“117 Okul Eksik, Güvensiz Okullarda Eğitim Devam Ediyor!”

  • 29 Kasım 2025
“117 Okul Eksik, Güvensiz Okullarda Eğitim Devam Ediyor!”

Eğitim-İş Sendikası Bursa Şubesi, Bursa’da derinleşen eğitim sorunlarını kamuoyu ile paylaşmak amacıyla Gold Majesty Otel’de düzenlediği kahvaltılı basın toplantısında çarpıcı verilerle dolu bir değerlendirme raporunu açıkladı. Şube Başkanı Özkan Rona ve yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda, kentteki eğitim altyapısı, güvenlik açıkları ve plansızlık vurgulandı.

“656 BİN Öğrenciye Yetersiz Altyapı”
Açıklamada, Bursa’da 656 bin 252 öğrencinin, 2 bini aşkın eğitim kurumunda eğitim gördüğü hatırlatılırken, artan öğrenci sayısına rağmen altyapı yetersizliklerinin büyüdüğü belirtildi.

“5 Yılda Sadece 3 Yeni Okul”
Rona, Milli Eğitim Müdürlüğü’nün son 5 yıla ilişkin verilerine atıfta bulunarak, 2020–2025 arasında sadece 3 yeni okul açıldığını, ancak 5 bin 510 yeni dersliğin devreye alındığını söyledi. Bu derslik artışının, mevcut okul binalarındaki laboratuvar, atölye gibi birimlerin dersliğe dönüştürülmesiyle sağlandığını vurgulayan Rona, şöyle konuştu:

REKLAM ALANI

Yeni okul yapılmıyor, var olanların içi boşaltılıyor. Nüfus artış hızına göre Bursa’da bugün okul sayısının 2.120 olması gerekirken resmi rakam 2.003. Bu, şehrin en az 117 okul eksiği olduğu anlamına gelir.”

“Deprem Dayanıklılığı Sorunu Görmezden Geliniyor”
2017–2024 yılları arasında depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle tahliye edilen okul sayısının 50’ye ulaştığını belirten Özkan Rona, buna karşın bazı okulların halen yıkım ya da yeniden yapım aşamasına geçemediğini ifade etti.

15 Eylül 2025’te Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yapılan bilgi edinme başvurusunun reddedildiğini açıklayan Rona, bu tutumun “öğrencilerin ve öğretmenlerin can güvenliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu” söyledi.

“Eğitimde Şeffaflık Yok, Planlama Yetersiz”
Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı, eğitimde şeffaflık eksikliğini, kentteki okul ihtiyacının görmezden gelinmesini ve bütçesel kaynakların plansız kullanımını eleştirerek, kamuoyunu bu sorunlara karşı duyarlı olmaya çağırdı.

Toplantıda ayrıca, önümüzdeki dönemde yerel yönetimler ve sivil toplumla ortak çözüm arayışları yürütüleceği belirtildi. Eğitim-İş, öğrencilerin sağlıklı ve güvenli koşullarda eğitim hakkı için mücadeleye devam edeceklerini ilan etti.

Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Konuklar;

Bursa’da 656.252 öğrenci 2000’i aşkın eğitim kurumunda eğitim görmekte, bu öğrencilere eğitim vermek üzere 40.732 öğretmen görev yapmaktadır. Bugün burada Bursa’nın eğitim sorunlarını dile getirmek, çözüm önerilerini paylaşmak ve kamuoyunu bilgilendirmek için bir araya geldik. Eğitim, bir toplumun geleceğini şekillendiren en temel unsurdur. Ancak Bursa’da karşı karşıya olduğumuz sorunlar, çocuklarımızın ve gençlerimizin potansiyelini sınırlamaktadır.

Bu sorunların en başında hiç şüphesiz ki altyapı sorunları gelmektedir. Bursa hızla artan nüfusu, yoğun göç alması ve genişleyen yerleşim alanları ile eğitim altyapısına sürekli yatırım yapılmasına ihtiyaç duyulan bir kenttir.

