“Hesap Sorun, Sorgulayan Tarafa Dönüşün”

  • 12 Ocak 2026
“Hesap Sorun, Sorgulayan Tarafa Dönüşün”

Avukat Cüneyt Bülent Şeker’den Aile Sağlığı Merkezlerinde Dilekçe Dayatmasına Tepki: “Hesap Sorun, Sorgulayan Tarafa Dönüşün”

Bursa Vatan Medya Grubu köşe yazarı ve avukat Cüneyt Bülent Şeker, Aile Sağlığı Merkezleri’nde ebeveynlere imzalatılmak istenen belgelerle ilgili dikkat çeken bir durumu köşesine taşıdı. Şeker, bir ailenin kendisine yönelttiği şu soruyu paylaştı:

“Çocuğum 3 günlük, Aile Sağlığı Merkezi bana bir evrak gönderdi. Bunu imzalamak zorundaymışım. Kendi dilekçemi vereceğimi söyledim ama ‘onu da kabul etmiyoruz’ dediler. Ne yapmam gerekiyor?”

Av. Şeker, bu tür durumlarda yurttaşların edilgen değil, hak arayan ve sorgulayan taraf olması gerektiğini vurguladı. Bahsi geçen evrakın dayatılması karşısında bireylerin kendi dilekçelerini sunma hakkı olduğunu belirten Şeker, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu tür dilekçelerin amacı; idarenin o yazıya cevap vermesini sağlayarak zaman kazanmak, olası hataları ortaya çıkartmak ve sürekli savunma durumundaki kişiyi bu konumdan çıkararak sorgulayan, hesap soran taraf haline getirmektir. Böylelikle (kalmışsa) hâlâ tarafsız ve adil olabilecek bir yargıcın da konuya farklı bir açıdan yaklaşması sağlanabilir.”

Şeker, yurttaşların “imzalamaya zorlandığı” formların hukuki geçerliliğinin, baskı ortamında alınmışsa tartışmalı olduğunu belirterek, Aile Sağlığı Merkezleri’nin ebeveynlere kendi iradeleriyle dilekçe sunma hakkını tanımak zorunda olduğunu ifade etti.

Köşe yazısında, bu tür vakalarda kamuoyunun bilinçlenmesinin önemine dikkat çeken Şeker, sağlık sisteminde vatandaşların haklarını sorgulayan, gerektiğinde hesap soran konumda olması gerektiğini vurguladı.

İşte o dilekçe örnekleri…

İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ/AİLE SAĞLIĞI MEREZLERİ TARAFINDAN “ZORUNLU” DENİLEREK GÖNDERİLEN TOPUK KANI REDDİ FORMLARINA KARŞI GÖNDERİLECEK CEVAP YAZISI

Bir aile bana: “Çocuğum 3 günlük, Aile Sağlığı Merkezi bana resimde gördüğünüz evrakı attı, bunu imzalamak zorundaymışım, ben kendi dilekçemi vereceğimi söyledim, “onu da kabul etmiyoruz” dediler, ne yapmamız gerekiyor? Diye bir soru yöneltti.

Benim ailelere bu konudaki cevabım şu dur;

Benim yolladığım dilekçeyi (Aşı-Topuk kanı reddi dilekçesi) iadeli taahhütlü mektup (ve varsa mail adresleri) mail ile hem bağlı olduğunuz Aile Sağlığı Merkezine, hem de bulunduğunuz yerdeki ….İl Sağlık Müdürlüğüne yollayınız.

Aile Sağlığı Merkezinin size yolladığı ve imzalamanızı istediği evrak;

1.Aleyhinizedir.

2.Bu evrak sebebi ile sizi aydınlattıklarını ispat ederek, sizin hakkınızda isteyecekleri tedbir talebini, AYM ve Yargıtay kararlarına göre hukuki bir zemine oturtmak istemektedirler.

3.Size “İmzalamanız zorunlu…” diyorlar, böylece en temel hakkınız olan imzayı ret (İmzadan imtina) hakkınızı da tanınıyorlar, bu hakkınızı ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.

Elbette Aile S.M. onların gönderdiği evrakı imzalamamanızdan memnun olmayacak, çünkü siz bu evrakı imzalamadığınız için paraları kesilecek, üstelik bu onların işi de değil, hem Aile S.M. çalışanlarının kendi aralarında imzadan imtina tutanağı tutmaları idari sorumluluktan onları kurtarır, ancak onlara bu emri verenlerin bir amacı da size mobbing yapmak, bu işi de Aile S.M. çalışanlarına yaptırmak, sizi karşı karşıya getirmektir!

Bence bırakın birazda onlar huzursuz olsun ve kendi aralarında sıkıntı çeksinler, hep siz çekecek değilsiniz ya… İyileri tenzih ederim ama Aile S.M. sağlık çalışanları genellikle; “Sen çocuklarına aşı-T.K. yaptırmıyorsun diye niye benim maaşım kesilsin…” zihniyetindeki insanlar.

Yani sizin çocuğunun aşı-topuk kanı vs. uygulamasından zarar görmeniz onları ilgilendirmiyor, onlar alacakları paraya bakıyorlar!

