<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YAZARLAR arşivleri | Zirvede Haber</title>
	<atom:link href="https://www.zirvedehaber.com/category/yazarlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.zirvedehaber.com/category/yazarlar/</link>
	<description>Son dakika haberler</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 Sep 2026 10:49:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.1</generator>
	<item>
		<title>TÜRKİYE SİYASETİNİN YENİ SESİ BURSA’YI SALLADI</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/19/turkiye-siyasetinin-yeni-sesi-bursayi-salladi/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/19/turkiye-siyasetinin-yeni-sesi-bursayi-salladi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayrettin BULUT]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2026 10:49:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=229325</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Hayrettin Bulut makalesinde; Bursa cuma günü yalnızca bir siyasi lideri ağırlamadı. Bursa, Türkiye siyasetinde yeni bir hareketliliğin güçlü biçimde hissedildiği bir güne tanıklık etti. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Bursa ziyareti, kentin farklı kesimleriyle kurduğu temaslar ve gün boyunca gördüğü yoğun ilgiyle dikkat çekti. Özel’in programında sanayicilerden esnafa, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/19/turkiye-siyasetinin-yeni-sesi-bursayi-salladi/">TÜRKİYE SİYASETİNİN YENİ SESİ BURSA’YI SALLADI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Hayrettin Bulut makalesinde; Bursa cuma günü yalnızca bir siyasi lideri ağırlamadı.<br />
Bursa, Türkiye siyasetinde yeni bir hareketliliğin güçlü biçimde hissedildiği bir güne tanıklık etti.<br />
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Bursa ziyareti, kentin farklı kesimleriyle kurduğu temaslar ve gün boyunca gördüğü yoğun ilgiyle dikkat çekti. Özel’in programında sanayicilerden esnafa, işçilerden üreticilere kadar toplumun farklı kesimleriyle buluşmalar yer aldı.<br />
Ama bu ziyaretin en dikkat çekici tarafı, siyasetin yalnızca salonlarda değil, sokağın içinde yapılmasıydı.<br />
Özgür Özel’in Bursa’ya gelişiyle birlikte sokaklarda oluşan hareketlilik, vatandaşların yoğun ilgisi ve akşam saatlerindeki buluşma, siyasetin nabzının yeniden sahada attığını gösterdi.<br />
Özel’in ilk durağı ise Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey oldu. Cezaevinde gerçekleşen görüşmenin ardından Özel, Bozbey’in iyi olduğunu ve selam gönderdiğini açıkladı.<br />
Ardından Ulu Cami, Kapalı Çarşı, Hanlar Bölgesi, iş dünyası, emekçiler ve üreticiler…<br />
Özgür Özel, Bursa’nın yalnızca siyasetçileriyle değil; esnafıyla, işçisiyle, sanayicisiyle, çiftçisiyle ve yurttaşıyla buluştu.<br />
İşte siyasetin asıl sınavı da burada başlıyor.<br />
Çünkü vatandaş artık yalnızca kürsüden konuşan siyasetçi görmek istemiyor. Sokağa inen, insanı dinleyen, esnafın derdini soran, üreticinin sıkıntısını yerinde gören ve toplumun farklı kesimleriyle doğrudan temas kuran siyaset anlayışına bakıyor.<br />
Özgür Özel’in Bursa programında bunu açık biçimde görmek mümkündü.<br />
Özellikle üreticilerle buluşması, ekonomik sorunların doğrudan sahada konuşulması bakımından dikkat çekiciydi. Özel, Bursa’da incir üreticileriyle de bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı ekonomik sorunları gündeme taşıdı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-242096" src="https://www.bayrakhaber.com/wp-content/uploads/2026/09/28afad4a-bff2-44a4-9b30-a71c136f1037.jpg" alt="" width="398" height="410" /><br />
