İmar Yasası Mağdurları Kalkışa Geçti: “Yıkım Çözüm Değildir!”
İmar sorunları nedeniyle mağdur edilen yüzlerce vatandaş, hukuksuz yıkım kararlarına karşı sesini yükseltmeye başladı. “Yıkım çözüm değildir!” sloganıyla bir araya gelen mağdurlar, devletin vatandaşıyla karşı karşıya gelmek yerine kalıcı, adil ve hakkaniyetli çözümler üretmesini talep ediyor.
Plansızlık, belirsizlik ve bürokratik engeller nedeniyle evsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalan vatandaşlar, yeni imar düzenlemelerinin, geçmişte yapılan hataları göz ardı ederek sadece yıkımı dayatmasının sosyal yaralar açtığını vurguladı.
Mağdurlar, “Devlet vatandaşına sahip çıkmalı, yıkmakla değil yapmakla görevli olmalıdır” diyerek yetkililere çağrıda bulundu. Geniş kapsamlı bir çözüm paketi, af düzenlemesi ya da imar barışı gibi adımlar bekleniyor.
Toplumsal huzuru tehdit eden bu sorun karşısında, kamuoyunda da giderek artan bir duyarlılık oluşurken, mağdurların mücadelesi Türkiye gündeminde daha fazla yer bulmaya başladı.
İmar Yasası’nın uygulamalarındaki gecikmeler ve merkezi hükümetin sorumsuz politikaları, artık sadece esnafı değil, milyonlarca vatandaşı da isyan noktasına getirmiş durumda. İmar Yasasına Takılanlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yaptığı sert açıklamada, “İmar Yasası’ndaki bu başarısızlıkların tek sorumlusu ne belediyeler ne de yerel yönetimler. Asıl suçlu, merkezi hükümetin belirsiz ve geçiştiren yaklaşımıdır” dedi. Bu sert eleştiriler, özellikle Mudanya’da ve birçok kırsal bölgede yaşanan yıkım tehditleriyle daha da can yakıcı hale gelmişken, Gelecek Partisi İl Başkanı Mahmut Kadıoğlu ve Vatan Partisi İl Başkanı Dilek Çınar da bölgedeki mağduriyetlere duyarsız kalmadıklarını belirttiler.
“YIKIM ÇÖZÜM DEĞİLDİR!”
Bugün, Mudanya başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanındaki köylüler, ruhsat alamamış ya da mevcut yapısına ekleme yaptığı için yıkım tehdidiyle karşı karşıya. Peki, tek çözüm gerçekten yıkım mı? Yıkımın kimseye bir fayda sağlamadığını savunan Hacıoğlu, “Büyükşehir Yasası ile kırsal yaşam tarzı yok sayılmıştır. Bu yasaya göre belediyeler, iki yıl içinde imar planlarını yapmalıydı. Ancak ne yazık ki bu planlar yapılmadı ve bedelini köylüler ödedi” dedi.
İmar planı olmadan evini, ahırını ya da tarım yapacağı basit bir yapıyı inşa eden köylüler, yıkım, para cezası, tutanaklar, davalar ve hatta hapis cezalarıyla karşı karşıya kalıyor. Hacıoğlu, “Bu, adaletin tecelli etmediği bir durumdur. Bu nasıl bir sistemdir? Köylü, devletin ihmali yüzünden mağdur edilirken, aynı devlet onu cezalandırıyor!” diyerek isyanını dile getirdi.
İMAR BARİŞI NE İŞE YARADI?
6 Haziran 2018’de çıkarılan İmar Barışı uygulamasının, vatandaşı devletiyle barıştırma amacı taşıdığı vurgulandı. Ancak Hacıoğlu, bu düzenlemenin sadece yanlış uygulamaları doğurduğunu ve milyonlarca insanı mağdur ettiğini belirtti. Sürelerin sürekli uzatılması, reklamlarla vatandaşı başvuru yapmaya teşvik eden ancak sonrasında tarihsel bir darbe gibi 31 Aralık 2017 tarihini dayatan uygulamalar, vatandaşların yanlış yönlendirilmesine yol açtı. “Bugün aynı vatandaş, kapısına yıkım tebligatı bırakıldığında soruyor: ‘Ne oldu? Neredeydiniz?’” dedi.
VATANDAŞI TUZAĞA DÜŞÜREN DEVLET OLMAMALI
Devletin, vatandaşı tuzağa düşürmemesi gerektiğini belirten Hacıoğlu, yerel yönetimlerin ise asli görevlerini yerine getirmediğini ve imar planlarını yapmadığını ifade etti. Belediyelerin, yıkım tehditleri ve cezalarla halkı korkutmaya çalıştığını belirten dernek başkanı, “Bu bir sosyal belediyecilik anlayışı değil, tamamen siyasi bir tercihtir. Tercih vatandaştan yana değil, onu ezen uygulamalardan yana” dedi.
MUDANYA HALKI VE TÜRKİYE’NİN HER YERİ İSYANDA
Mudanya’da köylülerin, eski ve çürümüş evlerini yenileyebilmek için karşılaştıkları engeller ise tam anlamıyla bir felakete dönüşmüş durumda. Vatandaşın “İmar yok, izin yok” cevabı alması, sorunun boyutunun ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Hacıoğlu, “İmar planını yapmayan kimdir? Yıllardır bu bölgeyi plansız bırakan kimdir? Bedeli neden yine vatandaş ödemektedir?” diyerek sorumlulara karşı sert eleştirilerde bulundu.
“YIKIM DEĞİL, ÇÖZÜM İSTİYORUZ!”
Yıkım politikalarının artık iflas ettiğini ve vatandaşı suçlu ilan eden yaklaşımın geçerli olmadığını belirten Hacıoğlu, “Mudanya’da ve Türkiye genelinde talebimiz nettir: İmar planları derhal yapılmalıdır. Yıkımlar durdurulmalıdır. 10 milyon bağımsız birimi ilgilendiren bu soruna TBMM’den düzenleme getirilmelidir” dedi.
Köylülerin, dar gelirli yurttaşların, yıllardır aynı topraklarda yaşayan insanların evlerinin korunması gerektiğinin altını çizen Hacıoğlu, yapılar kayıt altına alınarak mülkiyet haklarının verilmesi gerektiğini belirtti. “Yıkım değil, çözüm üreten bir irade ortaya konulmalıdır” dedi.
TÜM SİYASİ PARTİLERE ÇAĞRI:
Hacıoğlu, tüm siyasi partilere Türkiye’nin bu büyük sorunu için ortak akıl ile çözüm üretmeleri çağrısında bulunarak, “Bu mesele artık hukuki değil, tamamen siyasi bir sorumluluk meselesidir. Siyasi partiler, vatandaşın mağduriyetine duyarsız kalmamalıdır. Ve bu sorumluluğun hesabı, sandıkta da, kamuoyunda da mutlaka sorulacaktır” dedi.