Bunlar özel sözleşmeli yerler olmasına karşın, bölgelerindeki ailelere kendilerine zimmetlenmiş sürü gözü ile bakıyorlar.(Tabi bunu herkes için söylemiyorum.)

Öncelikle şunu belirteyim; “Onların size sunduğu evrakı imzalamanız hiç bir şekilde hakkınızda tedbir istemelerini engellemez” aksine ellerini güçlendirirsiniz, o halde niye onları memnun etmek isteyesiniz. Onlar sizi, çektiğiniz sıkıntıları dert ediyorlar mı?

Aslında hiç bir şeye imza atmayıp veya göndermeyip, mahkemede; “Bu topuk kanı ve taranan hastalıklar konusunda aydınlatılmadık, hakkımızda tedbir kararı verme şartları AYM ve Yargıtay kararlarına göre gerçekleşmedi…” demeniz mümkündür. Ama bence ikiyüzlülüğe gerek yok, herkes biliyor ki bu işin amacı sizin çocuğunuzun üstün yararı değil, bu sadece halkı kandırmak için uydurulmuş klişe, basit bir slogan.

Ama ret formunu imzalamaz veya kendiniz bir dilekçe yollayıp ret talebinde bulunmaz iseniz de sizi sürekli rahatsız edecekler. Size rahatsızlık verme durumunda şikâyet edebilme hakkınız olması için hazırladığınız dilekçe ile “Aşı-Topuk kanı reddini” öncesinde yapmış olmanız lazım. Yani bu ret iradenizi ispatlamanız lazım.

Doğum öncesi hastaneye de böyle bir ret formu vermez (veya onlarınkini imzalamaz iseniz) çocuğun topuğundan izinsiz kan alırlarsa “Bilmiyorduk” deyip sıyrılabilirler. Kimi zaman ret formalarını imzalamanıza rağmen topuk kanı veya aşı yapıyorlar, eğer sert çıkarsanız; “Biz bunu topuk kanı testi almak için değil, sarılık vs. için aldık…” diyebiliyorlar. O yüzden ret dilekçesi verseniz veya ret formunu imzalasanız dahi annenin ve çocuğun bir an yalnız bırakılmaması gerekiyor.

Yahut sizi sürekli topuk kanı ve aşı için arayıp rahatsız ederler ve “Biz Bakanlığın bize verdiği görevi yapıyor, aileyi aydınlatmaya-bilgilendirmeye çalışıyorduk, bu konuda kesin kararlı olduklarını, ret iradelerini bilmiyorduk” diyebilirler.

Tabi onların size gönderdiği tutanağı da imzalamış olmanız bu işi görür, ama dediğim gibi tutanak aleyhimize ve niye aleyhimize bir şeyi imzalayasınız, niye bu aşağılayıcı dayatmaya boyun eğesiniz. İmza bir rıza beyanıdır, “zorunlu rıza beyanı” diye bir şey olmaz. Bu en temel hakkınızı da mı elimizden alacaklar. Gönderdikleri evrakta diyor ki; “Topuk kanı vermezsen ve çocuk o… hastalıklara yakalanırsa hukuki cezai sorumluluğu kabul ediyormuşsunuz…!” (Tutanak sonuç kısmında bu yazıyor) KENDİLERİ AŞI YAPAR VEYA TOPUK KANI ALIRLARSA HANGİ SORUMLULUĞU ÜZERLERİNE ALIYORLADA SİZDEN ÜZERİNİZE SORUMLULUK ALMANIZI İSTİYORLAR?

Bence siz onlara (Aşı-topuk kanı reddi dilekçenizden başka) cevaben ayrıca şöyle bir dilekçe yollayın, hatta bir tanesi doğrudan İl Sağlık Müdürlüğüne, ikinci dilekçe aşağıdaki şekilde bulunduğunuz yer Aile S.M. aracılığı ile İl Sağlık Müdürlüğüne yollayın. Aşağıdaki dilekçeyi kısaltabilir ve kendi durumunuza uygun bir şekilde uzatmamak şartı ile bir-iki ekleme yapabilirsiniz.

————————————————————————————————————–

Tarih:……..

/……İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ’NE

Gönderilmek üzere

….AİLE SAĞLIĞI MERKEZİNE

KONU                                              : Tarafımıza göndermiş olduğunuz ……. Yazıya binaen, 4982 Sayılı “Bilgi edinme kanunu” kapsamında sorularımızın cevaplanması talebinden ibarettir.

İLGİLİ AÇIKLAMA VE TALEPLER  :

Çocuğumuz …… ….. hali hazırda sağlıklıdır, çocuğumuzun sağlığından-bakımından ve bu konudaki her türlü ihmali zararından kanunlar gereği zaten biz anne babası olarak sorumluyuz, hangi gerekçe ile bizi adli-idari makamlar karşısında ihmalkâr bir anne-baba gibi gösterecek bu (Aşı-topuk kanı ret) evrakının imzalamamızı tarafımızdan istemektesiniz?

Tarafınız çocuğumuza; topuğunu delmek ve test yapıp, (bu testler sonucu pozitif çıkar ise) çocuğuma ilaç-tedavi uygulamak istemektedir, bunlar ise çocuk açısından bazı riskler arz etmektedir, hatta sağlıklı çocuğumun sağlığının bozulması riski de buna dahildir, iş bu sebeple asıl sizlerin bize şu aşağıdaki taahhütleri yazılı ve yetkili imzası ile tarafımıza vermeniz gerekmektedir;

1-) Testler doğru sonuç verecek midir?