Ve akşam…<br />
Bursa’nın kalabalık caddelerinde vatandaşlarla buluşma gerçekleşti.<br />
Özgür Özel’in Bursa ziyaretinin sonunda yaptığı konuşmada Mustafa Bozbey üzerinden Bursa’ya ilişkin siyasi mesajlar vermesi de gecenin önemli başlıklarından biri oldu.<br />
Bursa’nın verdiği görüntü, Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin tartışıldığını gösteren önemli bir tablo ortaya koydu.<br />
Özgür Özel’in siyasi tarzında dikkat çeken en önemli unsur ise, doğrudan insanlarla temas kurma ve farklı toplumsal kesimleri aynı siyasi zeminde buluşturma çabası.<br />
Elbette siyasetin gerçek ölçüsü yalnızca bir mitingdeki kalabalık değildir.<br />
Asıl ölçü; zaman içinde ortaya konulacak program, kadrolar, projeler ve toplumun karşı karşıya olduğu sorunlara üretilecek çözümlerdir.<br />
Ancak Bursa’daki görüntüyü de görmezden gelmek mümkün değil.<br />
Siyasette rüzgâr bazen bir şehirden eser.<br />
Cuma günü o rüzgâr Bursa’da hissedildi.<br />
Bursa konuştu, sokaklar hareketlendi, vatandaş siyasetçiyi yakından görmek ve dinlemek için bir araya geldi.<br />
Özgür Özel ise Bursa’dan, yalnızca bir siyasi ziyaret gerçekleştirmiş olarak değil; Türkiye siyasetindeki yeni arayışların önemli duraklarından birinden geçmiş olarak ayrıldı.<br />
Şimdi gözler, Bursa’da ortaya çıkan bu siyasi hareketliliğin Türkiye’nin diğer şehirlerinde nasıl karşılık bulacağına çevrilecek.<br />
Çünkü siyaset değişiyor.<br />
Ve Bursa, bu değişimin sesinin güçlü duyulduğu şehirlerden biri oldu.</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/19/turkiye-siyasetinin-yeni-sesi-bursayi-salladi/">TÜRKİYE SİYASETİNİN YENİ SESİ BURSA’YI SALLADI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/19/turkiye-siyasetinin-yeni-sesi-bursayi-salladi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAYATTAYKEN UYANABİLMEK</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/14/hayattayken-uyanabilmek/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/14/hayattayken-uyanabilmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma ELALMIŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 09:22:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=228852</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Fatma Elalmış makalesinde; İnsan, hayatı boyunca sürekli bir şeylerin peşinden koşar. Bazen yetişmesi gereken bir yere, bazen kazanması gereken bir başarıya, bazen de kaybetmekten korktuğu bir şeye… Günler geçer, yıllar birbirini kovalar ve insan çoğu zaman durup kendine şu soruyu sormayı unutur: “Ben gerçekten yaşıyor muyum, yoksa sadece yaşadığımı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/14/hayattayken-uyanabilmek/">HAYATTAYKEN UYANABİLMEK</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Fatma Elalmış makalesinde; İnsan, hayatı boyunca sürekli bir şeylerin peşinden koşar. Bazen yetişmesi gereken bir yere, bazen kazanması gereken bir başarıya, bazen de kaybetmekten korktuğu bir şeye… Günler geçer, yıllar birbirini kovalar ve insan çoğu zaman durup kendine şu soruyu sormayı unutur:<br />
“Ben gerçekten yaşıyor muyum, yoksa sadece yaşadığımı mı sanıyorum?”<br />
Çoğu insan gerçek uyanışın ölümden sonra gerçekleşeceğine inanır. Dünya hayatının bir rüya olduğunu, asıl hakikatin ölümden sonra ortaya çıkacağını düşünür. Belki de öyledir. Ancak daha önemli bir soru vardır:<br />
İnsan, ölümü beklemeden uyanabilir mi?<br />
