İsmail Seyis’ten Yıldırım İçin Deprem Uyarısı: “Deprem Bizi Vurmadan Önlemimizi Alalım”
İsmail Seyis’ten Yıldırım’da Sert Deprem Çıkışı: “Vatandaşı Rantın Değil, Depremin Değil; Güvenliğin Gölgesinde Yaşatın!”
İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, ilçedeki kentsel dönüşüm tartışmalarına sert sözlerle dikkat çekti. “Deprem bizi vurmadan önlemimizi alalım” çağrısında bulunan Seyis, kentsel dönüşümün rant hesabına kurban edilmemesi gerektiğini belirterek yetkililere seslendi: “İnsan hayatından daha değerli hiçbir proje, hiçbir hesap, hiçbir kazanç olamaz!”
Bursa’nın deprem gerçeği ortadayken Yıldırım’da yapı güvenliği ve kentsel dönüşüm tartışmaları gündemdeki yerini koruyor. İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, dönüşüm çalışmalarının yalnızca bina yenilemekten ibaret görülmemesi gerektiğini belirterek vatandaşın can güvenliğinin, barınma hakkının ve ekonomik geleceğinin öncelik olması gerektiğini vurguladı.
Seyis’in gündeme taşıdığı temel soru ise dikkat çekici: Kentsel dönüşüm gerçekten insanları depreme karşı korumak için mi yapılıyor, yoksa vatandaşın geleceği rant hesaplarının gölgesinde mi bırakılıyor?
“Deprem kapıyı çaldığında mazeretlerin hiçbir kıymeti kalmayacak!”
Yıldırım’ın deprem gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini belirten Seyis, hazırlıkların ertelenmesine tepki gösterdi.
Seyis’in değerlendirmesi şöyle:
“Deprem bize takvim sormaz, izin vermez, mazeret dinlemez! Bir sabah uyandığımızda her şeyin değişebileceğini biliyoruz. O gün geldiğinde vatandaşımıza ‘Neden önlem almadınız?’ diye soramayız. Asıl soru bugün sorulmalı: Neden gerekli tedbirleri zamanında almıyoruz?
Deprem olmadan önce yapılmayan her hazırlık, yarın çok daha ağır bir bedel olarak karşımıza çıkabilir. Bizim meselemiz siyasi hesap değil, insan hayatıdır. Yıldırım’da yaşayan her vatandaşımızın can güvenliği, bütün tartışmaların üzerindedir.”
“Kentsel dönüşüm, rantsal dönüşümün bahanesi olamaz!”
Kentsel dönüşümün gerekli olduğunu ancak uygulamaların vatandaşın haklarını gözetmesi gerektiğini savunan Seyis, dönüşümün amacından uzaklaşmaması gerektiğine dikkat çekti.
“Biz kentsel dönüşüme karşı değiliz; insanı mağdur eden, vatandaşın geleceğini belirsizliğe sürükleyen anlayışa karşıyız. Bir binayı yıkıp yerine yenisini yapmak tek başına başarı değildir. O binada yaşayan insanı borç yükünün altında bırakıyorsanız, barınma hakkını tehlikeye atıyorsanız, vatandaşın yarınını düşünmüyorsanız burada hangi başarıdan söz edeceğiz?
Kentsel dönüşümün merkezinde beton değil, insan olmalıdır!
Vatandaşın evini yenilerken umudunu yıkmayın. Mahallesini dönüştürürken hayatını altüst etmeyin. Güvenli konut üretirken insanları ödeyemeyecekleri maliyetlerle karşı karşıya bırakmayın. Dönüşüm, vatandaşın korkusunu büyüten değil, geleceğe güvenle bakmasını sağlayan bir süreç olmalıdır.”
“750 bin insanın yaşadığı söylenen bir ilçede risk görmezden gelinemez!”
Yıldırım’ın nüfusu ve yapı stoku üzerinden yürütülen tartışmalara değinen Seyis, ilçenin deprem hazırlığının somut verilerle ortaya konulması gerektiğini ifade etti.
“Yıldırım’da kaç bina riskli? Kaç bina için inceleme yapıldı? Kaç vatandaşımızın yaşadığı yapıların güvenliği konusunda acil adım atılması gerekiyor? İnsanlar kendi evlerinde güvende olup olmadıklarını bilmek istiyor. Vatandaşın bu sorulara açık ve anlaşılır cevaplar alma hakkı vardır.
