Sadaka Devletinden Sosyal Devlete Geçtiğimiz Gün Kurtuluş Günümüz Olacak

  • 05 Ocak 2026
Sadaka Devletinden Sosyal Devlete Geçtiğimiz Gün Kurtuluş Günümüz Olacak

Köşe Yazısı – Ekonomi Yazarı Esma Müjgan Çelikkol / Bursa Vatan Medya Grubu

TÜRK-İŞ’in Aralık 2025 verilerine göre, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 30.143 TL, yoksulluk sınırı ise 98.188 TL’ye ulaştı. Bekâr bir çalışanın yaşam maliyeti 39.123 TL olarak hesaplandı. Buna rağmen 2026 yılı asgari ücreti yalnızca 28.075 TL.

TÜİK’in yıllık enflasyonu %30,89 olarak açıklarken, gıda enflasyonu %40,15, kira artışı ise %34,88. Oysa ENAG verilerine göre yıllık enflasyon %56,14. Aradaki yaklaşık %25’lik fark; memurun, emeklinin, işçinin maaşından kesilen, adına “veri” denilen bir adaletsizliktir.

Devletin asli görevi, halkını yardıma muhtaç bırakmak değil, sosyal adaleti sağlamaktır. Bugün gelinen noktada, bir sadaka ekonomisi üzerinden sürdürülen sistem, halkı onuruyla yaşatmaktan uzak. Geçici yardımlar ve manipüle edilmiş verilerle toplum ayakta tutulamaz.

O nedenle; sosyal devletin, hak temelli ekonomi anlayışının egemen olduğu gün, bu halkın gerçek kurtuluş günü olacaktır.

ENFLASYON, MEMUR, İŞÇİ, EMEKLİ
EYLEM, DAVA, SEÇİM!
Sadaka devletini Sosyal devlete çevirdiğimiz gün kurtuluş günümüz olacaktır.
TÜRK-İŞ’in Aralık 2025 itibariyle açıkladığı rapora göre :4 Kişilik ailenin
AÇLIK SINIRI : 30.143 ₺,
YOKSULLUK SINIRI: 98.188 ₺
Bekâr çalışanın yaşam maliyeti:39.123 ₺,
Bugün TÜİK Yıllık enflasyonu % 30,89; gıda enflasyonunu % 40,15 , kira artış oranını % 34,88 olarak açıkladı.
Asgari ücret 2026 yılı için 28.075 ₺ olarak belirlendi.
Bugün Yıllık enflasyon artış oranını ENAG %56,14 TÜİK ise %30,89 açıkladı. Aradaki fark %25, 25 kadar memurun, emeklinin , emekçinin maaşından çalınmış olacak demektir.
2026 maaşları için geçerli enflasyon oranı %30, 89 dur. Buna göre: En düşük emekçi emeklisi aylığı:18.937₺, en düşük memur emekli aylığı 27.889₺, en düşük memur maaşı 60.896 ₺ dìr.
En düşük emekli aylığının 18.937₺ , açlık sınırının çok altında olması emeklilerimizi isyan ettirdi. Almaları gereken değerin en az yarısı ile yetinmek zorunda bırakılıyorlar. Kaldı ki asgari ücret de olması gerekenin çok altında belirlendi. Demektir ki kayıp çok daha fazla.
SADAKA EMEKLİYE YAKIŞMAZ!
Meydanlardan gelen sesler:
“İnsanca yaşamak istiyoruz!”
En zor durumda aç sefil yaşamaya çalışan emeklilere bu yapılması düşünülen zam, emeklilerle alay etmektir. Toplumun dar gelirli her kesimine sadaka vermeye alışık olan iktidar, aslında o kesimleri acaip sistemleri ile fakirleştirendir.
“Biz onurlu emekliler Sadaka Kabul Etmiyoruz! ”