Belki gerçek uyanış, gözlerimizi bu dünyaya kapattığımızda değil, gözlerimiz açıkken dünyaya başka türlü bakmaya başladığımızda gerçekleşir.<br />
Hayatın içerisinde bazı şeyler vardır ki, yaşandığı anda bütün dünyamızı kaplar. Bir tartışma günlerce zihnimizi meşgul eder. Bir ayrılık hayatımızın sonu gibi gelir. Kaybettiğimiz bir iş, kaçırdığımız bir fırsat ya da söylediğimiz bir söz geceler boyunca uykumuzu kaçırabilir.<br />
O anda yaşadığımız şey o kadar büyüktür ki, başka hiçbir şey göremeyiz.<br />
Fakat zaman geçer&#8230;<br />
Bir yıl sonra dönüp baktığımızda, bizi günlerce üzen o olayın artık eskisi kadar önemli olmadığını fark ederiz. Beş yıl sonra ise belki hatırladığımızda gülümseriz. Bir zamanlar dünyanın sonu sandığımız şeyin, aslında hayatımızdaki küçük bir dönemeç olduğunu anlarız.<br />
İşte belki de uyanış tam burada başlar.<br />
İnsan, bugün yaşadığı acıya yarının gözleriyle bakabilmeye başladığında uyanır.<br />
Henüz zaman geçmeden, yaşadığı olayın aslında geçici olduğunu anlayabildiğinde…<br />
Henüz kaybetmeden, sahip olduklarının değerini fark edebildiğinde…<br />
Henüz ölüm gelmeden, hayatın gerçekten ne kadar kısa olduğunu hissedebildiğinde…<br />
Uyanmaya başlar.<br />
Çünkü insanın en büyük yanılgısı, yaşadığı anın hiç bitmeyeceğini sanmasıdır. Üzüntünün sonsuza kadar süreceğini, mutluluğun hiç kaybolmayacağını, sahip olduklarının hep yanında kalacağını düşünür. Oysa hayatın değişmeyen tek gerçeği değişimin kendisidir.<br />
Bugün çok önemli olan, yarın önemini kaybedebilir.<br />
Bugün vazgeçilmez sandığımız biri, yıllar sonra hayatımızda sadece bir hatıra olabilir.<br />
Bugün elde etmek için bütün gücümüzle mücadele ettiğimiz şey, yarın bizi hiç heyecanlandırmayabilir.<br />
Peki o hâlde neden bu kadar çok yoruluyoruz?<br />
Neden başkalarının söylediklerini günlerce zihnimizde taşıyoruz?<br />
Neden küçük kırgınlıkları yıllarca büyütüyoruz?<br />
Neden henüz yaşanmamış şeyler için bugünü kaygıyla tüketiyoruz?<br />
Belki de bunun sebebi, hayatın geçici olduğunu aklımızla bilip kalbimizle henüz anlayamamış olmamızdır.<br />
UYANMAK DÜNYADAN VAZGEÇMEK DEĞİLDİR&#8230;<br />
Uyanmak, hayatı daha derinden yaşamaktır.<br />
Bir çiçeğin bir gün solacağını bilmek, onun güzelliğini azaltmaz. Tam tersine, onu daha değerli hâle getirir. Bir gün sevdiklerimizden ayrılacağımızı bilmek, onları daha az sevmemize değil, bugün onlara daha çok sarılmamıza neden olmalıdır.<br />
Hayatın geçici olduğunu anlamak, hayattan kaçmak için değil; hayatı ertelememek için gereklidir.<br />
Belki gerçek uyanış, ölümden sonra bizi bekleyen büyük bir sır değildir yalnızca. Belki uyanışın küçük parçaları her gün karşımıza çıkar.<br />
Bir sabah uyandığımızda ve yıllardır taşıdığımız bir kırgınlığın artık anlamsız olduğunu fark ettiğimizde…<br />
Bir gün aynaya bakıp, başkalarının ne düşündüğünden çok kendi iç huzurumuzun önemli olduğunu anladığımızda…<br />
Sevdiğimiz bir insanın yanında otururken, o anın aslında ne kadar kıymetli olduğunu hissettiğimizde…<br />
Uyanırız.<br />
