EMEKLİLERİ KİM KIŞKIRTIYOR?
Sendikacı Veli Beysülen makalesinde;
“Şimdi de emeklilerimiz üzerinden bir istismar arayışı içindeler. Yöneticileri belediyelerde işçiye maaş yerine harçlık veren kendileri değilmiş gibi emeklilerimizi hükümetimize karşı kışkırtmaya çalışıyorlar.” Bu sözler, 23 yıldır ülkeyi yöneten partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ait. 24 Ocak 2026 tarihinde, son transferlerinden Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı’nın düzenlediği toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı, muhalefetin emekli maaşlarıyla ilgili eleştirilerine bilinen konuşma tarzıyla, 23 yıldır ülkeyi kendisi yönetmiyormuş, emeklilerin yaşadıklarından sorumlu değilmiş gibi, emeklileri hükümetimize karşı kışkırtıyorlar şeklinde cevap verdi. Doğrusu, Cumhurbaşkanının bu konuşmasını zamanlaması, konuşmanın yapıldığı yer ve içerik olarak üç ayrı yönden değerlendirmek gerekiyor. Zamanlaması önemli, çünkü emekli maaşlarının çokça tartışıldığı günlerde yapılmış bir konuşma. Zira AKP-MHP iktidar bloku, konuşmanın yapıldığı günlerin hemen öncesinde istisnasız tüm muhalefet partilerinin, en düşük emekli maaşının asgari ücret veya daha üstünde rakamlara çıkarılması için verdikleri kanun teklifleri ile önergeleri reddetmiş ve AKP’nin en düşük emekli maaşının 20.000 TL’ye çıkarılması yönündeki kanun teklifini kanunlaştırmıştı. Her ne kadar TBMM çoğunluğu iktidar blokuna bunu yapma olanağı sağlamış olsa da milyonlarca emeklinin, asgari ücretin altındaki maaşla yaşamak zorunda kalması yıllardır olduğu gibi tepkiyle karşılandı. Dolayısıyla partili Cumhurbaşkanı, hep yaptığı gibi kürsüden düşman ilan etme geleneğini sürdürdü. Öyle ya bu emekliler bu ülke de yaşamıyorlar, sıkıntıları yok, 20.000 lira onlara haydi haydi yetiyor, bu CEHAPE olmasa asla hükümete tepki göstermezler.
Öte yandan konuşmanın yapıldığı yer de önemli. Önemli çünkü toplu açılış törenine katıldığı Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, daha önce CHP’si milletvekiliyken 2009 yılında yapılan yerel seçimlerde yine CHP’den Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçilmiş, 2014, 2019 ve 2024 seçimlerinde de CHP’nin adayı olarak girdiği seçimleri kazanmış ve halen belediye başkanıdır. Kuşku yok ki Erdoğan, bu konuşmasında CHP’li belediye başkaları üzerinden CHP’ye yüklendiği gibi daha önce Özlem Çerçioğlu’nu da birçok defa ağır şekilde eleştirmişti. Zira Erdoğan her konuşmasında CHP’li belediye başkanlarını yolsuzlukla, beceriksizlikle ve iş bilmezlikle suçladığına göre, geçmişte CHP’li olan Özlem Çerçioğlu da bu eleştirilerden nasibini almış eski CHP’li şimdiki AKP’lidir. Nitekim Erdoğan bu konuşmasında da CHP’li belediyeleri çalışanlarına maaş yerine harçlık vermekle suçluyor.
