İran’da Ayaklanma ve Pehlevi’nin Liderlik İddiası

  • 13 Ocak 2026
İran’da Ayaklanma ve Pehlevi’nin Liderlik İddiası

Mehmet Emir Aksoy
Siyaset Bilimci – Bursa Vatan Medya Grubu

İran bugün yalnızca bir protesto dalgasına sahne olmuyor; iktidarla toplum arasındaki bağın koptuğu tarihsel bir eşiği yaşıyor. Sokaklara çıkan kitleler, rastgele açılan ateşin, keyfî gözaltıların ve ölçüsüz şiddetin hedefi hâline gelmiş durumda. Ortaya çıkan tablo, devlete dönüşmüş bir ceberrutluğun halkla yüzleşmesidir. İran toplumu korku eşiğini çoktan aşmış, bedel ödemeyi göze alarak sokağa çıkmıştır.

Ancak böylesi kırılma anlarında belirleyici olan yalnızca halkın cesareti değildir. Bu cesareti siyasal bir iradeye dönüştürebilecek bir liderliğin varlığı hayati önemdedir. İşte tam bu noktada, Şah Pehlevi’nin ismi yeniden gündeme gelmektedir. İran sınırlarının dışından yaptığı açıklamalarla sürecin doğal lideri olduğunu ima eden Pehlevi, muhalif kitleleri yönlendirmeye çalışmaktadır. Ne var ki liderlik, uzaktan verilen mesajlarla inşa edilebilecek bir olgu değildir.

İran sokaklarında insanlar hayatlarını ortaya koyarken, sürgünden yürütülen bir liderlik iddiası ciddi bir meşruiyet sorunuyla karşı karşıyadır. Halk kurşunun önünde yürürken, liderin güvenli coğrafyalardan çağrı yapması; fedakârlık ile iddia arasındaki mesafeyi büyütmektedir. Tarihsel tecrübe şunu açıkça gösterir: Kriz dönemlerinde halk, söylemden çok duruşa bakar. Kim nerede duruyor, hangi riski alıyor, hangi bedeli paylaşıyor? Meşruiyet bu soruların cevabında şekillenir.

Burada mesele Pehlevi’nin soyadı ya da geçmişle kurduğu bağ değildir. Asıl mesele, sorumluluğun nerede ve nasıl üstlenildiğidir. Eğer biri İran halkını yönetme iddiasındaysa, bu iddia İran toprağında sınanmalıdır. Ailesinin tarihsel mirasını sahiplenmek, sembolik çağrılarla değil, fiilî bir kararlılıkla mümkündür. Gerekirse bu kararlılık, canı ortaya koymayı da içermelidir.

Uzaktan kumandayla yönlendirilmeye çalışılan bir muhalefet, baskıcı iktidarlar için gerçek bir tehdit oluşturmaz. Aksine, öfkenin dağılmasına ve yönsüzleşmesine hizmet eder. İran halkı bugün bir figürden ziyade, önünde yürüyen bir irade aramaktadır. Sloganı atanla bedeli ödeyenin aynı safta olmadığı bir hareket, uzun vadede siyasal bir karşılık üretemez.

Eğer Pehlevi gerçekten İran’ın geleceğinde söz sahibi olmak istiyorsa, liderlik iddiasını ekranlardan değil, sokaklardan kurmak zorundadır. Aksi hâlde bu iddia, tarih önünde bir liderlik teklifi değil; mesafeli bir seyircilik olarak kayda geçecektir. Çünkü İran’da bugün liderlik, uzaktan konuşmakla değil, ateşin içine girmeyi göze almakla ölçülmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