Bir insanın hayat boyunca yapması gereken en önemli şey, ölümü bekleyerek uyanışı beklemek değil, hayattayken uyanmayı öğrenmektir.</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/14/hayattayken-uyanabilmek/">HAYATTAYKEN UYANABİLMEK</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/14/hayattayken-uyanabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MOR KALEMLER’DE BULUŞAN KADINLARIN DAYANIŞMA HİKÂYESİ</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/09/mor-kalemlerde-bulusan-kadinlarin-dayanisma-hikayesi/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/09/mor-kalemlerde-bulusan-kadinlarin-dayanisma-hikayesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayrettin BULUT]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2026 11:26:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=228446</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Hayrettin Bulut makalesinde; Birkaç kadının attığı küçük bir adım, bugün 130 kadını aynı çatı altında buluşturan güçlü bir dayanışma hareketine dönüşüyor. Mor Kalemler; edebiyatın, emeğin, sosyal yardımlaşmanın ve kadın dayanışmasının ortak adresi olma yolunda ilerliyor. Kadınların kalemi bir araya geldiğinde ortaya yalnızca edebi eserler çıkmıyor. Birlikte düşünmenin, üretmenin, paylaşmanın [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/09/mor-kalemlerde-bulusan-kadinlarin-dayanisma-hikayesi/">MOR KALEMLER’DE BULUŞAN KADINLARIN DAYANIŞMA HİKÂYESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Hayrettin Bulut makalesinde;</p>
<p>Birkaç kadının attığı küçük bir adım, bugün 130 kadını aynı çatı altında buluşturan güçlü bir dayanışma hareketine dönüşüyor. Mor Kalemler; edebiyatın, emeğin, sosyal yardımlaşmanın ve kadın dayanışmasının ortak adresi olma yolunda ilerliyor.<br />
Kadınların kalemi bir araya geldiğinde ortaya yalnızca edebi eserler çıkmıyor. Birlikte düşünmenin, üretmenin, paylaşmanın ve dayanışmanın da güçlü bir zemini oluşuyor.<br />
Mor Kalemler Platformu, diğer adıyla Kadın Yazarlar Platformu, tam da böyle bir anlayışın ürünü.<br />
Birkaç kadının öncülüğünde başlayan oluşum, önce bir platforma dönüştü. Bugün ise yaklaşık 130 kadının bir araya geldiği, dernekleşme yolunda ilerleyen bir kadın hareketi olarak yoluna devam ediyor.<br />
Bu yapılanmanın kuruluş sürecinde öncülük eden kurucu başkan Gıda Mühendisi Türkan Kebeci, kadınların yalnızca yazan ve üreten bireyler olarak değil, toplumun sorunlarına duyarlı ve çözüm üretme iradesine sahip aktörler olarak bir araya gelmesini hedefliyor.</p>
<p>Platformun başkanlığını sürdüren Gıda mühendisi Türkan Kebeci ve ekibine başarılar dileriz.</p>
<p>Başkan Türkan Kebeci öncülüğünde çalışmalarını sürdüren Mor Kalemler; özel günlerde düzenlenen etkinlikler, paneller, söyleşiler, kitap fuarları ve dayanışma buluşmalarıyla kadınların sosyal ve kültürel hayattaki görünürlüğünü artırmayı amaçlıyor.<br />
AMAÇ SADECE EDEBİYAT DEĞİL: DAYANIŞMA<br />
Mor Kalemler&#8217;i benzer oluşumlardan ayıran en önemli noktalardan biri, edebiyatı sosyal yardımlaşma ve dayanışmayla buluşturması.<br />
Çünkü burada kalem, yalnızca yazmak için kullanılmıyor.<br />
Kalem; bir kadının hikâyesini anlatmak, bir başka kadının sesini duyurmak, toplumsal bir meseleye dikkat çekmek ve ihtiyaç duyulan yerde dayanışma oluşturmak için de kullanılıyor.<br />
Bu yönüyle Mor Kalemler, edebiyatın toplumsal gücünü görünür kılmayı hedefliyor.<br />
Kadınların bir araya gelmesi, yalnızca bireysel başarıların paylaşılması anlamına gelmiyor. Aksine, bir kadının deneyiminin başka bir kadına yol göstermesi; birinin emeğinin diğerine cesaret vermesi ve ortak sorunlara birlikte çözüm aranması anlamına geliyor.<br />
KADININ GÜCÜ AİLEDEN TOPLUMA UZANIYOR<br />
Kadının toplumdaki rolü, yalnızca aile içindeki sorumluluklarıyla sınırlı değil.<br />
Kadın; aileyi şekillendiren, çocuğun ilk eğitimini veren, çalışma hayatında üreten, kültür ve sanata katkı sunan, toplumsal değişimin önünü açan önemli bir güç.<br />
