“Kız Çocukları Tarihle Göz Gözeye Geldiğinde”
BULTÜRK Derneği Genel Başkanı Rafet Ulutürk
Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BULTÜRK) Genel Başkanı Rafet Ulutürk, uzun yıllardır Balkan coğrafyasındaki Türk varlığını, kültürünü ve haklarını savunan çalışmalarıyla tanınıyor. Türkiye ile Balkanlar arasında gönül köprüsü kurmayı amaçlayan Ulutürk, hem sivil toplum faaliyetleriyle hem de kültürel projeleriyle önemli bir misyon yürütüyor.
Göçmen camiasının sesi olmayı sürdüren Ulutürk, özellikle Bulgaristan’daki Türk ve Müslüman azınlıkların hak mücadelesine katkı sunmak, genç nesillere milli kimlik ve kültür bilinci aşılamak için çeşitli programlar, sempozyumlar ve anma etkinlikleri düzenliyor.
Rafet Ulutürk, aynı zamanda BULTÜRK Yayınları aracılığıyla Balkan Türklerine dair arşiv niteliğinde kitaplar, dergiler ve bültenlerle akademik ve sosyal hafızaya katkı sunmayı da sürdürüyor. Ulutürk’ün liderliğinde BULTÜRK, Türkiye’nin Balkan politikalarına STK düzeyinde en fazla destek veren yapılardan biri haline gelmiştir.
Yılın ilk günlerinde, Türk Dünyası soykırımlar sergisine bir grup kız çocuğu katıldı. İçeri girdiklerinde sesleri pek duyulmazdı. Daha çok bakıyor, düşünüyor ve konuşmadan gözleriyle tarihin derinliklerine dalıyorlardı. Kitaplıkta bir süre vakit geçirdikten sonra içlerinden biri, sessiz ama kararlı bir şekilde, “Bir de burayı gezelim mi?” diye sormuştu.
İşte bazen bir kız çocuğunun bu sade sorusu, büyük bir tarihle yüzleşmenin ilk adımı olur.
Sergi boyunca adımlarını ağır ağır attılar. Her bir panonun önünde durdular ve fotoğraflara uzun uzun bakarak düşündüler. Birinin eli dudaklarına gitmiş, diğeri ise arkadaşının koluna dokunmuştu. Sonra, birbirlerine şu cümleleri söylediler:
-
“Ben bunu hiç okumadım…”
-
“Bunu da bilmiyordum…”
-
“Okulda bize anlatılmadı…”
Her cümleyle biraz daha sessizleştiler. Çünkü bazı gerçekler insanın içini susturur. Serginin sonunda fark ettikleri şey yalnızca geçmişin değil, bilmedikleri bir tarihin varlığıydı. Bu farkındalık, bir kız çocuğunun kalbinde çok daha derin bir iz bırakır, çünkü kız çocukları sadece acıyı anlamaz; onu hissederler.
O anda şunu fark ettik: Sorun sadece bilgi eksikliği değil. Asıl mesele, kız çocuklarının kendi tarihleriyle yeterince buluşturulamamış olmalarıydı. Oysa tarih sadece savaşları ve sayıları değil, kadınların, annelerin ve kız çocuklarının susturulmuş hikâyelerini de taşır.
Sergiden ayrılırken söyledikleri çok değerli bir cümle vardı:
-
“Demek ki okul dışında da öğrenmemiz gereken şeyler varmış.”
Bu cümle, bir müfredat eleştirisinin çok ötesindeydi; bu, uyanan bir bilincin ifadesiydi.
İşte bu yüzden bu tür sergiler çok önemlidir. Çünkü bir kız çocuğu tarihini öğrendiğinde, sadece geçmişi bilmez; aynı zamanda kendi değerini de fark eder. Köklerini bilen bir kız çocuğu, gelecekte asla susmaz. Yanlışı ayırt eder, adaleti arar ve doğruyu savunur.
Bu küçük gezi bize bir kez daha gösterdi ki, yeni nesli bilinçlendirmek sadece anlatmakla olmaz; onlara göstermek gerekir. Ve bu sorumluluk, hepimizin omuzlarındadır.
BULTÜRK Derneği ve Dünya Türk Gönüllüler Birliği olarak, kız çocuklarımızın tarih bilinciyle buluşmasına katkı sağlayan tüm yöneticilere ve emeği geçen herkese içtenlikle teşekkür ediyoruz. Çünkü bir kız çocuğunun gözlerinde yanan bilinç ışığı, yarının toplumunu şekillendirir.
Belki bugün sadece bir sergi gezdiler. Ama yarın, bu kız çocukları tarihin susmayan sesi olacaklar.
