusal eğitimi bilinçli biçimde tasfiye etmekle, çocukları yoksulluk, piyasalaşma ve ideolojik kuşatma üçgenine hapsetmekle suçladı. Rona, “Türkiye’de eğitim artık bir hak değil; parası olanın erişebildiği, yoksulun dışlandığı, çocuğun emeğinin sömürüldüğü bir piyasaya dönüştürülmüştür” dedi.
“Parası Olan Okula Giriyor, Yoksul Çocuk Sistemden Atılıyor”
MEB verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 18 milyon öğrenci örgün eğitim kapsamındayken, 611 bini aşkın çocuk zorunlu eğitim çağında olmasına rağmen okul dışında. Özkan Rona’ya göre bu tablo bir tesadüf değil, bilinçli bir siyasi tercihin sonucu.
“Devlet okullarında ‘bağış’, ‘kayıt parası’ adı altında velilerden 10 bin ile 100 bin TL arasında para toplanıyor. Aileler çocuklarına beslenme çantası bile hazırlayamaz hale gelmişken, MEB hâlâ ‘parasız eğitim’ masalı anlatıyor. Anayasa fiilen askıya alınmıştır.”
Okula Başlamak 65 Bin TL: Eğitim Lüks Haline Geldi
Eğitim-İş’in araştırmasına göre 2025–2026 eğitim yılı başında bir öğrencinin okula başlama maliyeti 65 bin TL’ye dayandı. Kırtasiye fiyatları bir yılda %60 arttı, sadece kırtasiye ve okul kıyafeti giderleri asgari ücretin neredeyse tamamına ulaştı.
“Bu ülkede artık çocuk okutmak bir lüks haline getirildi. Yoksul ailelere verilen mesaj nettir: ‘Çocuğunu okutamıyorsan sistemden çek.’”
Özel Okullar Denetimsiz, Tarikat Okulları Teşvik Ediliyor
Özel okul oranı %20’ye yaklaşırken, ücretler denetimsiz biçimde fahiş seviyelere çıktı. Rona, Milli Eğitim Bakanı’nın velileri açıkça tarikat ve cemaat okullarına yönlendirdiğini vurguladı:
“1,5 milyon TL’lik özel okul ücretlerine itiraz eden velilere ‘600 bin liraya okul var’ deniliyor. Bu, eğitimi tarikatlara teslim etmenin itirafıdır.”
Açık Lise ve MESEM: Çocukları Okuldan Koparma Mekanizması
Açık liselerin örgün eğitimin alternatifi haline getirildiğini belirten Rona, MESEM’leri ise açıkça çocuk işçiliği düzeni olarak tanımladı.
“MESEM’lerde 500 bine yakın çocuk haftanın büyük bölümünü işyerlerinde geçiriyor. Bugüne kadar 17 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Buna rağmen Bakanlık bu sistemi savunuyor. Bu, devlet eliyle çocuk emeğinin sömürülmesidir.”
Taşımalı Eğitim, İkili Eğitim, Hayalet Sınıflar: Hak İhlali Üstüne Hak İhlali
2025–2026 döneminde 564 bin öğrenci her gün kilometrelerce yol gitmek zorunda bırakıldı. Büyükşehirlerde eğitim, servis ücretleri üzerinden bir zulüm rejimine dönüştü. İkili eğitim uygulaması ise hâlâ sürüyor.
“Çocuklar gün doğmadan yola çıkıyor, karanlıkta evlerine dönüyor. Ders süreleri kısaltılıyor, öğrenme kayıpları telafi edilmiyor. Bu bir pedagojik ihlal değil, açık bir çocuk hakkı ihlalidir.”
Okullar Pis, Aç ve Güvensiz
Kadrolu yardımcı personel yok, okullarda sabun ve tuvalet kâğıdı dahi bulunamıyor. Ücretsiz okul yemeği hâlâ hayata geçirilmedi, temiz içme suyu dahi birçok okulda yok.
“Aç çocuk öğrenemez. Susuz çocuk okula aidiyet geliştiremez. Devlet en temel sorumluluğunu yerine getirmiyor.”
Şiddet Patladı, Öğretmenler Hedefte
Okullarda öğretmenlere yönelik tehdit, darp ve silahlı saldırılar artarken, öğretmeni koruyacak etkili bir hukuki mekanizma hâlâ yok.
“Öğretmenler CİMER ihbarlarıyla, velilerin baskısıyla, güvencesizlikle kuşatılmış durumda. Okullar güvenli alan olmaktan çıkmıştır.”
Laiklik Tasfiye Ediliyor, Okullar İdeolojik Kuşatma Altında
ÇEDES Projesi ve tarikat protokolleriyle okulların laik ve bilimsel niteliği sistematik biçimde aşındırılıyor. Bursa’da çocuk evliliğini savunan isimlere okullarda alan açılması, Rona’ya göre açık bir anayasa ihlali.
“Çocuklara şeriat propagandası yapılan, kız çocuklarına ‘yerin evdir’ denilen bir sistemde eğitimden değil, ideolojik kuşatmadan söz ederiz.”
“Bu Düzen Değişmeden Eğitim Düzelmez”
Özkan Rona açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bu tablo bir yönetememe hali değil, bilinçli bir yıkım politikasıdır. Kamusal, laik, bilimsel ve eşit eğitim bu ülkenin çocukları için bir lütuf değil, haktır. Eğitim-İş olarak bu düzeni kabul etmiyoruz, susmuyoruz, mücadele etmeye devam edeceğiz.”