Bu nedenle kadının güçlenmesi, yalnızca kadının değil, ailenin ve toplumun güçlenmesi anlamına geliyor.<br />
Mor Kalemler&#8217;in ortaya koyduğu dayanışma modeli de bu anlayış üzerinden şekilleniyor.<br />
Bir kadının elinden tutmak, yalnızca o kadına destek olmak değildir. O desteğin bir aileye, bir çocuğa ve dolayısıyla geleceğe dokunan sonuçları vardır.<br />
CUMHURİYET DEĞERLERİ ETRAFINDA BİRLİK<br />
Platformun temel yaklaşımlarından biri de Atatürk çizgisinde, Cumhuriyet değerleri etrafında birlik ve beraberliği güçlendirmek.<br />
Bu anlayış, kadınların eğitimden bilime, sanattan edebiyata ve sosyal yaşamdan çalışma hayatına kadar her alanda daha güçlü biçimde yer almasını savunan Cumhuriyet&#8217;in kadınlara kazandırdığı hakların önemini de hatırlatıyor.<br />
Mor Kalemler&#8217;in kadın yazarları, kendi alanlarında üretirken aynı zamanda toplumsal sorumluluk duygusuyla hareket etmeyi önemsiyor.<br />
Bu nedenle platformun etkinlikleri yalnızca edebi buluşmalar olarak değil, kültür, sanat ve dayanışmanın kesiştiği alanlar olarak değerlendiriliyor.<br />
Ağustos ayında Garip Dede Cemevi ve GADEV &#8216;de gerçekleştirilen kitap fuarı da bu çalışmalar kapsamında kadın yazarların okurla buluştuğu etkinliklerden biri oldu.<br />
Sıradaki önemli buluşma ise 12 Eylül&#8217;de Ahilik Haftası kapsamında Beylikdüzü&#8217;nde gerçekleştirilecek panel ve fuar.<br />
Ahilik kültürünün temelinde yer alan emeğe saygı, paylaşma, yardımlaşma, dayanışma ve kardeşlik anlayışı düşünüldüğünde, bu etkinliğin Mor Kalemler&#8217;in kuruluş felsefesiyle örtüşmesi dikkat çekiyor.<br />
BİR KADININ KALEMİ, BİNLERCE KADINA ULAŞABİLİR<br />
Bugün 130 kadının buluştuğu bu yapı, aslında daha büyük bir gerçeğin de göstergesi:<br />
Kadınlar kendilerine alan açılmasını beklemek yerine kendi alanlarını oluşturabiliyor.<br />
Birlikte yazabiliyor, birlikte üretebiliyor, birlikte organize olabiliyor ve en önemlisi birbirlerine güç verebiliyorlar.<br />
Mor Kalemler&#8217;in hikâyesi bu açıdan yalnızca bir platformun hikâyesi değil.<br />
Bu, birkaç kadının cesaretle attığı adımın, dayanışmayla nasıl büyüyebileceğinin hikâyesi.<br />
Bugün 130 kadın aynı çatı altında buluşuyorsa, yarın bu sayının çok daha fazla olması mümkün.<br />
Çünkü dayanışmanın en güçlü tarafı, paylaşıldıkça azalmak yerine çoğalmasıdır.<br />
Bir kadının sesi başka bir kadına ulaştığında, o ses artık yalnızca bir kişinin sesi değildir.<br />
Birlikte yazılan her satır, kadınların toplumdaki görünürlüğüne atılan bir imzadır.<br />
Ve Mor Kalemler&#8217;in asıl hikâyesi belki de tam burada başlıyor:<br />
Kadınların kalemleri yalnızca edebiyatı değil, dayanışmayı da yazıyor.<br />
Atatürk&#8217;ün gösterdiği çağdaşlık yolunda, Cumhuriyet&#8217;in kazanımlarına sahip çıkarak ve birbirine omuz vererek&#8230;<br />
Çünkü kadın güçlenirse aile güçlenir; aile güçlenirse toplum güçlenir.<br />
Kadınlar dayanışırsa, yalnızca bugün değil, yarın da değişir.<br />
Mor Kalemler, işte bu değişimin kadınların kaleminden yükselen sesi.</p>
