“Tarih, Masa Başında Uydurulan Masallara Teslim Edilemez”

  • 12 Ocak 2026
“Tarih, Masa Başında Uydurulan Masallara Teslim Edilemez”

Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK) Genel Başkanı Rafet Ulutürk, son dönemde Türk tarihine ve diline yönelik tartışmalara sert bir açıklamayla katıldı. Ulutürk, özellikle Anadolu’daki yer adlarının kökenine dair yapılan bazı akademik yorumların, bilimsel gerçeklerden uzak olduğunu belirterek, “Bu iddialar yalnızca bir dil hatası değil, Türk kimliğini silikleştirmeye yönelik sistematik bir algı operasyonudur” dedi.

“Bolu İsmi Üzerinden Yürütülen Algı Operasyonu”

Rafet Ulutürk, “Bolu” isminin Yunanca polis (şehir) kelimesinden türediği yönündeki iddiaları eleştirerek, bu yaklaşımın tarihsel ve dilbilimsel temelden yoksun olduğunu savundu. Ulutürk, akademik unvanların arkasına sığınılarak Türk coğrafyasının “Helen mirası” gibi gösterilmesini eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

“Kendi diline ve kültürüne yabancılaşmış bazı sözde akademisyenler, Türk tarihini masa başında yazılmış tezlere feda etmektedir. Bu, bilim değil; kimliksizleşmenin akademik kılıfa sokulmuş hâlidir.”

“‘Bol’ Kökü Türkçenin Canlı Tapu Senedidir”

Ulutürk açıklamasında, Türkçedeki “bol” kelimesinin yalnızca Anadolu’ya özgü olmadığını; Gagavuzya’dan Türkmenistan’a, Tataristan’dan Kıbrıs’a kadar geniş bir Türk coğrafyasında aynı anlamla kullanıldığını vurguladı. “Bol” kelimesinin bereket, çokluk ve refah anlamı taşıdığını belirten Ulutürk, bu kökün Türklerin yerleştiği coğrafyalarda kalıcı bir kültürel iz bıraktığını ifade etti.

Yer adları üzerinden örnekler veren Ulutürk şunları söyledi:

  • Safranbolu: “Safranın bol olduğu yer” anlamını taşır.

  • İnebolu: İğne yapraklı çamların bolluğuna işaret eder.

  • İstanbul: Halk dilinde yüzyıllar boyunca “İstanbolu”, yani kalabalığın ve bereketin merkezi olarak anılmıştır.

Ulutürk’e göre bu örnekler, halk hafızasının ve yaşayan dilin, masa başı teorilerden çok daha güçlü bir tarihsel belge olduğunu ortaya koymaktadır.

“Traklar Üzerinden Tarih Yeniden Yazılamaz”

Açıklamada yalnızca yer adları değil, halkların kökenine dair yorumlar da eleştirildi. Ulutürk, Trakların İskit ve Saka Türkleriyle olan tarihsel bağlarına dikkat çekerek, Balkanlar ve Anadolu’daki Türk varlığının sanıldığından çok daha eski olduğunu ifade etti.

“Kendi tarihimize başkalarının gözlüğüyle bakarsak, bu coğrafyanın binlerce yıllık Türk birikimini inkâr etmiş oluruz,” diyen Ulutürk, Türk tarihinin parçalanarak değil, bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı.

“Bilim Halkın Hafızasını Yok Sayamaz”

BULTÜRK Genel Başkanı, bilimin ideolojik yönlendirmelere alet edilmemesi gerektiğini belirterek, gerçek bilimin; yaşayan dili, kültürel sürekliliği ve halkın kolektif hafızasını esas alması gerektiğini söyledi.

“Kendi dilindeki ‘bolluk’ kavramını görmezden gelip her şeyi dış kaynaklara bağlamak, bilimsel yetersizliğin göstergesidir. Tarih, dağda, taşta ve kelimelerde yaşamaya devam eder.”

Türk Kimliği: Coğrafyadan Bağımsız Bir Süreklilik

Ulutürk açıklamasının sonunda Türk milletinin tarihsel sürekliliğine dikkat çekti. Anglosaksonlar, Franklar ve Vikingler gibi birçok halkın zamanla isim değiştirerek tarihte eridiğini hatırlatan Ulutürk, Türklerin ise gittikleri her yerde adlarını koruduğunu vurguladı.

“Türk’ün hikâyesi bir yerleşme değil, bir yürüyüş hikâyesidir. Toprak kaybedilir, devlet yıkılır; ama isim kalır. Türk’ün asıl direnişi, adını korumasıdır.”

“Türk Hatırlamaya Devam Eden Millettir”

Açıklama, Türk kimliğinin yalnızca geçmişe ait bir kavram olmadığına, bugün de Balkanlar’dan Avrupa’nın göçmen mahallelerine kadar yaşatıldığına dikkat çekilerek sona erdi. Ulutürk, “Bazı milletler yaşar, bazıları hatırlanır. Türk ise yüzyıllardır hatırlamaya devam eder” ifadeleriyle mesajını tamamladı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