Aslında bunu söyleyen Cumhurbaşkanı, kendi verdiği asgari ücret ile emekli maaşlarının harçlık bile olmadığını itiraf ediyor. Zira neresinden bakarsanız bakın, CHP’li belediyelerin verdikleri maaş, iki asgari ücret ile 3 emekli maaşından fazla. Maaşların geç ödendiğine ya da parça halde ödendiğine dair, eskisi kadar şikâyet yok. Öte yandan eskiden AKP’de olup yeni CHP’ye geçmiş olan pek çok belediyenin tahsil edilmemiş prim ve vergi borçları, şimdi merkezi bütçeden belediyelere aktarılması gereken paradan direkt mahsup ediliyor. Kaldı ki, Cumhurbaşkanının partisine mensup belediyelerin verdiği maaşlar daha aşağıda. O zaman Cumhurbaşkanı, 23 yıldır yönettiği bu ülkede tüm çalışanlar ile emeklilerin maaşlarının harçlık düzeyinde olduğunu kabul ediyor ki öyledir. Peki çalışanların maaşlarının harçlık seviyesinde, emeklilerin maaşları ile asgari ücretin harçlık bile denemeyecek seviyede olmasının sorumlusu kim? Elbette ülkeyi yöneten merkezi yönetimdir. Zira ülkede ücretlerin genel seviyesini merkezi yönetimin uyguladığı ekonomi politikası belirler.
Hatırlayacaksınız Cumhurbaşkanı daha önce bir konuşmasında üstüne basa basa, “Bu ülkenin ekonomisinin sorumlusu benim ben” demişti. Şimdi merkezi yönetimin belirlediği harçlık bile olamayacak asgari ücret ile emekli maaşları yokmuş gibi, bu ücretlerin 2-3 katı olan belediye çalışanlarının maaşlarının harçlık veriyorlar diye açıklanması, ülkede yaşanan sefaletin itirafıdır.
Tüm bunların yaşandığı, milyonlarca emeklinin sefalet yaşadığı ülkede bu emeklileri kışkırtan kim? Ya da soruyu şöyle soralım: Sayın Erdoğan, emeklileri muhalefet mi kışkırtıyor yoksa sizin onları sefalete sürükleyen politikanız mı? Sizce sefaleti yaşattığınız emekliler bunun farkında değiller mi ki onları başkaları kışkırtsın? Hayır kimse emeklileri kışkırtmıyor, aksine emekliler sefaleti yaşıyor ve siyaseti sorunlarının çözümü için zorluyorlar.
Evet, bu konuşmayı dinlerken, kim nasıl, neden kışkırtır emeklileri diye düşünmeden edemedim. Öyle ya 23 yıldır ülkeyi sorunsuz yöneten, her şeyin güllük gülistanlık olduğu, Cumhurbaşkanının zaman zaman en refah dönemlerini bizim iktidarımızda yaşıyorlar dediği emekliler nasıl olur da iktidara karşı seslerini yükseltirler? Bu olsa olsa CHP’nin işidir. Bunu ancak onlar yaparlar. Yoksa emekliler, kendilerini refah ve bolluk içinde yüzdüren iktidara neden karşı çıksınlar?