<p>Bir kadın gulumserse dünya değişir ,haydi gülümseyin dünyayı değiştirin</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-169155" src="https://www.bursaant.com/wp-content/uploads/2026/09/b9c5197a-fa39-451f-9209-2ff8caac3814-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /> <img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-169156" src="https://www.bursaant.com/wp-content/uploads/2026/09/a56d1ea4-7c29-4642-b1b9-e0777ad8bb96-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/09/mor-kalemlerde-bulusan-kadinlarin-dayanisma-hikayesi/">MOR KALEMLER’DE BULUŞAN KADINLARIN DAYANIŞMA HİKÂYESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/09/mor-kalemlerde-bulusan-kadinlarin-dayanisma-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BU DÜNYA HEPİMİZİN</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/07/bu-dunya-hepimizin/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/07/bu-dunya-hepimizin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayrettin BULUT]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 11:27:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=228345</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Hayrettin Bulut makalesinde; İnsan haklarından söz ederken çoğu zaman yalnızca insanı merkeze koyuyoruz. Oysa yaşadığımız dünya, yalnızca insana ait bir dünya değildir. Bu evren; insanıyla, hayvanıyla, ağacıyla, kuşuyla, toprağıyla ve bütün canlılarıyla ortak yaşam alanımızdır. Sokak canlarının da yaşama hakkı vardır. Onların dili bizimki gibi değildir ama acıyı, korkuyu, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/07/bu-dunya-hepimizin/">BU DÜNYA HEPİMİZİN</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Hayrettin Bulut makalesinde;</p>
<p>İnsan haklarından söz ederken çoğu zaman yalnızca insanı merkeze koyuyoruz. Oysa yaşadığımız dünya, yalnızca insana ait bir dünya değildir. Bu evren; insanıyla, hayvanıyla, ağacıyla, kuşuyla, toprağıyla ve bütün canlılarıyla ortak yaşam alanımızdır.<br />
Sokak canlarının da yaşama hakkı vardır. Onların dili bizimki gibi değildir ama acıyı, korkuyu, açlığı ve sevgiyi hissederler. Bir canlının konuşamıyor olması, onun haklarının olmadığı anlamına gelmez.<br />
Evrensel hakların temelinde yaşam vardır. Yaşam hakkı ise yalnızca güçlü olanın, konuşabilenin veya kendini savunabilenin hakkı değildir. Tam tersine, asıl insanlık; kendisini savunamayanın yanında durabilmekle ölçülür.<br />
Sokakta yaşayan bir köpeği, kediyi ya da başka bir canlıyı gördüğümüzde önümüzde sadece bir hayvan yoktur. Yaşam mücadelesi veren bir can vardır.<br />
Bir kap su, bir kap mama, soğukta açılmış küçük bir yuva, hastalandığında uzatılan yardım eli… Bunlar küçük davranışlar gibi görünebilir. Fakat o canlının dünyasında bunlar, hayata tutunmak demektir.<br />
İnsanca yaşamanın en onurlu tarafı, kendisine muhtaç olan canlıya tepeden bakmak değil; onun yaşam hakkına saygı göstermektir.<br />
Elbette ortak yaşam alanlarında kurallar, güvenlik ve sorumluluklar olmalıdır. Ancak çözüm; şiddet, eziyet, terk etme veya yaşam hakkını yok saymak olamaz. Çözüm; merhamet, bilim, kısırlaştırma, tedavi, sahiplendirme, rehabilitasyon ve sorumlu yerel yönetim politikalarıyla insanla hayvanın güven içinde yaşayabileceği bir düzen kurmaktır.<br />
Çünkü hayvan hakları yalnızca hayvanların meselesi değildir. Bu mesele, bizim nasıl bir toplum olduğumuzun aynasıdır.<br />
Bir toplum sokaktaki savunmasız bir canlıya nasıl davranıyorsa, aslında kendi vicdanını da öyle tarif eder.<br />
Unutmayalım:<br />
Bu dünya bize miras kalmadı; bizden sonraki canlılara emanet edildi.<br />
İnsanın doğa üzerindeki gücü, ona her istediğini yapma hakkı vermez. Güç, beraberinde sorumluluk getirir.<br />
Bir kedinin sokağın köşesinde güvenle uyuyabilmesi, bir köpeğin korkmadan yaşayabilmesi, bir kuşun gökyüzünde özgürce uçabilmesi yalnızca hayvanların değil, insanlığın da vicdan meselesidir.<br />