2-) Testlerin doğru sonuç vermemesi, (yani çocuğum hasta olduğu halde testte bunun görünmemesinden dolayı) çocuğumun hastalığı ilerler veya ölürse bundan ötürü oluşacak cezai ve hukuki sorumluluğu üzerinize alıyor musunuz?

3-) Testler pozitif sonuç verir ve çocuğumuz hasta kabul edilir ise, hastalığının uygulanacak tedavi ve ilaçlar ile iyileşeceğini taahhüt ediyor musunuz?

4-) Hastalığın iyileştirici tedavisi veya ilacı var ise; bunun ödenmesini Sağlık Bakanlığı/Devletin ilgili kurumları üzerine alacak mıdır? Çünkü kent meydanlarında tedavi parası için dilendirilen aileleri görmekteyiz.

5-) Çocuğumuz hasta olmadığı halde, (hatalı bir şekilde) çocuğumuz bu testler ile hasta ilan edilir ve himayenizdeki sağlık sektörünce çocuğumuza uygulanan ilaç ve tedavilerden dolayı çocuğumuz ….. …..  zarar görür, hatta ölürse; hukuki ve cezai sorumluluğu üzerinize alıyor musunuz? Ki çok sayıda (kısmen basına yansımış) yanlış teşhis ve tedavi sebebi ile çocuk ölümleri gerçekleşmiştir.

6-) “6000 genetik, 500 metabolik hastalık olduğu tıp otoritelerinizce söylenmemektedir, biz bu hastalıklara ilişkin sadece 6 hastalığın taranmasını ret ettiğimiz için sorumlu tutulmak istenmekteyiz, pekiyi bu durumda tarafınız geri kalan 6594 genetik-metabolik hastalığın (ki bunların arasında çok daha acil ve ağır hastalıklar mevcuttur.) taranmamasından sorumlu değil midir?

7-) İlgili yazınızda çocukların erken teşhis ile tedavi edildiğinden ve hayatlarının kurtulduğundan bahsetmektesiniz, topuk kanı veren ve vermeyen çocukları kıyasladığı, test yaptırmayan çocuklarda daha fazla hastalık ve ölüm vs. olduğuna dair (Ve İlaç şirketlerinden bağımsız) olarak yaptığı bir bilimsel çalışma var mıdır? Çünkü böyle bir çalışma olmadan değil bu testlerin zorunlu olduğu, fayda sağladığı dahi iddia edilemez.

Biz de bu sorularımızın olumlu yanıtlanması, altına yetkili kişi tarafından imza atılıp, resmi yoldan bu taahhüdün tarafımıza gönderilmesi halinde topuk kanı vermeye olumlu bakacağız.

Anne……                                                                                            Baba……..

İmza.                                                                                                      İmza

DURUŞMA ÖNCESİ VEYA DURUŞMA SIRASINDA MAHKEME ARACILIĞI İLE TEDBİR TALEBİNDE BULUNAN İDAREYE YÖNELTİLECEK SORULAR. BU DİLEKÇE DURUŞMA ESNASINDA HÂKİME VEYA DURUŞMA ÖNCESİNDE MAHKEME KALEMİNE VERİLEMELİDİR.

Sorular daha yalın bir şekilde de sorulabilir, örneğin;

1-) Testler doğru sonuç verecek midir?

2-) Testlerin doğru sonuç vermemesi, (yani çocuğum hasta olduğu halde testte bunun görünmemesinden dolayı) çocuğumun hastalığı ilerler veya ölürse bundan ötürü oluşacak cezai ve hukuki sorumluluğu üzerinize alıyor musunuz?

3-) Testler pozitif sonuç verir ve çocuğumuz hasta kabul edilir ise, hastalığının uygulanacak tedavi ve ilaçlar ile iyileşeceğini taahhüt ediyor musunuz?

4-) Hastalığın iyileştirici tedavisi veya ilacı var ise; bunun ödenmesini Sağlık Bakanlığı/Devletin ilgili kurumları üzerine alacak mıdır?

5-) Çocuğumuz hasta olmadığı halde, (hatalı bir şekilde) çocuğumuz bu testler ile hasta ilan edilir ve himayenizdeki sağlık sektörünce çocuğumuza uygulanan ilaç ve tedavilerden dolayı çocuğumuz ….. …..  zarar görür, hatta ölürse; hukuki ve cezai sorumluluğu üzerinize alıyor musunuz?

6-) “6000 genetik, 500 metabolik hastalık olduğu tıp otoritelerinizce söylenmemektedir, biz bu hastalıklara ilişkin sadece 6 hastalığın taranmasını ret ettiğimiz için sorumlu tutulmak istenmekteyiz, pekiyi bu durumda tarafınız geri kalan 6594 genetik-metabolik hastalığın (ki bunların arasında çok daha acil ve ağır hastalıklar mevcuttur.) taranmamasından sorumlu değil midir?

