Ayşenur Sevim, Altay Tuna Partisi’nin kuruluş gerekçesini anlattı

  • 24 Eylül 2026
Ayşenur Sevim, Altay Tuna Partisi’nin kuruluş gerekçesini anlattı

Altay Tuna Partisi Kurucu Genel Başkanı Ayşenur Sevim, partisinin kuruluş gerekçesini kişisel ve toplumsal hafızaya ilişkin değerlendirmeler üzerinden anlattı. Sevim, aile yapısı, kültürel değerler, eğitim, toplumsal aidiyet ve gençlerin geleceği başlıklarını öne çıkardı.

“İnsan niye parti kurar?” sorusuyla başlayan açıklamasında Sevim, bu sorunun kendisi açısından “insan niye yaşar?” sorusuyla bağlantılı olduğunu belirtti. Siyasetin yalnızca yönetim anlayışından ibaret olmadığını savunan Sevim, parti kurma gerekçesini toplumsal değerlerin yeniden güçlendirilmesi hedefiyle ilişkilendirdi.

Ahıska Türkü olduğunu belirten Sevim, aile büyüklerinden dinlediği savaş ve göç hikâyelerinin dünya görüşünün oluşmasında etkili olduğunu ifade etti. Anneannesi ve babaannesinden dinlediği savaş, sürgün ve siyasi tarihe ilişkin anlatıları aktaran Sevim, ailesinin geçmişinde Stalin dönemindeki zulümden kaçışın da bulunduğunu söyledi.

Sevim, aile hafızasında Adnan Menderes ve Deniz Gezmiş gibi Türkiye siyasi tarihinin farklı dönemlerinde idam edilen isimlere ilişkin anlatıların da yer aldığını belirtti. Bu hikâyelerin kendisinde vatan, toprak ve tarih kavramlarına ilişkin güçlü bir bilinç oluşturduğunu ifade etti.

“Toplumsal değerler zaman içerisinde zayıfladı”

Türkiye’de zaman içerisinde gelenek, görenek, örf ve aile bağlarının zayıfladığını savunan Sevim, dil, din ve soy bağlarının toplumsal aidiyet açısından önem taşıdığını dile getirdi.

Sevim, anne-baba, eş, çocuk, akraba ve komşuluk ilişkilerindeki değişime dikkat çekerek, modern yaşam biçimlerinin çok kuşaklı aile yapısından uzaklaşmayı beraberinde getirdiğini söyledi.

Çocukların eğitimi ve aile yapısına ilişkin politikaları da eleştiren Sevim, çekirdek aile modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte kuşaklar arasındaki bağların zayıfladığını savundu. Huzurevlerinin yaygınlaşmasını da toplumsal değişimin sonuçlarından biri olarak değerlendirdi.

Kendi çocukluk döneminden örnekler veren Sevim, ilk dualarını dedesinden öğrendiğini, anneannesinin kış sabahlarında çocukların hazırlanmasına yardımcı olduğunu ve bu aile hatıralarının kendisi için önemli olduğunu anlattı.

Eğitim vurgusu

Sevim, babasının geniş bir kütüphaneye sahip olduğunu ve tarih kitaplarını okumaya teşvik edildiğini belirtti. Eğitim hakkının önemine dikkat çeken Sevim, kendi ailesinde kız çocuklarının üniversite eğitimi alabilmesine ilişkin geçmişte yaşanan kaygıları da anlattı.

Eğitimin yalnızca okuma ve diploma edinmekten ibaret olmadığını ifade eden Sevim, “okumanın” aynı zamanda olayları sorgulama ve anlama açısından önem taşıdığını söyledi.

Toplumsal değişimin zamanlamasına ilişkin değerlendirmesinde ise tohum, fidan, çiçek ve meyve üzerinden bir benzetme yapan Sevim, değişimin aşamalı ve doğru zamanda gerçekleşmesi gerektiğini savundu.

Dünya siyasetine ilişkin değerlendirmeler

Sevim, açıklamasının devamında dünyadaki siyasi ve ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel sistemin kapitalist, emperyalist ve siyonist güçlerin etkisi altında olduğunu savunan Sevim, özellikle savaş bölgelerinde yaşanan sivil ölümlerine dikkat çekti.

Gazze’deki savaş ve çocukların yaşadığı dram üzerinden değerlendirmelerde bulunan Sevim, enkaz altında kalan çocukların görüntülerinin kendisini derinden etkilediğini belirtti. Konuşmasında “Hasbunallahu ve nimel vekil” ifadesine de yer veren Sevim, yaşananların karşısında siyasi sistemlerin yetersiz kaldığını savundu.

“Katma değeri yüksek evlatlar yetiştirmek istiyoruz”

Sevim, gençlerin geleceğine ilişkin hedeflerini de açıklamasında gündeme getirdi. Deist, ateist ve agnostik gençlerin sayısındaki artışa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sevim, bunun yerine kendi değerleri doğrultusunda yetişmiş, üretken ve topluma katkı sağlayan gençlerin yetiştirilmesi gerektiğini savundu.

Bu hedef doğrultusunda çok kuşaklı aile yapısının yeniden güçlendirilmesi gerektiğini belirten Sevim, aile yapısını toplumsal birlik ve beraberliğin temel unsurlarından biri olarak gördüğünü ifade etti.

Sevim, siyasi sistemin toplumsal sorunların çözümünde yetersiz kaldığını düşündüklerini belirterek, Altay Tuna Partisi’nin kuruluş amacını bu sorunlara yönelik yeni bir siyasi yaklaşım oluşturma hedefiyle açıkladı.

Sevim, açıklamasının sonunda partisinin temel yaklaşımını “En güçlüden en güçsüzün hakkının…” ifadesiyle tanımladı ancak cümleyi tamamlamadı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Yeni Slow Radyo