Kuşkusuz Cumhurbaşkanının bu açıklaması, milyonlarca emeklinin harçlık olamayacak emekli maaşı ile ev kirasını bile karşılayamadıklarını bilmemekten değil. Zira Cumhurbaşkanı sorumluyum dediği ekonomi politikasının yarattığı bu tablonun gayette farkında. Farkında ancak yıllardır yaptığını bir kez daha yapıyor ve başkalarını suçlama geleneğini sürdürüyor. Zira ona göre iğne ucu kadar da olsa olumlu şeyler kendi başarısı, olumsuz her şeyin nedeni ve sorumlusu ise başkalarıdır. Özellikle CEHAPE’dir, diğer muhalefet partileridir, dış güçlerdir, bizi kıskanan Batı’dır. Hayır sayın Cumhurbaşkanı emeklileri kimse kışkırtmıyor, emekliler dayattığınız sefaletin hakları olmadığını, yılların verdikleri ülkede hakları olanı istiyorlar. Bu insan olmanın, ülkesine karşı sorumluluklarını yerine getiren yurttaş olmanın gereğidir. Bunu bilmemek, düşünmemek ve karşı çıkmamak, ancak biat eden, düşünemeyen, emeğine saygısı olmayan insanın işidir. Dahası son zamanlarda, TBMM’de partinizin grup başkanvekillerinin, milletvekili ve yöneticilerinizin yaptıkları açıklama ve söylemler emeklileri rencide ediyor ve kışkırtıyor. Partiniz mensupları emeklilere “Siz yasal hırsızlarsınız” diyecek kadar emekli düşmanlığı yapıyorlar. Bürokratınız, “Eskiden 50 yaşında ölüyordu insanlar, şimdi 78 yaşına kadar yaşıyorlar” diyerek, sistemin tıkanıklığının aşılması için emeklilerin bir an önce ölmeleri gerektiğini ima ediyor. Yıllardır, “Kaynak yok, petrol bulduk, gaz bulduk kaynağımız olunca sizin durumunuzu düzelteceğiz” diye diye emeklileri oyalıyorsunuz. Sermayeye aktardığınız kaynaklar, faiz lobisine aktardığınız milyarlar, ballı ihaleler, vergi bağışları, teşvikler, kur korumalı mevduat hesapları için bankalara aktardığınız milyarlarca lira biliniyorken, emeklilerin gözünün içine baka baka kaynak yok demeniz kışkırtıcıdır. Bizzat kendiniz, “Faiz sebep enflasyon sonuç” diyerek faizleri indirttiniz. Türk Lirası değer kaybetti ve enflasyon önlenemez şekilde yükseldi. Şimdi Hazine ve Maliye Bakanı, yüksek enflasyonu düşürmek için çalışanın ve emeklinin maaşlarını aşağı çeken sıkı para politikası uyguluyor. Bu şekilde sefalete sürüklediğiniz emekliyi sizin politikanızdan başka kimse kışkırtmıyor.
Bir ülke muhalefetinin, toplumun mağdur kesimlerinin sözcüsü olması, onların sorunlarını parlamentoya taşıması, çözmeye dair programlar hazırlamaları ve bunları propaganda araçları ile topluma açıklamaları kışkırtma değil aksine ülkeyi yönetenlerin sorunları görme ve çözüm için tedbirler geliştirme fırsatı olarak kullanacağı katkılardır. 23 yıldır bu ülkeyi yönetiyorsunuz ama halen eskiler diyerek yanlışlarınızı geçmişe atıyorsunuz. Her gün çıkıp bizden önce şu yoktu bu yoktu diyerek, 50 yıldır 60 yıldır insanların kullandıklarına yoktu diyorsunuz. Tüm bunlar kışkırtıyor emeklileri. Kısa ve öz emeklileri kimse kışkırtmıyor, emekliler artık sizin bahanelerinizi yemiyor. Mesele bu kadar basit!
23 yıldır ülkeyi yönetiyorsunuz. Trilyonlarca lira vergi topladınız. Topladığınız vergileri kullanma tercihiniz tamamen sermayeden yanadır. Bu ülke insanının, alın terinden devlete verdiği vergilerle yaptığınız hizmetleri lütfunuz gibi sunuyorsunuz. “Biz geldiğimizde 2,5 milyon yoksul vardı şimdi 17 milyon yoksula bakıyoruz” diyerek, milyonlarca insanı yoksullaştırdığınızı itiraf ediyor ve daha çok yoksula bakmakla övünüyorsunuz. Emeklilik, sizin lütfunuz değil, bedeli prim olarak ödenmiş, kazanılmış haktır. Ancak siz emekliliği kazanılmış hak olarak değil, emeklileri sadaka verdiğiniz garibanlar olarak görüyorsunuz. Kısacası, emeklileri kışkırtan muhalefet değil, sizin sınıfsal tercihinizdir. Zira siz sınıfsal tercihinizle, emekliye yok dediğiniz kaynağı bir avuç sermayeye aktarıyorsunuz!