Çünkü gerçek medeniyet; beton binaların yüksekliğiyle, yolların genişliğiyle veya sahip olduğumuz teknolojiyle ölçülmez.<br />
Gerçek medeniyet, güçsüz olana nasıl davrandığımızla ölçülür.<br />
Ve belki de hepimizin kendimize sorması gereken en önemli soru şudur:<br />
Biz bu dünyayı yalnızca kendimiz için mi istiyoruz, yoksa bütün canlılarla paylaşmayı öğrenebilecek kadar insan olabilecek miyiz?<br />
Cevap, yalnızca sözlerimizde değil; sokakta karşılaştığımız her canlının bize bakışında saklıdır.<br />
Çünkü bu dünya hepimizin. Yaşam hakkı da hepimizin.</p>
<p>Empati duy ,sevgiyle bak ,yaşamak daha kolay ve güzel olur.</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/07/bu-dunya-hepimizin/">BU DÜNYA HEPİMİZİN</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/07/bu-dunya-hepimizin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SATIN ALINMAYACAK NESİLLER YETİŞTİRMEK</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/06/satin-alinmayacak-nesiller-yetistirmek/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/06/satin-alinmayacak-nesiller-yetistirmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma ELALMIŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 18:45:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=228266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Fatma Elalmış makalesinde; Bir toplumun gerçek zenginliği, sahip olduğu doğal kaynaklarda, binalarda veya ekonomik gücünde değil; yetiştirdiği insanların karakterinde saklıdır. Tarih boyunca güçlü toplumları ayakta tutan şey yalnızca teknoloji, ordu veya sermaye olmamıştır. Asıl belirleyici unsur, değerlerinden vazgeçmeyen, doğruluktan ayrılmayan ve vicdanını çıkarlarının önüne koyabilen insanlardır. Bu nedenle bugün [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/06/satin-alinmayacak-nesiller-yetistirmek/">SATIN ALINMAYACAK NESİLLER YETİŞTİRMEK</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Fatma Elalmış makalesinde; Bir toplumun gerçek zenginliği, sahip olduğu doğal kaynaklarda, binalarda veya ekonomik gücünde değil; yetiştirdiği insanların karakterinde saklıdır. Tarih boyunca güçlü toplumları ayakta tutan şey yalnızca teknoloji, ordu veya sermaye olmamıştır.</p>
<p>Asıl belirleyici unsur, değerlerinden vazgeçmeyen, doğruluktan ayrılmayan ve vicdanını çıkarlarının önüne koyabilen insanlardır. Bu nedenle bugün çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras, “satın alınmayacak” bir karakterdir.<br />
Satın alınmayacak insan, parayla, makamla, korkuyla ya da geçici çıkarlarla yön değiştirmeyen kişidir.</p>
<p>Böyle insanlar, doğru olduğuna inandıkları şeyleri savunurken yalnız kalmayı göze alabilirler. Çünkü onların pusulası başkalarının beklentileri değil, kendi vicdanlarıdır. Toplumların en çok ihtiyaç duyduğu kişiler de işte bunlardır.<br />
Ancak böyle bireyler tesadüfen yetişmez. Bunun temeli ailede atılır.</p>
<p>Çocuklar söylenenleri değil, gördüklerini öğrenirler. Anne ve babanın dürüst davranması, verdiği sözü tutması, haksız kazançtan uzak durması ve başkalarına saygı göstermesi, çocuğun karakter eğitimindeki en güçlü derslerdir. Bir çocuk, büyüklerinin küçük çıkarlar uğruna doğrulardan vazgeçmediğini gördüğünde, dürüstlüğün yalnızca bir öğüt değil, yaşanması gereken bir değer olduğunu anlar.</p>
<p>Eğitimin görevi de yalnızca bilgi aktarmak değildir. Okullar; düşünen, sorgulayan, araştıran ve kendi fikirlerini oluşturabilen bireyler yetiştirmelidir. Çünkü sorgulamayan insanlar kolay yönlendirilir; sorgulayan insanlar ise doğru ile yanlışı ayırt etmeyi öğrenir. Özgür düşünceye sahip bireyler, toplumun vicdanı ve güvencesidir.<br />
