Bu Bir Haber Değil, Bu Bir Çığlık

  • 08 Ocak 2026
Bu Bir Haber Değil, Bu Bir Çığlık

Sevgi Yıldız
Bursa Vatan Medya Grubu – Köşe Yazarı

Bu bir haber değil artık.
Bu bir çığlık.
Ama duyan yok. Çünkü duymak istemeyen kulaklar, görmek istemeyen gözler var.

Her gün aynı cümleyle uyanıyoruz:
“Bir kadın daha öldürüldü.”

Sanki sıradan bir hava durumu bilgisi gibi. Sanki bu ülkede kadın olmak, her sabah “acaba bugün sıra bana mı gelecek” diye uyanmakmış gibi. Sanki kadın cinayetleri bir istisna değil, olağan bir rutine dönüşmüş gibi.

Kadın hakları var deniliyor.
Peki nerede bu haklar?
Hangi sokakta?
Hangi evde?
Hangi mahkeme salonunda?

Kadınlar hâlâ korunmuyor.
Hâlâ şiddet gördüğü eve geri gönderiliyor.
Hâlâ defalarca şikâyet ettiği hâlde “bir şey olmaz” denilerek kaderine terk ediliyor.
Hâlâ katillerinin karşısında, “iyi hâl” indirimleriyle ikinci kez öldürülüyor.

Kadınlar eşit değil.
Asla olmadı.

Eşit ücret yok.
Eşit güvenlik yok.
Eşit yaşam hakkı hiç yok.

Bir kadın öldürüldüğünde önce onun hayatı parçalanıyor.
Ne giydi?
Nereye gitti?
Neden sustu?

Ama kimse şunu sormuyor:
Neden öldürüldü?
Neden korunmadı?
Neden yalnız bırakıldı?

Çünkü bu düzende suç, çoğu zaman failde değil kadında aranıyor.
Çünkü bu sistem, kadını değil; şiddeti uygulayanı koruyor.

Ve çocuklar…
En savunmasız olanlar.
En çok ihmal edilenler.

Küçük bedenler, büyük ihmaller.
Kaybolan çocuklar sadece kaybolmuyor; sistemin karanlığında yutuluyor. Bir çocuğun çığlığı birkaç gün manşet oluyor, sonra sessizlik başlıyor. Dosyalar kapanıyor, vicdanlar da öyle.

Oysa bir çocuğun kaybolması, bir toplumun insanlıktan tamamen kopuşudur.
Ama biz o kopuşu çoktan yaşadık.

Kadınlar sadece öldürülmüyor.
Yaşarken de öldürülüyor.

Susturularak.
Görmezden gelinerek.
“Abartıyorsun” denilerek.
Annelik üzerinden tanımlanarak.
Kıyafetiyle, kahkahasıyla, varlığıyla hedef gösterilerek.

Bu çağda hâlâ “kadın erkek eşittir” demek, gerçekleri inkâr etmektir.
Eğer eşit olsaydı, kadınlar her gün mezarlıklarda istatistik olmazdı.
Eğer eşit olsaydı, bir kadın gece eve dönerken korkmazdı.
Eğer eşit olsaydı, kadınlar yaşamak için bu kadar direnmek zorunda kalmazdı.

“İnsanlık nereye gidiyor?” diye soruyoruz ya…
İnsanlık çoktan gitti.

Geriye ne kaldı?
Sessizlik.
Suskun kalabalıklar.
“Bana dokunmayan” vicdanlar.

Ama bilinmeli:
Bir kadın öldüğünde sadece bir hayat bitmiyor.
Bir toplum biraz daha çürüyor.

Bir çocuk kaybolduğunda sadece bir aile yıkılmıyor.
Gelecek yok oluyor.

Bu bir kader değil.
Bu açık bir ihmaldir.
Bu organize bir körlüktür.
Bu, kadınları koruyamayan değil; korumayan bir sistemin ayıbıdır.

Ve artık yeter.

Kadınlar ölmek istemiyor.
Çocuklar kaybolmak istemiyor.
Biz insan kalmak istiyoruz.

Ama bunun için önce şunu öğrenmemiz gerekiyor:
Susmak, suç ortaklığıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