Emeklilerimizin istekleri özet olarak aşağıdaki gibidir:
* Eskileri yürürlükten kaldıracak Yeni bir emeklilik yasası ( İntibak yasası); eski yasa nedeniyle oluşan kayıpları toplu ödeme -tazminat,
* Yılda her ay maaş güncellemesi,
* Yılda 4 defa asgari ücret tutarında ikramiye;
* Her yıl maaş tutarında promosyon;
* Sosyal devlet gereği ücretsiz sağlık hizmeti; barınma yardımı; ek gösterge; * Yaşam kolaylaştırıcı enerji- ısıtma- ulaşım- vergi giderlerinde indirim, %10 vergi dilimi uygulanması,
* Emeklilere sosyalleşme ortamlarının sağlanması.
*Sendikal haklarda yasal düzenlemeler

Türkiye de yaşayan emeklilerin gelirinin aşırı azaltılarak fakirleştirilme yönteminin formülü nihayet herkes tarafından anlaşıldı. Uygulanan formül iktidar erg’inin isteği ile çıkarılan yasalar( 5510) , yasaları uygulayan aracılar( TC.Hazine ve Maliye B. , SGK, TÜİK,….) Uygulayıcılar gerçeklerden uzaklaşarak, politikaya uygun uygulama şekilleri belirlemişlerdir. Böylece emekliler 2002 den beri soyguna uğramışlardır. Yani emeklinin fakirleşme nedeni bellidir. Çözümü yönetimin elindedir.
Biran önce emeklinin geliri fabrika ayarlarına yani 2002 yılı değerlerine geri dönmelidir.
2002 yılında asgarî ücret 184 ₺ iken, en düşük emekli aylığı 257₺ idi. Bugün 2026 de ise asgarî ücret de 28.075₺ iken, en düşük emekli aylığı 18.937₺. Yani emekli 2002 de asgari ücretin % 140 ını alırken, bugün 2024 de asgari ücretin % 67 sini alacaktır. Düşük belirlenen asgari ücret esas alınarak bile en düşük emekli aylığı 39.305₺ olmalıydı. Emeklinin geliri 23 yılda tedricen azaltılmıştır. Devlet kurumları emeklisinin cebinden para çalmıştır.

GELELİM ÇÖZÜME:
1- HEMEN SEÇİM
Bu haksızlık iktidar partisi tarafından düzeltilsin demek abesle iştigaldir, çünkü bunu yaptıran zaten kendisidir. 2008 yılında çıkardığı 5510 sayılı yasa ile emekliyi mahvetmiştir. Her davranışı ile halkı kandırmak, fakiri sömürmek, sadaka ile avutmak, zengini daha zengin yapmak amacında olan iktidar güvenilirliğini kaybetmiştir.
Yasa çıkarabilmek mecliste çoğunluğu gerektiriyor, muhalefetin önergeleri iktidar partisi tarafından sürekli reddediliyor. Dolayısıyla emeklinin isteklerini yerine getirmek üzere muhalefet iktidar olmalı, bunun için hemen acil SEÇİM yapılmalıdır.
Sorunu olan, muhalefeti destekleyen sadece emekli kesimi de değildir, toplumda birçok kesim halinden memnun değildir. Seçimle iktidarı değiştirmek çok büyük olasılıktır. Acil seçim yapılmalıdır. Bu vicdansızlığa son verilmelidir. Sefalet içindeki her seçmen oyunu mecliste kendi yararına yasa cıkarabilecek sayıda vekil seçerek iktidarı elde etmelidir.
2- DAVA AÇIN
SEÇİM oluncaya kadar ise, ülkemizdeki ekonomi uzmanları ( Prof.Dr. Aziz Çelik, Prof.Dr. Yalçın Karatepe, Prof. Dr. Veysel Ulusoy, Mahfi Eğilmez…..)yol göstericiliği’nde emeklilerin TC. Hazine ve Maliye Bakanlığı, SGK, TÜİK’ e karşı DAVA açmalarına yardımcı olmalıdır.
Emekli yıllardır cebinden çalınanların hesabını sormalı, haklarını sonuna kadar almalıdır.
Türk-İs, Hak-İş ve Disk KESK nihayet olayın vahameti üzerine biraraya gelip aynı dili konuşuyorlar.
Emekli Konfederasyonları,odalar, birlikler emeklilere hak arama davalarının açılması ve takip edilmesi konularında destek vermelidir.
Emeklinin aleyhine 5510 sayılı yasayı onaylayan ve imzalayanlar hakkında da tek tek dava açılmalıdır. İnsanlık aleyhine suç işleyenler bu kişiler yargılanmalıdır.
DAVA AÇIN EMEKLİLER!
Işıkları yakıp söndürmek, meydanlarda bağırmak yetmez, karşımızda meclis çoğunluğu olan iktidar engeli vardır. Bu duvarı yıkıp geçmek gerekecektir. Yıkılmaz zannetmeyin yıkılacaktır.
Emeklisini küstürmek hiçbir yönetimin, siyasetçinin yararına olamaz.

