PARA-PUL ALMADAN, HİÇBİR SİYASİ ÇIKAR BEKLEMEDEN, VİCDANSIZLIK VE VAFASIZLIK YAPMADAN HER GÜN YAZIYORUM ANCAK NE İŞE YARIYOR?

  • 31 Ağustos 2025
PARA-PUL ALMADAN, HİÇBİR SİYASİ ÇIKAR BEKLEMEDEN, VİCDANSIZLIK VE VAFASIZLIK YAPMADAN HER GÜN YAZIYORUM ANCAK NE İŞE YARIYOR?

Geçmiş dönem PM Üyesi Güler Buğday makalesinde;

Sabahın köründe kalkar yüzlerce Dost, Yoldaş ve Cana köşe yazar gibi ülkedeki gerçekleri anlatan günaydın yazar yollarım.
Arşivimde on binlerce yazı var… Yıllardır yazdıklarım gerçekten ülkemizin canlı tarihi gibi.
Ayrıca yazdığım ve çok emek verdiğim 5 siyasi kitap (roman ve belgesel) neredeyse unutuldu.
Ancak ben pes etmiyorum…
Okunsam veya okunmasamda, aslında çok okunup korkudan az beğenilsemde yazmaya devam ediyorum.
Biliyorum ve eminim öldüğümde kıymetimi herkes anlayacak ve kendince beni övgü ile anlatarak resmimle paylaşım yapılacak!!!
Oysa ben duymayacak ve hissetmeyeceğim.
2-3 gün sanalda aslında yazanların vicdanını tatmin edecek ve düzen aynen devam edecek.
Oysa neler, neler yazmışım!..
Ülkem ve halklarımız için, demokrasi, hak-hukuk, adalet ve insanca yaşam için elimi taşın altına koymuşum.
Yıllarca sağ ve sığ iktidarlarda ülkemin tüm değerleri istismar edilirken hiç susmadan sol ideolojiye hiç ama hiç ihanet etmeden yazmış ve konuşmuşum.
Her zaman halkların yanında yüreklice tüm otokratik, despotik yapılara, 12 Mart ve 12 Eylül faşizmine direnen bedel ödeyen ancak bu duyarlılığı siyasi ranta çevirmeyen bir insan olarak yaşadım.
Birçok gence anne ve abla oldum…
Kimsenin beş kuruşuna tenezzül etmedim ve hiç kimseye borçlu kalmadım.
Soframı her zaman dostlarıma açtım ama en önemlisi yüreğimi her zaman halklara ihanet etmeyen, sola ve halklara, mağdurlara, Atatürk devrimlerine ihanet etmeyenlere açtım…
Benden yardım isteyen, bilgimden ve yazdıklarımdan yaralanmak isteyen hiç kimseye kıskançlık yapmadım.
Buna karşılık beni gece gündüz arayıp her konuda yararlanıp işleri bitince yok sayıp inanılmaz ihanetlere uğradım!!!
Zor olsa da bunu da anlayışla karşıladım.
Çünkü her insanda ego (BEN) duygusu vardır.
İhtiyacı varken baş atçı edenler, kendilerini yeterli bulunca mutlaka ilk olarak çok yardım aldıkları, destek buldukları ve kendilerinin yetersiz oldukları günleri anımsatan dostlarını (!) unutmak isterler…
Bu satırlarımı okuyan artık herkesin beğenip saydığı meşhur ve kıymetlileri mutlaka o günleri anımsayacaklardır!
Bu hataya düşmeyen, kadir kıymet bilen, saygıda kusur etmeyen ve vefalı olanlarda yok değil ama çok azlar.
Sevgili Dostlar, Yoldaşlar ve Canlar, ben yıllardır paylaştığım kendi yazılarımı da uykusuz kaldığım gecelerde zaman zaman okuyorum.
Keşke okumasam canım daha çok yanıyor.
Yazdıklarım bir işe yaramamış ve bu günlerde ülkemde yaşatılanlar ve yargı yolu ile uyguladıkları artık resmen faşizm.
Bu gece yine arşivimde dolaşırken geçen sene paylaştığım alttaki bu yazımı okudum.
İnanın daha kötü günleri yaşadığımız bu günlerde kötülerin hala ülkede fütursuzca egemenliğini görüp destek bulduğunu
gördüğüm için bu Pazar gününde sesli olarak sizlerle dertleşmek istedim.
Sıkılmazsanız bu eski paylaşımımı okursunuz:
ADALETİN BU MU DÜNYA????
Özgürlük ve Adalet, insanca, onurlu saygın ve güvende yaşamamızın ön koşuludur.
Bu duyguyu en iyi anlatan, Afrikalı bir kadınla yapılan bir diyalogu paylaşmak isterim:
