“Ahlak” Üzerine Birkaç Cesur Söz
Zeki Baştürk – Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazısı
Son günlerde ünlülere yönelik peş peşe operasyonlar yapılıyor. Gözaltılar, tutuklamalar, medyaya servis edilen görüntüler… Gazeteciler, sporcular, şarkıcılar, dizi oyuncuları… Liste uzayıp gidiyor. Ortak gerekçe: “Toplum ahlakını bozucu davranışlar.”
Peki, ahlak nedir?
Yasaların satır aralarında yazan maddeler midir?
Yoksa insanın gece başını yastığa koyduğunda kendine “iyi miydim?” diye sorabilme cesareti midir?
Toplum ahlakı en çok yanlış yerden tartışılır.
Etek boyundan, sosyal medyada edilen bir sözden ya da yazılmış bir fikirden…
Oysa ahlak; kimin ne söylediğiyle değil, kimin ne yaptığıyla ilgilidir.
Ve daha önemlisi, o yapılanı hangi güçle yaptığıyla.
Kameraların önünde infaz edilen insanlar, toplumda ahlak tartışmasının yanlış adreslere yöneldiğinin göstergesidir.
Ahlakı korumak adı altında, asıl ahlaksızlıklar gizlenmemeli.
Gerçek “ahlaki yozlaşma” güçlülerin hukuku kendine göre eğip bükmesidir.
Ahlakı savunacaksak önce vicdanlarımızı kontrol etmeliyiz.
Çünkü ahlak, kanunlardan önce karakter meselesidir.
İşte o yazı…
TOPLUM AHLAKINI KİM, NASIL KİRLETİR?
Son günlerde ünlülere yönelik operasyonlar yapılıyor. İçlerinde ünlü gazeteciler, sporcular, çeşitli alanlardan sanatçılar( şarkıcı, dizi oyuncusu vb ) var. Göz altına alınıyor, tutuklanıyor, hapse atılıyorlar. Gerekçe toplum ahlakını bozucu davranışlarda bulunmak.
Ahlak nedir?
Kanun kitaplarında yazan maddeler mi, yoksa gece başını yastığa koyduğunda insanın kendine bakabilme cesareti mi?
Toplum ahlakı çoğu zaman yanlış yerden tartışılır. Etek boyundan, sözcüklerden, düşüncelerden… Oysa ahlak; kimin ne söylediğinden çok, kimin ne yaptığıyla ilgilidir. Ve daha da önemlisi, bunu hangi güçle yaptığıyla.
Bir toplumda ahlak, en çok yukarıdan aşağıya doğru aşınır. Çünkü örnek olanlar, rol model olanlar, “meşru” kabul edilenler yukarıdadır. Orada başlayan çürüme, aşağıya doğru yayılır. Balık baştan kokar.
Soruyu açık soralım:
Toplum ahlakını ne bozar?
Yalan söylemek mi? Bireyin korkudan söylediği küçük yalan mı, yoksa milyonların kaderini belirlemek için söylenen büyük, sistemli yalan mı? Algı yoluyla toplumu kandırmak, ahlakı bozar mı? Gerçeği parçalayıp yerine parlatılmış bir vitrin koymak…Ekonomik krizi yok saymak, adaletsizliği başarı öyküsü gibi anlatmak, liyakatsizliği kader diye sunmak… Bu bir iletişim stratejisi değil, ahlaki bir çöküştür.
Yetim hakkı yemek ahlakı bozar mı? Bu ülkede “yetim hakkı” sadece dini bir kavram değil, toplumsal bir vicdan ölçüsüdür.
Bir çocuğun payına düşeni çalmak; yalnızca hırsızlık değil, geleceği ipotek altına almaktır. Bunun adı ne siyaset olur ne kader; bunun adı ahlaksızlıktır.
Kadına şiddet toplum ahlakını bozar mı? Kadını eve, sessizliğe, itaate mahkûm eden her anlayış ahlaksızdır. “Özel hayat” bahanesiyle görmezden gelinen her şiddet, toplumun ahlakını biraz daha çürütür. Çünkü ahlak, güçlü olanın zayıf olana ne yaptığıyla ilgilidir.
Çocuk istismarı toplum ahlakını bozar mı? Bu soru bile utançtır.
Bir çocuğun korkusu, bir toplumun çöküş belgesidir. Üstü örtülen her istismar, yalnızca suçu değil; suçluyu da korur. İşte asıl ahlaksızlık budur.
Peki ya düşünce suçu?
Gerçekten toplum ahlakını bozan, düşünen insanlar mıdır?
Yoksa düşünceden korkan, sorudan rahatsız olan, itirazı tehdit sayan anlayış mı?
Düşünce suç değildir. Ama düşünceyi bastırmak; yalanı, hırsızlığı ve adaletsizliği sürdürülebilir kılmanın en etkili yoludur.
Bugün “ahlak” adına konuşanların bir kısmı;
yalana sessiz, haksızlığa kör,
şiddete mazeretli, düşünceye düşmandır. Oysa toplum ahlakı;
yüksek sesle nutuk atmak değil,
sessizce hak yememektir.
Ahlak; başkasının yaşamı, bedeni, inancı ve düşüncesi üzerinde tahakküm kurmamaktır. Ahlak; gücü eline geçirince değişmemektir.
Ve belki de en rahatsız edici soru şudur: Toplum ahlakını bozanlar mı daha tehlikelidir, yoksa bozulduğunu bile bile susanlar mı? Çünkü suskunluk, ahlaksızlığın en sadık ortağıdır.
Zeki BAŞTÜRK