Bursa’nın (İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ilan edilen) son 5 yıldaki temel eğitim verileri:

YIL ÖĞRENCİ SAYISI OKUL/KURUM SAYISI DERSLİK SAYISI NÜFUS ARTIŞ HIZI (binde)
2020 590 bin 2000 19 bin 658 14.8
2021 590 bin 380 2000 19 bin 658 14.7
2022 660 bin 48 1946 24 bin 381 14.7
2023 794 bin 797 2015 24 bin 381 6.1
2024 652 bin 69 2080 24 bin 646 7.4
2025 656 bin 260 2003 25 bin 168  

Tablodan da görüldüğü üzere Bursa’nın eğitim altyapısı ile ilgili veriler mantıksal dayanaktan yoksun ve anlaşılması güç verilerdir. Kentimizde 2020 yılında 2000 okul kurum ve 19658 derslik varken 2025 yılında okul sayısı sadece 3 artmışken 5510 derslik artışı nasıl sağlanmıştır bu mantıkla izahı zor bir durumdur. Okulların çeşitli birimlerinin kapatılarak dersliğe dönüştürülmesi gibi çalışmaların yapıldığı bilinmektedir. Ancak son 5 yılda Bursa’nın artan nüfusuna bağlı olarak okul sayısında artış olmadığı ortadadır. Okul/kurum sayısı 2000 yılında 2000 iken 2025 yılı Kasım ayı itibariyle 2003 olarak ilan edilmektedir. (Kaynak: bursa.meb.gov.tr)

Bursa Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yayınlanan Temel Göstergelerle Bursa raporunda kentimizin nüfus artış hızı yıllara göre yayınlanmıştır. Bu artış öğrenci sayılarında da bir artış yaratmıştır. Bursa uzun yıllardır Türkiye’de en fazla derslik açığı olan iller sıralamasında üst sıralarda olmasına karşın derslik açığını kapatmak bir yana dursun, nüfus artış hızına bağlı olarak ortaya çıkan okul/derslik ihtiyacını dahi karşılayamamıştır. Bursa’nın nüfus artış hızına bağlı olarak okul ihtiyacının da aynı oranda artacağı bir gerçektir. Bu artış oranlarına göre okul yapılmış olsa bugün Bursa’da okul/derslik sayısı 2120 olmalıydı. Oysa ilan edilen okul/kurum sayısı 2003’tür. Yani Bursa artan nüfusuna göre 117 okul binası eksiğiyle yola devam etmektedir. Bu durum da kalabalık sınıflar, eğitim niteliğinde düşüş, istenmeyen türde okullara yerleşilmesi, okul terkleri ya da örgün eğitim dışına çıkma gibi sonuçları doğurmaktadır.

Türkiye’nin 4. Büyük kenti olarak Bursa bu büyüklüğü oranında kamusal eğitim yatırımı alamamaktadır. Bursa’da üretilen katma değer, Bursa’ya eğitim yatırımı olarak dönememektedir. Deprem dayanıksızlığı nedeniyle yıkımına karar verilen kimi okul binaları aradan geçen 5 yıla rağmen henüz yapılmamıştır. Kentimizde 2017’den başlayarak 2020 ve 2024 yıllarında toplam 50 okul binası deprem dayanıksızlığı nedeniyle tahliye edilmiştir. Bu binalardan bazıları kamu kaynaklarıyla, bazıları ise bağışçı desteği ile ayağa kaldırılmıştır. Ancak henüz yıkımına yeni başlanılan okul binaları mevcuttur. Depreme dayanıksızlık nedeniyle boşaltılan okullardan 14’ünün yıkım ihalesi 25 Eylül 2025 tarihinde yapılmış olup yıkım işi için tanınan süre 250 gündür. Yani yıkım işleri zamanında tamamlansa bile 8 ay 10 gün sonra sadece yıkılmış olacaktır. Bu binaların inşaat ihalelerinin yapılması ve inşa edilmesi -kaynak bulunması durumunda- en erken 2027 yılında gerçekleşebilecektir.  Tüm bu işler ağır aksak ilerlese bile zihnimizi yoran asıl soru Bursa’da depreme dayanıksız kaç bina daha vardır sorusudur. Bu soruya yanıt almak için yaptığımız girişimler sürekli sonuçsuz kalmaktadır. Bursa’da 2015 yılında deprem dayanıksızlığı şüphesi ile deprem tahkikleri yapılan ve raporları oluşturulan okul sayısı 150’dir. Aradan geçen sürede 50’ye yakın okul bu raporlara dayanılarak boşaltılmıştır. Ancak bu raporlara rağmen eğitim-öğretime devam eden ve depreme karşı dayanıksız olan kaç okul binası vardır sorusu zihinleri kurcalamaktadır. Bursa’da depreme dayanıksız olduğu halde eğitim-öğretim faaliyetlerine devam edilen çok sayıda okul binası olduğu şüphesi ile on binlerce belki de yüzbinlerce öğrencinin, binlerce öğretmenin güvenliğinden endişe duymaktayız. Bu kapsamda Bursa İl Milli eğitim Müdürlüğü’ne 15 Eylül 2025 tarihinde yaptığımız başvuru ile;

