“BEN SUSMAM, ÇÜNKÜ ATATÜRK SUSMAYIN DEDİ!”
Cumhuriyet Halk Partisi’nin Bursa’daki en sert çıkışlarından biri CHP’li Erdoğan Kaçar’dan geldi. Partiyi içten içe çürüten liyakatsizlik, adamcılık, akraba kayırmacılığı ve tehdit düzenine karşı adeta ateş püsküren Kaçar, kendisine yöneltilen “Erdoğan frene bas, partiye zarar veriyorsun” telkinlerine çok net ve çok ağır sözlerle yanıt verdi. Kaçar, bu uyarılara karşı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1931 Kurultayı’ndaki tarihi vasiyetini hatırlatarak, susmanın değil konuşmanın bir görev olduğunu vurguladı.
“Yanlışa müsamaha göstermek, mahsuru faydasından büyük olandır” diyen Atatürk’ün emrine uyduğunu ifade eden Kaçar, neden susmadığını Bursa kamuoyunun vicdanına tek tek anlattı.
“15 YIL MEYDANLARDA TER DÖKTÜM, SİZ ADAMCILIK YAPTINIZ”
Kaçar, parti içinde kendisini eleştirenlere çok sert yüklendi. Yıllarca Fomara Meydanı’nda stant beklediğini, evine girmeden AKP seçmenini ikna etmeye çalıştığını hatırlatan Kaçar, bugün kendisine “frene bas” diyenlerin o günlerde şahısların peşinde biat yarışında olduğunu söyledi.
“Biz halkı CHP’ye çağırırken, siz liyakati değil, kimin adamı olduğunuzu konuşuyordunuz” diyen Kaçar, partililiğinin sorgulanmasının kimsenin haddi olmadığını açık bir dille ilan etti.
“BOP PLAKALI SALTANAT, CHP’DE HALKÇILIK MI?”
Kaçar’ın en sert çıkışlarından biri de lüks makam araçları ve finansmanı belirsiz saltanat düzenine oldu. Halk yoksullukla boğuşurken, partiyi mahkeme kapılarına sürükleyen isimlerin Bursa sokaklarında şatafat içinde dolaşmasını yerden yere vuran Kaçar, bu tabloyu “halkçılığın inkârı” olarak niteledi.
Bursa örgütünün bir “aile şirketi” olmadığını vurgulayan Kaçar, 1. ve 2. bölge başkan yardımcılarının yakın akraba olmasını açıkça eleştirerek, eş-dost-akraba düzenine sessiz kalanların CHP’nin geleceğine ihanet ettiğini söyledi.
OSMANGAZİ’DE SKANDAL BOŞLUK: “GENÇLİK BAŞSIZ, ÖRGÜT SAHİPSİZ”
Bursa’nın yarısını temsil eden Osmangazi’de Gençlik Kolları’nın iki aydır başsız olmasını “akıl tutulması” olarak değerlendiren Kaçar, gençliğe en çok ihtiyaç duyulan bir dönemde örgütün amiral gemisinin sahipsiz bırakıldığını ifade etti.
“Bu liyakatsizlik mi partiye hizmet ediyor?” diye soran Kaçar, sessiz kalanları hedef alarak, gerçeği dile getirdiği için suçlanmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.
“DİSİPLİN DEĞİL, TASFIYE DÜZENİ!”
Kaçar, bir İl Disiplin Kurulu üyesinin bir partiliyi odaya çekerek tehdit etmesini sert ifadelerle kınadı. “Sokmayız sizi buraya” anlayışının disiplin değil, tasfiye zihniyeti olduğunu belirten Kaçar, bu durumu Atatürk’ün partisine yakışmayan bir utanç belgesi olarak tanımladı.
Milletvekili Orhan Sarıbal’ın “Disiplin kurulları tasfiye komisyonu değildir” sözünü hatırlatan Kaçar, üyeye racon kesen, tehdit savuran bir yapının CHP kültürünü temsil edemeyeceğini vurguladı.
“ŞEHİT VAR, ONLAR KADEH KALDIRDI!”
Kaçar’ın açıklamalarındaki en çarpıcı bölüm ise vicdan vurgusu oldu. Yalova’da bir polis şehit düşmüşken Arap Şükrü’de kadeh kaldıranları sert sözlerle eleştiren Kaçar, CHP tabelasının 2,5 yıl karanlıkta bırakılmasını da affedilmez bir ayıp olarak nitelendirdi.
“Biz o tabelanın ışığını yaktık, onlar partiyi mahkeme koridorlarının karanlığına hapsetti” diyen Kaçar, susmayacağını net biçimde ilan etti.
“YA ARINACAĞIZ YA BU DÜZENDE BOĞULACAĞIZ!”
Açıklamasını adeta bir meydan okuma ile bitiren Erdoğan Kaçar, tüzüğün ya herkes için geçerli olacağını ya da hiç kimse için olmayacağını söyledi.
“Şahısların adamı olanlar sussun” diyen Kaçar, kendisinin Atatürk’ün ve emeğin neferi olarak susmayacağını vurguladı.
Son sözünü ise doğrudan Bursa kamuoyuna yöneltti:
“Partinin tabelası kararırken, üyesi tehdit edilirken, liyakat akrabalığa kurban edilirken siz susar mıydınız, yoksa benim gibi hakikati haykırır mıydınız?”
Kaçar’ın bu çıkışı, CHP Bursa örgütünde uzun süre tartışılacağa benziyor.