ARTIK YETER!
Emeklinin derdi açlık, sefalet, fakirlik!
İktidarın 23 yıl boyunca uyguladığı emekliyi fakirleştirme politikası başarıya ulaşmıştır. Acımasızlıkları ile gurur duyabilirler!
Emeklisini küstürmek hiçbir yönetimin, siyasetçinin yararına olamaz.
Bugün olmazsa yarın mutlaka, demokrasi ve adalet ortamında, emekliler haklarını demokratik yollarla almayı başaracaktır.
YAŞASIN EMEKLİNİN HAK MÜCADELESİ!

TÜİK’in değerleri gerçek değildir diye dava açan değerli insan Seyfettin Çilesizin davasını mahkeme TÜİK istenilen değerleri vermedi diye reddetti. Oysa hukuken red yerine , TÜİK yani idare aleyhine karar vermesi gerekiyordu. Emeklinin dava yolunda da beklentileri suya düştü görünüyorsa da mücadeleden vazgeçemeyiz.

Seyfettin Çilesiz:
“Bu dava sadece benim davam değil, bütün emeklilerin davasıdır.”
Çok doğru hepimizin davası ….

Davayı açan emekli Yargıtay Üyesi Seyfettin Çilesiz de TÜİK’in enflasyonu düşük göstermesi nedeniyle emekli maaşlarına oldukça az zam yapıldığını belirterek, şunları söyledi:

“Emeklilerin büyük bir bölümü sefalet içinde yaşıyor, açlıkla savaşıyor. Emeklilerin yaşadığı sorunları çözmekle asıl görevli olan TBMM ve siyaset kurumu bu konuya yeterli ilgi göstermiyor. Önergeler bilinen oylarla reddediliyor. Bu yüzden emekliler olarak bizlerin başvuracağı tek yer kalıyor bu da bağımsız mahkemeler. TÜİK’e karşı dava açmak için 60 gün süresi var emeklinin.

Bu dava sadece benim davam değil, sayıları aileleriyle birlikte 20 milyonu bulan emeklilerin davasıdır. Bu dava kamu yararı en üst seviyede olan bir dava. Milyonlarca emekli kulağını açmış burayı dinliyor. Bu dava aslında TÜİK için de bir fırsattır. TÜİK verilerini açıklarsa üstündeki şüpheyi de atmış olur. Bir sosyal atıkmışız gibi bize bakılıyor. Oysa emekliler devlete yük değil, enflasyonun da sebebi değildir. Gerçek enflasyon oranlarında maaşlarımıza zam yapılması gerekmektedir.”
Yerden göğe kadar haklı…..

ELBİRLİĞİ EYLEM, ADALETLİ YÖNETİM
Türkiye’ de kendi durumundan memnun olan bir kesim kaldı mı?
Eminim parayı kolay kazanan, tuzu kuru olanları kast etmediğimi biliyorsunuz…. Öyle bir politika uygulandı ki 23 yıldan beri, nasibini almayan kesim kalmadı.