7-) İlgili yazınızda çocukların erken teşhis ile tedavi edildiğinden ve hayatlarının kurtulduğundan bahsetmektesiniz, topuk kanı veren ve vermeyen çocukları kıyasladığı, test yaptırmayan çocuklarda daha fazla hastalık ve ölüm vs. olduğuna dair (Ve İlaç şirketlerinden bağımsız) olarak yaptığı bir bilimsel çalışma var mıdır?

Ancak ben aşağıdaki şekilde sorulmasını tercih ettim, yinede son tercih size ait, netice olarak dilekçeyi kendi sorularınıza göre uzatıp kısaltabilirsiniz.

            

            ……………….AİLE (VEYA ASLİYE)  MAHKEMESİ ‘NE

Dosya No……….: 2025/…….E.

KONU………….: Tedbir talebi hakkında idareye 4982 Sayılı “Bilgi edinme kanunu” ve HMK 152. Sorularımızın mahkeme aracılığı ile sorulmasından ibarettir.

           TEDBİR TALEBİNDE BULUNAN İDAREYE MAHKEME ARACILIĞI İLE SORULARIMIZ:

             1-) Klinik bulgu (hastalık belirtisi) gösteren kişilerde dahi hastalıkların teşhis edilmesi bir tahmin ve bir görüşten ibarettir. Bu teşhis de uzmandan uzmana, doktordan doktora göre farklılık arz edebilmektedir. Pekiyi ailelere (Çocukta klinik hastalık bulgusu olmamasına rağmen) zorlanan bu testlerin doğru sonuç vereceğine kim kefil olmaktadır, yahut yanlış test sonucundan kim sorumlu olacaktır? Örneğin; testlerin doğru sonuç vermemesi, yani çocuğum hasta olduğu halde testte bunun görünmemesinden dolayı (ki topuk kanı testinde hastalık saptanmamasına rağmen sonradan hastalık bulguları ortaya çıkan çocuklara rastlanmaktadır.) oluşacak cezai ve hukuki sorumluluğu üzerinize almakta mısınız?

            2-) Bu gün tedaviye rağmen (Veya yanlış tedavi sebebi ile) ölen çok sayıda çocuk bulunmakta, bu konu ile ilgili çok sayıda mahkeme kararı bulunmaktadır, bu haberlerin de küçük bir kısmı basına yansımaktadır. (EK-1) Neden tarafınızca çokça rastlanan bu ihtimali değil de, sadece “çocukların çok nadir hastalıklara yakalanacağı ve geç teşhis sebebi ile zarar göreceği” ihtimalini göz önüne alınmamaktadır?

Bu geç teşhisten zarar görme konusunda (İdarenin soyut iddialarından mağda) kaç tane somut örnek mevcuttur ve bunların hiç test yaptırmayan çocuklara göre oranı nedir?

Tıp sektörü ise dün; “bilimsel tedavi” diye uyguladığı birçok ilaç ve tedaviden bu gün; “Bilim ilerledi, daha önceki yöntem ve ilaçlar yanlışmış” diyerek dönebilmektedir. Bu durumda testler ile doğru teşhis koyulduğunu kabul etsek dahi çocuklarımıza doğru tedavinin uygulandığına, her biri farklı fizyolojiye sahip çocukların bu standart tedavilerden zarar görmeyeceğine veya ölmeyeceğine kim kefil olmaktadır, yahut bu zarar ve ölüm gerkçekleşir ise sorumluluğu kim üzerine almaktadır? Çocuğumuz hasta olmadığı halde, (hatalı bir şekilde) çocuğumuz bu testler ile hasta ilan edilir ve himayenizdeki sağlık sektörünce çocuğumuza uygulanan ilaç ve tedavilerden dolayı çocuğumuz ….. …..  zarar görür, hatta ölürse; hukuki ve cezai sorumluluğu üzerinize alıyor musunuz? İdarenin bu konudaki soruşturma izinlerini genellikle olumlu yanıt vermediği basına da yansımış ve bilinen bir husustur. (EK-3)

           3-) Topuk kanı testi ile taranan 6 hastalıktan önemli olan 3 tanesinin (SMA, Kistik Fibrosis, Fenilketonüri) sağlık sektörünce tavsiye edilen tedavi/gıda ve ilaçları SGK ve Devlet tarafından ödenmemektedir, ancak bu aileler (Özellikle SMA için) valilik izni ile kent meydanlarında dilendirilmektedir, (EK-4) yani sistem çocuğun tedaviye geç veya hiç ulaşmaması ile ilgilenmemektedir. Test ile yapılan teşhis ve tedavi/ilaç doğru kabul edersek; testle hasta ilan edilen çocukların tedavi parasına kim ödeyecektir? yoksa aileye “Git dilen para bul” mu denecektir? Eğer böyle ise (Ki böyledir) bu sorumluluğu üzerine almayan, kent meydanlarında ailelerin ilaç parası için dilendirilmesine ses çıkartmayan idare nasıl bu hastalıkların tespiti için test’in zorunlu olduğunu iddia etmekte ve tedbir talep etmektedir?

          4-) Bu gün tıp sektörünce 6000 genetik ve 500 metabolik hastalık olduğu belirtilmektedir, aile 6 hastalığa ilişkin testleri ret ettiği için sorumlu tutulmaktadır, pekiyi bu taranmayan 6494 genetik-metabolik hastalıkların (bunların arasında daha önemli ve acil tedavisi gereken hastalıklar olduğuna göre) taranmamasından kim sorumludur? Neden çocuğun üstün menfaati astronomik tedavi ücreti olan birkaç hastalık için düşünülmektedir?