-İlimizde okul binalarının kaçında deprem tahkik/performans analizi yapıldığı,

-Bu analizler sonucunda kaç binanın riskli olarak değerlendirildiği,

-Şu ana kadar riskli binaların kaçının yıkıldığı,

-Riskli olarak belirlenen kaç binada eğitim-öğretime devam edildiği,

-Onarımı/yapımı devam ettiği için öğrencileri başka okullara taşınan kaç okul olduğu,

-Okulların taşınması nedeniyle kaç okulun ikili eğitime geçtiği gibi konularda bilgi talep etmiştik. Ancak Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü 15 Eylül 2025 tarihli bilgi edinme başvurumuza 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında yanıt vermek yerine hemen bir gün sonra, 16 Eylül 2025 tarihinde olumsuz yanıt vermiştir. Bu olumsuz yanıtın gerekçesi olarak da “açıklanması ya da zamanından önce açıklanması halinde ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verecek, haksız rekabet ve kazanca sebep olacak bilgi ve belgeler bilgi edinme kanunu kapsamı dışındadır” diyerek akıl dışı bir yanıt verilmiştir.

Bursa’da 656 bin 260 öğrencinin güvende olup olmadığını açıklamak ülkenin hangi ekonomik çıkarlarına zarar verebilir? 40 bini aşkın öğretmenin, her gün okula girip çıkan binlerce velinin güvende olup olmadığını bilmek, hangi haksız rekabete neden olabilir? Bu soruların yanıtını almak için bilgi edinme başvurumuza verilen anlamsız yanıtı yargıya taşıdık. Bilgi edinme hakkını keyfi nedenlerle kısıtlayarak kamusal denetim hakkını ortadan kaldırmaya çalışan bu yaklaşımı, gerçeği gizleme çabası olarak görüyoruz ve bu tablo Bursa’nın çocuklarının okullarda güvende olmadığı konusundaki şüphelerimizi arttırıyor. Buradan sizlerin aracılığınız ile bir kez daha soruyoruz: Bursa’nın çocukları okullarda güvende midir? Bursa’daki okul binaları depreme karşı güvenli midir? Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü bu sorulara göğsünü gere gere “evet” yanıtını vermeliyken, anlamsız gerekçelerle sorulardan neden kaçmaktadır?

Biz Eğitim-İş olarak çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin güvenliğinden emin olmak için, Bursa İl Milli eğitim Müdürlüğü’nün “kentimizde okullarımız depreme karşı güvenlidir, endişe etmeyiniz” açıklamasını yapmaları için ya da “depreme dayanıksız olan tüm binaları boşalttık” güvencesini vermeleri için tüm hukuki ve idari girişimlerimizi kararlılıkla sürdüreceğimizi belirtmek isteriz. Siz değerli basın emekçisi dostlarımızı da okulların deprem güvenliği konusundaki ısrarımıza ortak olmaya davet ediyoruz.

Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Konuklar;

Okulların güvenlik, temizlik, altyapı durumu ve benzeri konular hakkında geçtiğimiz günlerde Bursa’da görev yapan 2187 öğretmen ile yaptığımız araştırmanın sonuçlarını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Araştırmaya katılan öğretmenlerin %88,3’ü okullarında yetkili bir güvenlik görevlisinin bulunmadığını belirtmiştir.

Araştırmaya katılan öğretmenlerin %75,6’sı okullarında temizlik ve hijyen çalışmalarının yetersiz olduğunu belirtmiştir.

Araştırmaya katılan öğretmenlerin %92,3’ü okul binalarının depreme karşı güvenliğinden tedirgin olduğunu belirtmiştir.

Araştırmaya katılan öğretmenlerin %94,3’ü eğer velilerin maddi katkısı olmazsa okulumuzun ihtiyacını karşılamakta zorlanırız demektedirler.

Araştırmaya katılan öğretmenlerin %88,7’si okullarında spor salonu olmadığını ifade etmektedir.

 Araştırmaya katılan öğretmenlerin sadece %30,7’si okullarında idari baskı olmadan görev yaptığını ifade etmektedir.

Bu bulgulara göre;

Okullarımızın yalnızca %11,7 ‘si güvenlik görevlisi ile korunmaktadır.

Temizlik ve hijyen çalışmalarının yeterli görüldüğü okulların oranı yalnızca %24,4 ‘tür.

Deprem güvenliği konusunda kendisini güvende hisseden öğretmenlerin oranı yalnızca %7,8’dir.

Velilerin maddi katkısı olmadan ihtiyaçlarını karşılayabilecek okulların oranı ise yalnızca %5,7’dir.

Araştırmaya katılan öğretmenlerin görev yaptıkları okullar arasında spor salonu olan okul oranı %11,3’tür.

Okulunda idari baskı hissetmeden görev yaptığını belirten öğretmenlerin oranı ise yalnızca %30,7’dir.

Birkaç gösterge ile ortaya koyduğumuz bu sonuçlar bizlere Bursa’da eğitim yönetiminin büyük bir kriz içinde olduğunu göstermektedir. Bursa’da eğitim yönetilememekte, eğitim yöneticileri yalnızca günü geçirmektedir.

Cumhurbaşkanının 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle düzenlediği toplantıda yaptığı açıklamalar ve kamuoyuna sunduğu rakamlar Bursa’nın çok uzağındadır. 23 yıldır süren iktidarlarına rağmen “eğitimle ilgili sorunların tamamını çözdük diyemeyiz” ifadesi çeyrek aşıra dayanan bir iktidarın eğitimdeki başarısızlığının bir itirafı gibi olsa da kamuoyuna açıklanan rakam ve oranlar yalnızca bir algıdan ibarettir. Örneğin bizim öğrenciliğimizde 60-70-80 olan mevcutları 15-20-25’e indirdik sözleri Bursa’yı kapsamamaktadır. Araştırmamıza göre Nilüfer, Osmangazi, Yıldırım gibi merkez ilçelerimizde bile sınıf mevcutları 46, 47, 48 olan okullar mevcuttur. Dolayısıyla ya Cumhurbaşkanı gerçeklikten uzaktır ya da çizilen bu ideal portre Bursa dışındaki diğer şehirleri kapsamaktadır. Bursa gerçeği ile topluma anlatılan manzara arasında adeta derin bir uçurum vardır.

Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Konuklar;