İnsanların yaşadığı evler, kendilerini güvende hissetmeleri gereken yerlerdir; her deprem haberinde korkuyla bekledikleri mekânlar değil!
Eğer ilçemizde yüz binlerce insanın güvenli yapı ihtiyacı varsa, bu mesele birkaç açıklamayla geçiştirilemez. Riskli yapıların tespiti, bilimsel veriler, şeffaf planlama ve uygulanabilir bir dönüşüm takvimi ortaya konulmalıdır.”
“Vatandaşa maliyet çıkarıp sorumluluktan kaçamazsınız!”
Seyis, dönüşüm süreçlerinde hak sahiplerinin bilgilendirilmesi ve ekonomik koşullarının gözetilmesi gerektiğini belirterek yetkililere şu sözlerle seslendi:
“Vatandaşa yalnızca ‘Binan riskli, dönüşmek zorunda’ demek yetmez. Nasıl dönüşecek? Kaç para ödeyecek? Nerede yaşayacak? İnşaat ne zaman bitecek? Hakları nasıl korunacak? Bu soruların cevabı verilmeden insanlardan hayatlarını değiştirmelerini bekleyemezsiniz.
Vatandaşa sadece riskini anlatıp çözümünü göstermemek, sorumluluğun gereğini yerine getirmek değildir!
Dönüşüm projeleri şeffaf olmalı, maliyetler açıkça paylaşılmalı, hak sahipleri sürece dâhil edilmeli ve hiçbir vatandaş kendisini çaresiz bırakılmış hissetmemelidir. İnsanların yıllarca çalışarak edindiği evler, belirsizliğin ve güvensizliğin konusu hâline getirilmemelidir.”
“Deprem siyaset üstüdür, insan hayatı pazarlık konusu değildir!”
Deprem hazırlığının siyasi tartışmaların ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Seyis, yerel yönetimlere, ilgili kurumlara ve bütün karar vericilere ortak sorumluluk çağrısında bulundu.
“Deprem geldiğinde kimsenin siyasi kimliğine bakmayacak. Yıkılan binanın içinde hangi partiye oy verdiğinizin hiçbir önemi olmayacak. Acı hepimizin acısı, kayıp hepimizin kaybı olacak.
O hâlde neden bugün ortak akılla hareket etmiyoruz? Neden yapı güvenliğini, afet hazırlığını ve kentsel dönüşümü günübirlik tartışmaların dışına çıkaramıyoruz?
Bir canı kurtarmak, bin siyasi tartışmadan daha değerlidir. Bir aileyi güvenli konuta kavuşturmak, bütün gösterişli açıklamalardan daha anlamlıdır.
Bizim beklentimiz açık: Yıldırım’ın yapı stoku bilimsel verilerle değerlendirilsin, riskler kamuoyuyla paylaşılsın, dönüşüm projeleri vatandaşın haklarını koruyacak şekilde yürütülsün ve somut bir eylem planı ortaya konulsun.”
“Deprem bizi vurmadan önlemimizi alalım!”
Açıklamasının sonunda Yıldırım’ın geleceğinin ertelenemeyecek bir sorumluluk olduğunu belirten Seyis, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Biz bugün konuşmazsak yarın çok geç olabilir. Bugün önlem almazsak yarın telafisi olmayan acılar yaşayabiliriz. Hiç kimse felaket yaşanmadan önce sorumluluk almaktan kaçmamalıdır.
Yıldırım’da yaşayan her vatandaşımızın güvenli bir evde yaşama hakkı vardır. Bu hak bir lütuf değil, insan hayatının gereğidir.
Depremi engelleyemeyebiliriz ama ihmali azaltabilir, riskleri düşürebilir ve can kayıplarını önlemek için gerekenleri yapabiliriz.
Buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum: Deprem bizi vurmadan önlemimizi alalım! Kentsel dönüşümü rant tartışmalarının gölgesinden çıkaralım, insan hayatını merkeze koyalım. Yarın çok geç olmadan bugün harekete geçelim. Çünkü söz konusu olan yalnızca binalar değil; ailelerimizin hayatı, çocuklarımızın geleceği ve Yıldırım’ın yarınlarıdır.”
İsmail Seyis’in mesajı net: Yıldırım’da kentsel dönüşümün başarısı yalnızca yenilenen binalarla değil, güvenli hâle gelen yaşamlarla, korunan vatandaş haklarıyla ve olası bir depreme karşı alınan somut önlemlerle ölçülmeli.