5-) Tedbir talep eden idarenin topuk kanı veren ve vermeyen çocukları kıyasladığı, test yaptırmayan çocuklarda daha fazla hastalık ve ölüm vs. olduğuna dair (Ve İlaç şirketlerinden bağımsız) olarak yaptığı bir bilimsel çalışma var mıdır? Çünkü böyle bir çalışma olmadan değil bu testlerin zorunlu olduğu, fayda sağladığı dahi iddia edilemez.

6-)  HMK m, 190’e göre “İspat yükü iddia edene” aittir. CMK da ise ispat yükü iddia makamına aittir. Neden bu ispat yükü konu topuk kanı olunca tersine çevrilmektedir? Eğer çocuk sağlıklı doğmuş ise karine bu sağlığın devam edeceği yönündedir. Pekiyi neden aileden çocuğunun hasta olmayacağını ispat etmesi, yani test vermesi beklenmekte, hatta daha da ileri gidilerek aile; “Hangi gerekçe ile test vermedin” şeklinde hesaba çekilmekte, ona bir suçlu gibi (Geçmişte emsali görülmemiş bir şekilde) baskı yapılmaktadır? Tarih;

Anne……                                                                                            Baba……..

İmza.                                                                                                  İmza

EK-1  https://www.cukurovametropol.com.tr/ilk-cocugunu-kaybeden-ailenin-itirazi-reddedildi-topuk-kani-testi-icin-saglik-tedbiri#gsc.tab=0

EK-3  https://www.gercekgundem.com/guncel/kotulugun-sonu-gelmiyor-3-bebek-oldu-bakanliktan-sorusturma-izni-yok-495032

EK-4 https://www.manisahaberajansi.com/yazarlar/av-cuneyt-bulent-seker/saglik-bakanligi-ve-kent-meydanlarinda-sma-dmd-kas-hastaligi-icin-dilendirilen-aileler/85395

EK-5 https://www.youtube.com/watch?v=jLieZ1eifeU) (https://www.klimik.org.tr/2021/05/11/covidde-sitma-ilaci-peki-favipiravirin-etkisi-var-mi/

İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ/AİLE SAĞLIĞI MEREZLERİ TARAFINDAN “ZORUNLU” DENİLEREK GÖNDERİLEN TOPUK KANI REDDİ FORMLARINA KARŞI GÖNDERİLECEK CEVAP YAZISI VE TEDBİR TALEBİNDE BULUNAN İDAREYE MAHKEME ARACILIĞI İLE SORULACAK SORULAR.

Bir aile bana: “Çocuğum 3 günlük, Aile Sağlığı Merkezi bana resimde gördüğünüz evrakı attı, bunu imzalamak zorundaymışım, ben kendi dilekçemi vereceğimi söyledim, “onu da kabul etmiyoruz” dediler, ne yapmamız gerekiyor? Diye bir soru yöneltti.

Benim ailelere bu konudaki cevabım şu dur;

Benim yolladığım dilekçeyi (Aşı-Topuk kanı reddi dilekçesi) iadeli taahhütlü mektup (ve varsa mail adresleri) mail ile hem bağlı olduğunuz Aile Sağlığı Merkezine, hem de bulunduğunuz yerdeki ….İl Sağlık Müdürlüğüne yollayınız.

Aile Sağlığı Merkezinin size yolladığı ve imzalamanızı istediği evrak;

1.Aleyhinizedir.

2.Bu evrak sebebi ile sizi aydınlattıklarını ispat ederek, sizin hakkınızda isteyecekleri tedbir talebini, AYM ve Yargıtay kararlarına göre hukuki bir zemine oturtmak istemektedirler.

3.Size “İmzalamanız zorunlu…” diyorlar, böylece en temel hakkınız olan imzayı ret (İmzadan imtina) hakkınızı da tanınıyorlar, bu hakkınızı ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.

Elbette Aile S.M. onların gönderdiği evrakı imzalamamanızdan memnun olmayacak, çünkü siz bu evrakı imzalamadığınız için paraları kesilecek, üstelik bu onların işi de değil, hem Aile S.M. çalışanlarının kendi aralarında imzadan imtina tutanağı tutmaları idari sorumluluktan onları kurtarır, ancak onlara bu emri verenlerin bir amacı da size mobbing yapmak, bu işi de Aile S.M. çalışanlarına yaptırmak, sizi karşı karşıya getirmektir!

Bence bırakın birazda onlar huzursuz olsun ve kendi aralarında sıkıntı çeksinler, hep siz çekecek değilsiniz ya… İyileri tenzih ederim ama Aile S.M. sağlık çalışanları genellikle; “Sen çocuklarına aşı-T.K. yaptırmıyorsun diye niye benim maaşım kesilsin…” zihniyetindeki insanlar.

Yani sizin çocuğunun aşı-topuk kanı vs. uygulamasından zarar görmeniz onları ilgilendirmiyor, onlar alacakları paraya bakıyorlar!