En kötü durumda olanlar; çiftçiler, emekli, dul, yetim, engelliler, daha sonra emekçiler, memurlar, öğretmenler, bütün öğrenciler, hastalar, kadınlar, çocuklar, depremzedeler, madenciler, aile hekimleri, mühendis- mimar, diş hekimleri, bunların yanında mahvedilen hava, su, toprak, yok edilen yakılan ormanlarımız, kesilen zeytinlerimiz, satılan sanayi kuruluşları ve limanlarımız, vakıflarca işgal edilen hazine arazileri, RES, GES, HES lerle zarar gören doğal kaynaklarımız ve bu yollarla zengin olanların yarattığı psikolojik baskılar….
Kamuda yandaşa kadro açma, bir kişinin yapacağı işi beş kişi yaparsa, bir kişiyi doyuracak gelir beş kişiye verilir hale geldi. Bu politikaları yüzünden ülke mutsuz insanlar ülkesi haline geldi. 23 yıldan beri ülkenin üstüne kabus gibi çöken yönetim, müthiş becerisi, siyaset oyunları ile gündemi değiştirmeyi başarıyor.
Mağdur kesimler sorunlarını çözüme ulaşıncaya kadar gündemde tutma becerisi göstermeli, başarmak için tek tek değil elbirliğiyle tepki göstermeliler.

Örneğin emekli kesimi kendi aralarındaki “benim sendikam seninkini döver” hizipleşmelerinden vazgeçip elbirliğiyle mücadele etmeliler.
Hatta bu da yetmez! Emekli, işçi, eylem birlikteliği yaparak güçlü ses çıkarmalılar . Maaşlarına TÜİK’ in gerçek dışı değerlerine göre yapılan enflasyon güncellemeleri asla kabul edilmemeli, eylemler toplu halde etkin bir şekilde sürdürülmelidir. Çünkü 2002 den bu yana hiç kimse alması gereken maaşı almamış, maaş enflasyon güncellemeleri TÜİK’in gerçek dışı değerlerine göre yapılmış, gelirleri azalmıştır. Hesaplamalarda baz alınması gereken 2002 yılının alım gücü, maaş değeri olup, geçen yılın değeri değildir.
“Emekli iradesine sahip çıkmalıdır!”
Olması gereken;
*Sendikalı diye işçinin işinden atılmaması, hakkını örgütlenerek arayan topluluklardan oluşan insanların ülkesi olunması.
*Eğitimin laik değerlerle sürdürülmesi, okullardan imamların çıkarılması, çocukların taciz, tecavüze uğraması, *Evlerde, sokaklarda kadınların öldürülmemesi, tacize uğramaması,
*Pırıl pırıl beyinlerin yurtdışına gitmemeleri, doktor, diş hekimi, mühendis, mimarların, madencilerimizin emniyetli, huzurlu ortamda ve hak ettikleri ücretle çalışmalarıdır.
Olması gereken;
*Çiftçilerimizin tarlasını ekmekten vazgeçmeyecek politikalarla memnun edilmesidir.
Olması gereken;
*Vatandaşın yaşam hakkının, barınma, sosyal hak, sağlık, eğitimin devlet güvencesinde çözüme ulaşmasıdır.
Olması gereken;
*Gelirde adalet, vergide adalet sağlanması ,
Olması gereken;
Çalışanın , emeklinin hakettiği maaşı ödeyecek hak hukuk adalete saygılı bir yönetime acil ihtiyaç vardır.
Halkın beklentilerini yerine getiremeyen bu yönetim acilen değişmelidir. “Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingleri” bunu açıkça gösteriyor.
Umarım şu anda acı çeken en az % 80 vatandaş bu bilince ulaşmıştır da sandık önlerine getirildiğinde, yapılacak ilk seçimde yönetimin değişmesi yönünde oy kullanırlar.
Sabır şükür yanlıları kafa yapılarını değiştirmezlerse yine mutlu insanlar ülkesi olma yolundaki hayallerimiz suya düşmeye mahkûmdur. Saygılarımla, 5.01.2026
Esma Müjgan Çelikkol

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