Afrikalı açlıktan ölmek üzere olan çocuklar ve kendisi için bir kadın “ÖZGÜRLÜK” diye bağırınca batılı şaşırıp;
“Açsın ama sen ekmek değil özgürlük istiyorsun” dediğinde Afrikalı kadın, “özgür olmazsam yapılan adaletsizliği ve derdimi nasıl anlatabilirim?” diyor.
Ne kadar haklı.
Çünkü Cumhuriyetimizle elde ettiğimiz tüm haklarımız her gün biraz daha fazla baskılar, yasaklamalar, konuşan, hak arayanları haksız hukuksuz keyfi tutuklamalar nedeniyle artarak yok ediliyor.
Ülkemizde açlık hüküm sürerken “Adalet ve Hukuk” artık çoğunlukla yok hükmünde sarayın emrinde tutsak konumda bulunuyor!!!!
İslamo-faşist iktidar ve karanlık güçlerin dayatmalarından dolayı Anayasa keyfi olarak uygulanmıyor.
Anayasa mahkemesinin arada ilaç olacak nitelikte verdiği doğru ve hukuka uygun kararları Tek Adam diktatoryasında yok sayılıyor.
Bir avuç duyarlı insan bu haksızlık ve hukuksuzluklara itiraz etse de korkudan veya küçük çıkarlar uğruna susan ve sinen çoğunlukların tavrı nedeniyle esaret her yerde egemen oluyor.
Oysa az kaldı sustukça sıra hepimize geliyor.
Özgür bireyler olmaktan daha çok biat eden kullar oluyoruz.
Bu karanlığın egemen olmuş anlayışın yarattığı atmosferden herkes nasibini alıyor.
Kurumlar bozulup çürürken sağdan devşirme siyasi partiler adeta Matruşkalar gibi aynı anlayışla hareket ediyorlar.
Hiçbir koşulda bu karanlığa, dinci, gerici İslamo-Faşist anlayışa izin vermemesi ve “özgür birey, demokratik devlet ve örgütlü toplum” demesi gereken, sol/sosyal demokrat olması gereken CHP’de bu kirlenmeden ve bozulmadan payını alıyor.
Ne yazık ki her koşulda, her yerde egemen olan adaletsizlik kendi partimizde de özgürlükleri yok ediyor.
Siyasette emek veren veya önümüzdeki seçimler nedeniyle bir yerlere gelmekte ısrarlı ve beklentisi olan insanların bu keyfiyete ve asla kabul edilmeyecek uygulamalara suskunluğu umutları yok ediyor.
Hiç ama hiç kimse CHP’den daha önemli ve değerli değildir.
Hele hele kitle partisi olan CHP’nin her zaman solunu temsil etmiş, halklara dost, mağdurlara ses olmuş milletvekillerinin farklı bahanelerle sağcılaşmakta direnenlere destek olması kabul edilemez.
Kimseye kırıcı olmak istemiyorum.
Ancak Tek Adam tavrına ve adaletsiz uygulamalara izin vermeyelim.
Kendi gelecekleri için hiç kimse CHP’nin dibe batmasına ve halkları umutsuz bırakmaya hakkı olmadığını anlamalı.
CHP değişsin sağdan ve antidemokratik uygulamalardan kurtulsun.
Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutlarken;
Dünya liderimiz ve CHP’nin kurucusu yeri doldurulamayan Genel Başkanımız Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimleri vazgeçilmezimiz olmalıdır.
Sol/Sosyal Demokrasinin evrensel ilkeleri rehberimiz olmalı ve bizlerde özgür bireyler olarak laik cumhuriyetimize ve sosyal hukuk devleti anlayışımıza uygun davranmalıyız.
Haksız ve hukuksuz olarak tutsak olan milletvekili seçildiği halde özgürlüğüne kavuşturulmayan, Anayasanın zorlada olsa hak gaspı yapıldığını çoğunluk kararıyla vermesine karşılık TİP Milletvekili Can Atalay’ın bırakılmayarak suç işlenmeye devam edilmektedir.
Bu kararla tüm Gezi tutsaklarına, haksız ve hukuksuz siyasi tutsak olanlara sahip çıkıp, direnip bu karanlığa ışık olalım.
Sevgiyle saygıyla, eşit yurttaşlar olarak barış ve kardeşlik duyguları ile insanca, onurluca, özgürce, haksızlıklara ve hukuksuzluklara izin vermeden yaşayalım ve yaşatalım.
GÜLER BUĞDAY
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