Bunlar özel sözleşmeli yerler olmasına karşın, bölgelerindeki ailelere kendilerine zimmetlenmiş sürü gözü ile bakıyorlar.(Tabi bunu herkes için söylemiyorum.)

Öncelikle şunu belirteyim; “Onların size sunduğu evrakı imzalamanız hiç bir şekilde hakkınızda tedbir istemelerini engellemez” aksine ellerini güçlendirirsiniz, o halde niye onları memnun etmek isteyesiniz. Onlar sizi, çektiğiniz sıkıntıları dert ediyorlar mı?

Aslında hiç bir şeye imza atmayıp veya göndermeyip, mahkemede; “Bu topuk kanı ve taranan hastalıklar konusunda aydınlatılmadık, hakkımızda tedbir kararı verme şartları AYM ve Yargıtay kararlarına göre gerçekleşmedi…” demeniz mümkündür. Ama bence ikiyüzlülüğe gerek yok, herkes biliyor ki bu işin amacı sizin çocuğunuzun üstün yararı değil, bu sadece halkı kandırmak için uydurulmuş klişe, basit bir slogan.

Ama ret formunu imzalamaz veya kendiniz bir dilekçe yollayıp ret talebinde bulunmaz iseniz de sizi sürekli rahatsız edecekler. Size rahatsızlık verme durumunda şikâyet edebilme hakkınız olması için hazırladığınız dilekçe ile “Aşı-Topuk kanı reddini” öncesinde yapmış olmanız lazım. Yani bu ret iradenizi ispatlamanız lazım.

Doğum öncesi hastaneye de böyle bir ret formu vermez (veya onlarınkini imzalamaz iseniz) çocuğun topuğundan izinsiz kan alırlarsa “Bilmiyorduk” deyip sıyrılabilirler. Kimi zaman ret formalarını imzalamanıza rağmen topuk kanı veya aşı yapıyorlar, eğer sert çıkarsanız; “Biz bunu topuk kanı testi almak için değil, sarılık vs. için aldık…” diyebiliyorlar. O yüzden ret dilekçesi verseniz veya ret formunu imzalasanız dahi annenin ve çocuğun bir an yalnız bırakılmaması gerekiyor.

Yahut sizi sürekli topuk kanı ve aşı için arayıp rahatsız ederler ve “Biz Bakanlığın bize verdiği görevi yapıyor, aileyi aydınlatmaya-bilgilendirmeye çalışıyorduk, bu konuda kesin kararlı olduklarını, ret iradelerini bilmiyorduk” diyebilirler.

Tabi onların size gönderdiği tutanağı da imzalamış olmanız bu işi görür, ama dediğim gibi tutanak aleyhimize ve niye aleyhimize bir şeyi imzalayasınız, niye bu aşağılayıcı dayatmaya boyun eğesiniz. İmza bir rıza beyanıdır, “zorunlu rıza beyanı” diye bir şey olmaz. Bu en temel hakkınızı da mı elimizden alacaklar. Gönderdikleri evrakta diyor ki; “Topuk kanı vermezsen ve çocuk o… hastalıklara yakalanırsa hukuki cezai sorumluluğu kabul ediyormuşsunuz…!” (Tutanak sonuç kısmında bu yazıyor) KENDİLERİ AŞI YAPAR VEYA TOPUK KANI ALIRLARSA HANGİ SORUMLULUĞU ÜZERLERİNE ALIYORLADA SİZDEN ÜZERİNİZE SORUMLULUK ALMANIZI İSTİYORLAR?

Bence siz onlara (Aşı-topuk kanı reddi dilekçenizden başka) cevaben ayrıca şöyle bir dilekçe yollayın, hatta bir tanesi doğrudan İl Sağlık Müdürlüğüne, ikinci dilekçe aşağıdaki şekilde bulunduğunuz yer Aile S.M. aracılığı ile İl Sağlık Müdürlüğüne yollayın. Aşağıdaki dilekçeyi kısaltabilir ve kendi durumunuza uygun bir şekilde uzatmamak şartı ile bir-iki ekleme yapabilirsiniz.

————————————————————————————————————–

Tarih:……..

/……İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ’NE

Gönderilmek üzere

….AİLE SAĞLIĞI MERKEZİNE

KONU                                              : Tarafımıza göndermiş olduğunuz ……. Yazıya binaen, 4982 Sayılı “Bilgi edinme kanunu” kapsamında sorularımızın cevaplanması talebinden ibarettir.

İLGİLİ AÇIKLAMA VE TALEPLER  :

Çocuğumuz …… ….. hali hazırda sağlıklıdır, çocuğumuzun sağlığından-bakımından ve bu konudaki her türlü ihmali zararından kanunlar gereği zaten biz anne babası olarak sorumluyuz, hangi gerekçe ile bizi adli-idari makamlar karşısında ihmalkâr bir anne-baba gibi gösterecek bu (Aşı-topuk kanı ret) evrakının imzalamamızı tarafımızdan istemektesiniz?

Tarafınız çocuğumuza; topuğunu delmek ve test yapıp, (bu testler sonucu pozitif çıkar ise) çocuğuma ilaç-tedavi uygulamak istemektedir, bunlar ise çocuk açısından bazı riskler arz etmektedir, hatta sağlıklı çocuğumun sağlığının bozulması riski de buna dahildir, iş bu sebeple asıl sizlerin bize şu aşağıdaki taahhütleri yazılı ve yetkili imzası ile tarafımıza vermeniz gerekmektedir;

1-) Testler doğru sonuç verecek midir?

