Yasal Bahis Can Almaya Devam Ediyor

  • 16 Ocak 2026
Yasal Bahis Can Almaya Devam Ediyor

Bir haftada yasal bahis nedeniyle yaşamına son veren üçüncü kişi

BURSA – Bursa Vatan Medya Grubu köşe yazarı Zeki Baştürk, yasal bahis sisteminin yol açtığı toplumsal yıkıma dikkat çekerek, son bir hafta içinde yasal bahis nedeniyle yaşamına son veren üçüncü kişinin kayıtlara geçtiğini yazdı. Baştürk’e göre bu tablo, bireysel trajedilerin ötesinde, sessiz ama derin bir toplumsal çöküşe işaret ediyor.

Baştürk, bu ölümlerin basit birer istatistik olarak görülmemesi gerektiğini vurgularken, “Bazı ölümler gazetelerin üçüncü sayfasına sığmaz. Ne kan vardır ne siren sesi… Ancak yıkım derindir, kalıcıdır ve sistemlidir” ifadelerini kullandı.

Her Cepte Bir Kumarhane

Yasal bahis sisteminin dijitalleşmeyle birlikte günlük yaşamın her alanına yayıldığını belirten Baştürk, kumarın artık arka sokaklardan çıkıp evlere, iş yerlerine ve okullara kadar girdiğine dikkat çekti. “Bir tuşla açılan, bir bildirimle çağıran ve ‘son dakika oranlarıyla’ kullanıcıyı içine çeken dijital bir düzen söz konusu” değerlendirmesinde bulundu.

Denetim mekanizmalarının varlığına rağmen erişimin sınırsız olduğuna işaret eden Baştürk, bu durumun özellikle ekonomik ve psikolojik açıdan kırılgan bireyler için ciddi riskler taşıdığını belirtti.

Kazanç Vaat Ediliyor, Kayıp Gizleniyor

Zeki Baştürk, yasal bahis sisteminin “oyun” ve “eğlence” söylemiyle pazarlanmasına da tepki gösterdi. Devlet güvencesi ve yoğun reklamlarla desteklenen bu yapıda, kazanma ihtimalinin ön plana çıkarıldığını, kaybetmenin bedelinin ise görünmez kılındığını ifade etti.

Baştürk’e göre mevcut düzen, şans unsurundan çok çaresizliği besliyor. “Bu bir eğlence sektörü değil; umut üzerinden kurulan bir sömürü düzenidir. Her kayıp yalnızca maddi değil, aynı zamanda bir hayatın, bir ailenin ve bir geleceğin eksilmesidir” değerlendirmesinde bulundu.

İşte o yazı…

YASAL AMA ÖLÜMCÜL

Yasal bahis can alıyor. Bir haftada yasal bahis nedeniyle kendi canına kıyan üçüncü kişi.
Bu tümce, bir mecaz değil; istatistiklerin, sessiz çöküşlerin ve görünmeyen dramların özetidir. Çünkü kimi ölümler gazetelerin üçüncü sayfasına sığmaz. Ne kan vardır ne siren sesi… Ama yıkım derindir, kalıcıdır ve sistemlidir.

Bugün her cepte bir kumarhane var. Bir tuşla açılan, bir bildirimle çağıran, bir “son dakika oranı”yla insanı içine çeken dijital bir tuzak. Kumar artık arka sokaklarda değil; evde, işte, okulda, cebimizde. Denetimsiz değil belki ama sınırsız.

Yasal bahis, “oyun” adı altında pazarlanır. Devlet güvencesiyle, reklâm destekli, ekranlardan evlerimizin içine kadar sokulur. Kazanma olasılığı parlatılır, yitirmenin bedeli ise görünmez kılınır. Oysa bu düzen, şansı değil çaresizliği oynatır.

Yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin kol gezdiği bir ülkede bahis, bir eğlence değil; son çıkış kapısı olarak sunulur.
Toplumsal adaletsizlik derinleştikçe, insanlar emekle değil “talihle” kurtuluş aramaya yönelir. Siyasal iktidar ise bu arayışı durdurmak yerine yönetmeyi yeğler. Çünkü her cepteki bu kumarhane, aynı zamanda vergisi toplanan, kontrol ediliyormuş gibi yapılan ama sonuçlarıyla yüzleşilmeyen bir düzendir. Kasa kazanır, sistem kazanır; birey yitirir.

Bahis bağımlılığı bireysel bir alışkanlık, bir düşkünlük değildir. Bu, siyasal bir tercihin toplumsal sonucudur. Gençler borç sarmalına sürüklenirken, aileler dağılırken, intiharlar “kişisel trajedi” diye geçiştirilir. Oysa bu trajedilerin ortak bir özelliği vardır: Umutsuzluk.

Reklâmlarda mutlu yüzler, büyük ikramiyeler, coşkulu anlatımlar… Gerçek yaşamda ise icra dosyaları, psikolojik çöküş, şiddet ve tükenmiş yaşamlar . Yasal olması, bu düzeni masum kılmaz. Her yasal olan adil olmadığı gibi, her yasal etkinlik de insan onuruna uygun değildir.

Devletin görevi, yurttaşını riskli alışkanlıklara özendirmek, yöneltmek değil; onu korumaktır. Sosyal devlet, insanları şansa muhtaç bırakmaz. Emekle yaşam kurma olanağı sunar. Ama emeğin değersizleştiği bu düzende, her cepteki kumarhane umut tacirliğine dönüşmüştür.

Yasal bahis can alıyor.
Çünkü bu sistem, yoksulluğu yönetmenin, öfkeyi bastırmanın, umudu ertelemenin bir aracına dönüşmüştür. Ve her erteleme, başka bir yaşamın sessizce sönmesi demektir. Bu yüzden bu sorun , bir kupon sorunu değil; vicdanın, siyasetin ve toplumun sorunudur. Bizler, ilgisiz ve duyarsız kaldığımız sürece, bu sorun ışığımızı söndürecek, yolumuzu karartacaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