Gençler Neden Sosyal Medyada Kayboluyor?

Haber Mesut Çavuş
Bir zamanlar sokaklarda yankılanan çocuk kahkahaları vardı. Çamurlu eller, düşe kalka büyüyen dizler, komşu bahçelerden gizlice koparılan meyveler… Şimdi ise aynı kahkahalar sessizliğe büründü. Çocuklarımız, gençlerimiz dört duvar arasında, avuçlarının içine sığan küçücük bir ekranın içine hapsoldu.
Sosyal medya, onlara önce eğlence gibi geldi. Bir oyun, bir paylaşım, bir fotoğraf… Ama zamanla fark etmeden koca bir denize açıldılar. O denizde ne pusula var, ne rota. Beğenilerle yön bulan, takipçi sayısıyla değerini ölçen bir gençlik yetişiyor. Peki biz anne-babalar, öğretmenler, büyükler… Biz neredeyiz?
Bir gencin odasına giriyorsunuz; gözleri ışıl ışıl değil, ekranın parlaklığıyla donuklaşmış. Yüz yüze konuşmayı unutmuş, cümleleri kısalmış, duyguları emojilere sıkışmış. Oysa onların kalpleri bizim düşündüğümüzden çok daha büyük. Bir sarılmaya, bir dinlenmeye, bir “sen değerlisin” cümlesine hasretler.
Çözüm mü? Yasak değil, öfke değil. Gençlerin ellerinden telefonlarını almak değil mesele. Onlara gerçek hayatı sevdirmek… Birlikte yürüyüş yapmak, dernek çalışmalarına katılmak, kitapların kokusunu hatırlatmak, sohbetin sıcaklığını yaşatmak… En önemlisi de onların dünyasını anlamaya çalışmak.
Unutmayalım: Sosyal medya bir araçtır, amaç değil. Doğru kullanıldığında fayda verir, yanlış kullanıldığında ruhları çürütür. Gençlerimizin kaybolmasını istemiyorsak, onlara elimizi uzatmalıyız. Çünkü gençlik kaybolmaz, sadece yolunu şaşırır. Onları tekrar hayata bağlayacak olan bizlerin sevgisi ve ilgisidir