2-) Testlerin doğru sonuç vermemesi, (yani çocuğum hasta olduğu halde testte bunun görünmemesinden dolayı) çocuğumun hastalığı ilerler veya ölürse bundan ötürü oluşacak cezai ve hukuki sorumluluğu üzerinize alıyor musunuz?

3-) Testler pozitif sonuç verir ve çocuğumuz hasta kabul edilir ise, hastalığının uygulanacak tedavi ve ilaçlar ile iyileşeceğini taahhüt ediyor musunuz?

4-) Hastalığın iyileştirici tedavisi veya ilacı var ise; bunun ödenmesini Sağlık Bakanlığı/Devletin ilgili kurumları üzerine alacak mıdır? Çünkü kent meydanlarında tedavi parası için dilendirilen aileleri görmekteyiz.

5-) Çocuğumuz hasta olmadığı halde, (hatalı bir şekilde) çocuğumuz bu testler ile hasta ilan edilir ve himayenizdeki sağlık sektörünce çocuğumuza uygulanan ilaç ve tedavilerden dolayı çocuğumuz ….. …..  zarar görür, hatta ölürse; hukuki ve cezai sorumluluğu üzerinize alıyor musunuz? Ki çok sayıda (kısmen basına yansımış) yanlış teşhis ve tedavi sebebi ile çocuk ölümleri gerçekleşmiştir.

6-) “6000 genetik, 500 metabolik hastalık olduğu tıp otoritelerinizce söylenmemektedir, biz bu hastalıklara ilişkin sadece 6 hastalığın taranmasını ret ettiğimiz için sorumlu tutulmak istenmekteyiz, pekiyi bu durumda tarafınız geri kalan 6594 genetik-metabolik hastalığın (ki bunların arasında çok daha acil ve ağır hastalıklar mevcuttur.) taranmamasından sorumlu değil midir?

7-) İlgili yazınızda çocukların erken teşhis ile tedavi edildiğinden ve hayatlarının kurtulduğundan bahsetmektesiniz, topuk kanı veren ve vermeyen çocukları kıyasladığı, test yaptırmayan çocuklarda daha fazla hastalık ve ölüm vs. olduğuna dair (Ve İlaç şirketlerinden bağımsız) olarak yaptığı bir bilimsel çalışma var mıdır? Çünkü böyle bir çalışma olmadan değil bu testlerin zorunlu olduğu, fayda sağladığı dahi iddia edilemez.

Biz de bu sorularımızın olumlu yanıtlanması, altına yetkili kişi tarafından imza atılıp, resmi yoldan bu taahhüdün tarafımıza gönderilmesi halinde topuk kanı vermeye olumlu bakacağız.

Anne……                                                                                            Baba……..

İmza.                                                                                                      İmza

——————————————————————————————————————

DURUŞMA ÖNCESİ VEYA DURUŞMA SIRASINDA MAHKEME ARACILIĞI İLE TEDBİR TALEBİNDE BULUNAN İDAREYE YÖNELTİLECEK SORULAR. BU DİLEKÇE DURUŞMA ESNASINDA HÂKİME VEYA DURUŞMA ÖNCESİNDE MAHKEME KALEMİNE VERİLEMELİDİR.                  

            ……………….AİLE (VEYA ASLİYE)  MAHKEMESİ ‘NE

Dosya No……….: 2025/…….E.

KONU………….: Tedbir talebi hakkında idareye 4982 Sayılı “Bilgi edinme kanunu” ve HMK 152. Sorularımızın mahkeme aracılığı ile sorulmasından ibarettir.

           TEDBİR TALEBİNDE BULUNAN İDAREYE MAHKEME ARACILIĞI İLE SORULARIMIZ:

             1-) Klinik bulgu (hastalık belirtisi) gösteren kişilerde dahi hastalıkların teşhis edilmesi bir tahmin ve bir görüşten ibarettir. Bu teşhis de uzmandan uzmana, doktordan doktora göre farklılık arz edebilmektedir. Pekiyi ailelere (Çocukta klinik hastalık bulgusu olmamasına rağmen) zorlanan bu testlerin doğru sonuç vereceğine kim kefil olmaktadır, yahut yanlış test sonucundan kim sorumlu olacaktır? Örneğin; testlerin doğru sonuç vermemesi, yani çocuğum hasta olduğu halde testte bunun görünmemesinden dolayı (ki topuk kanı testinde hastalık saptanmamasına rağmen sonradan hastalık bulguları ortaya çıkan çocuklara rastlanmaktadır.) oluşacak cezai ve hukuki sorumluluğu üzerinize almakta mısınız?

            2-) Bu gün tedaviye rağmen (Veya yanlış tedavi sebebi ile) ölen çok sayıda çocuk bulunmakta, bu konu ile ilgili çok sayıda mahkeme kararı bulunmaktadır, bu haberlerin de küçük bir kısmı basına yansımaktadır. (EK-1) Neden tarafınızca çokça rastlanan bu ihtimali değil de, sadece “çocukların çok nadir hastalıklara yakalanacağı ve geç teşhis sebebi ile zarar göreceği” ihtimalini göz önüne alınmamaktadır?