Buz dağının görünen yüzünün bir kesiti bu iken, bir de görünmeyen yüzünden bir kesiti sizlerle paylaşmak isteriz. Bu tabloda nitelikli eğitim olanaklarının kısıtlı olduğu ortadayken, böylesine aksak işleyen bir eğitsel üretim sürecinin hatalı ürün vermesi de olasıdır. Bu gerçeklikte akademik başarısı yüksek çocukların aileleri, çocuklarının eğitim geleceği için yüz binlerce lira kayıt parası, bağış, aidat adı altında ödemelere katlanırken; bu kaynağa sahip olmayan aileler için ise tarikat ve cemaat yurtları adres gösterilmektedir. Tarikat ve cemaatler toplumun yoksulluğunu adeta fırsata dönüştürmektedir. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “dernek ve vakıf” dediği tarikat ve cemaatler, eğitimin en öncelikli ve ayrıcalıklı paydaşı durumuna getirilmiştir. Bursa’da ve Türkiye’de bu yapıların kontrol ettiği çocuk sayısı tam olarak bilinememektedir. Bursa’nın her mahallesinde birden fazla dernek görünümlü tarikat evi, anaokulu işlevinde sıbyan mektebi, yurt görünümlü medrese faaliyet göstermektedir. Bu yapılar kontrolsüz ve denetimsiz bir şekilde işlevini yürütmektedir. Nitelikli eğitime ulaşamayan ve niteliğini yitirmiş eğitim kurumlarında aradığını bulamayan yoksul aileler ise çocuklarını bu denetimsiz yapılara terk etmek zorunda kalmaktadır. Çocukların bu dinci-gerici yapıların elinde türlü baskılara, şiddet ve istismara mazur kaldığı birçok örnek olay kamuoyuna yansımıştır. Bursa’da yakın zamanda tarikat yurdunda yaşanan istismar olayı, çocuklarımızın nasıl bir denetimsizlikle karşı karşıya kaldığını ortaya koymuştur. Hatırlanacağı üzere geçen yıl İsmailağa Cemaatine bağlı Uluçınar Derneği yurdunda kalan öğrenciler arasında yaşanan cinsel istismar vakası kamuoyuna yansımıştı. En az 5 çocuğun istismar edildiği bu vakada mağdur da, fail de adeta mağdur niteliğindedir. Cemaat yurdunda yaşanan istismar konusunda yapılan yargılama sonucunda 15 yaşındaki bir çocuğa tam 50 yıl hapis cezası verilmiştir. Zekâ geriliği ve örenme güçlüğü olan, doktor raporuyla cinsel sapması tespit edilen, ailesinde ağır travmalar yaşayan; babasının, annesini en az üç kez camdan aşağıya attığına tanık olan bir çocuk, tüm bu kirli düzenin günah keçisi ilan edilerek toplamda 120 yıl, indirimler sonrasında ise 50 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiş ve halen tutuklu durumundadır.

Bu vahim olay hakkında sendikamız da suç duyurusunda bulunmuş ancak savcılık asıl sorumluları görmezden gelerek, bize göre bir cemaati korumak adına tüm sorumluluğu bir çocuğa yüklemeyi tercih etmiştir. Bir cemaat yurdunda bir çocuk tarafından istismar edildiği iddia edilen en az 5 çocuğun yatılı olarak kaldığı, 6. Ve 7. Sınıf düzeyindeki bu çocukların zorunlu eğitim çağında oldukları halde örgün eğitime devamlarını sağlamak zorunda olan okul, ilçe ve il milli eğitim yöneticilerinin görevlerini yerine getirip getirmedikleri; hafızlık kursu adı altındaki bu sürecin Bursa İl Müftülüğü tarafından denetlenmesi gerekirken gerekli denetimlerin yapılıp yapılmadığı, cemaat yurdunda görev yapan kişilerin mevzuattaki yeterliliklere sahip olup olmadıkları gibi hususların savcılık eliyle araştırılmasını isteyen suç duyurumuz, adli kayıtlarda görmezden gelinmiştir. Çocuğu koruması gereken hukuk sistemi maalesef yine tarikat ve cemaati korumuştur.

İdari denetim, soruşturma, atama, görevlendirme ve yatırım yapma başlıklarında Bursa Milli Eğitimi can çekişmektedir. Tüm bu sorunları çözüme kavuşturması gereken Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alireisoğlu ise TÜGVA toplantılarında, AKP İl Başkanı için hazırlanan özel buluşmalarda görünmekte, ancak Bursa kamuoyu önüne çıkamamaktadır.

Özetle, Bursa’da eğitim can çekişmektedir.

Özkan Rona

Şube Başkanı

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