Bu geç teşhisten zarar görme konusunda (İdarenin soyut iddialarından mağda) kaç tane somut örnek mevcuttur ve bunların hiç test yaptırmayan çocuklara göre oranı nedir?

Tıp sektörü ise dün; “bilimsel tedavi” diye uyguladığı birçok ilaç ve tedaviden bu gün; “Bilim ilerledi, daha önceki yöntem ve ilaçlar yanlışmış” diyerek dönebilmektedir. Bu durumda testler ile doğru teşhis koyulduğunu kabul etsek dahi çocuklarımıza doğru tedavinin uygulandığına, her biri farklı fizyolojiye sahip çocukların bu standart tedavilerden zarar görmeyeceğine veya ölmeyeceğine kim kefil olmaktadır, yahut bu zarar ve ölüm gerkçekleşir ise sorumluluğu kim üzerine almaktadır? Çocuğumuz hasta olmadığı halde, (hatalı bir şekilde) çocuğumuz bu testler ile hasta ilan edilir ve himayenizdeki sağlık sektörünce çocuğumuza uygulanan ilaç ve tedavilerden dolayı çocuğumuz ….. …..  zarar görür, hatta ölürse; hukuki ve cezai sorumluluğu üzerinize alıyor musunuz? İdarenin bu konudaki soruşturma izinlerini genellikle olumlu yanıt vermediği basına da yansımış ve bilinen bir husustur. (EK-3)

           3-) Topuk kanı testi ile taranan 6 hastalıktan önemli olan 3 tanesinin (SMA, Kistik Fibrosis, Fenilketonüri) sağlık sektörünce tavsiye edilen tedavi/gıda ve ilaçları SGK ve Devlet tarafından ödenmemektedir, ancak bu aileler (Özellikle SMA için) valilik izni ile kent meydanlarında dilendirilmektedir, (EK-4) yani sistem çocuğun tedaviye geç veya hiç ulaşmaması ile ilgilenmemektedir. Test ile yapılan teşhis ve tedavi/ilaç doğru kabul edersek; testle hasta ilan edilen çocukların tedavi parasına kim ödeyecektir? yoksa aileye “Git dilen para bul” mu denecektir? Eğer böyle ise (Ki böyledir) bu sorumluluğu üzerine almayan, kent meydanlarında ailelerin ilaç parası için dilendirilmesine ses çıkartmayan idare nasıl bu hastalıkların tespiti için test’in zorunlu olduğunu iddia etmekte ve tedbir talep etmektedir?

          4-) Bu gün tıp sektörünce 6000 genetik ve 500 metabolik hastalık olduğu belirtilmektedir, aile 6 hastalığa ilişkin testleri ret ettiği için sorumlu tutulmaktadır, pekiyi bu taranmayan 6494 genetik-metabolik hastalıkların (bunların arasında daha önemli ve acil tedavisi gereken hastalıklar olduğuna göre) taranmamasından kim sorumludur? Neden çocuğun üstün menfaati astronomik tedavi ücreti olan birkaç hastalık için düşünülmektedir?

5-) Tedbir talep eden idarenin topuk kanı veren ve vermeyen çocukları kıyasladığı, test yaptırmayan çocuklarda daha fazla hastalık ve ölüm vs. olduğuna dair (Ve İlaç şirketlerinden bağımsız) olarak yaptığı bir bilimsel çalışma var mıdır? Çünkü böyle bir çalışma olmadan değil bu testlerin zorunlu olduğu, fayda sağladığı dahi iddia edilemez.

6-)  HMK m, 190’e göre “İspat yükü iddia edene” aittir. CMK da ise ispat yükü iddia makamına aittir. Neden bu ispat yükü konu topuk kanı olunca tersine çevrilmektedir? Eğer çocuk sağlıklı doğmuş ise karine bu sağlığın devam edeceği yönündedir. Pekiyi neden aileden çocuğunun hasta olmayacağını ispat etmesi, yani test vermesi beklenmekte, hatta daha da ileri gidilerek aile; “Hangi gerekçe ile test vermedin” şeklinde hesaba çekilmekte, ona bir suçlu gibi (Geçmişte emsali görülmemiş bir şekilde) baskı yapılmaktadır? Tarih;

Anne……                                                                                            Baba……..

İmza.                                                                                                  İmza

EK-1  https://www.cukurovametropol.com.tr/ilk-cocugunu-kaybeden-ailenin-itirazi-reddedildi-topuk-kani-testi-icin-saglik-tedbiri#gsc.tab=0

EK-3  https://www.gercekgundem.com/guncel/kotulugun-sonu-gelmiyor-3-bebek-oldu-bakanliktan-sorusturma-izni-yok-495032

EK-4 https://www.manisahaberajansi.com/yazarlar/av-cuneyt-bulent-seker/saglik-bakanligi-ve-kent-meydanlarinda-sma-dmd-kas-hastaligi-icin-dilendirilen-aileler/85395

EK-5 https://www.youtube.com/watch?v=jLieZ1eifeU) (https://www.klimik.org.tr/2021/05/11/covidde-sitma-ilaci-peki-favipiravirin-etkisi-var-mi/

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