Satın alınmayacak nesiller yetiştirmenin bir diğer şartı da çocuklara emeğin değerini öğretmektir.</p>
<p>Emek vermeden elde edilen başarılar kalıcı değildir. Çocuk, çalışarak başarmanın mutluluğunu tattığında, değerlerini kısa vadeli kazançlara satma ihtiyacı duymaz. Kendi ayakları üzerinde durabilen insanlar, başkalarının lütfuna bağımlı olmadan yaşayabilirler.</p>
<p>Bu süreçte sevgi ve güven de büyük önem taşır. Kendine güvenen, düşüncelerine değer verildiğini hisseden çocuklar, ileride baskılara karşı daha dirençli olurlar. Korkuyla yetiştirilen bireyler çoğu zaman boyun eğmeyi öğrenirken; sevgiyle büyüyen bireyler doğru bildiklerini savunma cesareti kazanırlar.</p>
<p>Geleceğin dünyasında teknoloji değişecek, meslekler dönüşecek, ekonomik dengeler farklılaşacaktır. Ancak dürüstlük, adalet, vicdan ve onur gibi değerler her zaman insanlığın temel taşları olarak kalacaktır. Bu nedenle çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras; mal, mülk veya para değil, sağlam bir karakterdir.</p>
<p>Çünkü bir toplumun geleceği, satın alınabilen insanların çoğalmasıyla değil; doğruluğu, adaleti ve insanlık onurunu her şeyin üzerinde tutan nesillerin yetişmesiyle güvence altına alınır. Gerçek kalkınma da gerçek özgürlük de ancak böyle insanların omuzlarında yükselir.</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/06/satin-alinmayacak-nesiller-yetistirmek/">SATIN ALINMAYACAK NESİLLER YETİŞTİRMEK</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/06/satin-alinmayacak-nesiller-yetistirmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Barış, İnsanlığın Ortak Vicdanıdır</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/baris-insanligin-ortak-vicdanidir/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/baris-insanligin-ortak-vicdanidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yücel AKYÜREKLİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 09:26:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=227952</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Yücel Akyürekli makalesinde; Dünya yine savaşların, çatışmaların ve acıların gölgesinde bir barış gününü karşılıyor. Oysa barış, yalnızca silahların susması değil; çocukların korkmadan büyümesi, insanların güven içinde yaşaması ve insan hayatının her şeyin üzerinde tutulmasıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü, bugün de insanlık için yol gösteren [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/baris-insanligin-ortak-vicdanidir/">Barış, İnsanlığın Ortak Vicdanıdır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Yücel Akyürekli makalesinde; Dünya yine savaşların, çatışmaların ve acıların gölgesinde bir barış gününü karşılıyor. Oysa barış, yalnızca silahların susması değil; çocukların korkmadan büyümesi, insanların güven içinde yaşaması ve insan hayatının her şeyin üzerinde tutulmasıdır.<br />
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü, bugün de insanlık için yol gösteren en güçlü mesajlardan biridir. Çünkü gerçek güç, savaş çıkarmakta değil; barışı koruyabilmekte, farklılıklar arasında kardeşlik köprüleri kurabilmektedir.<br />
Savaşların kazananı olmaz. Kaybeden; anneler, çocuklar, gençler ve bütün insanlıktır. Dünyanın hangi köşesinde olursa olsun akan her gözyaşı, insanlığın ortak yarasıdır.<br />
Bugün ihtiyacımız olan daha fazla silah değil, daha fazla vicdan; daha fazla nefret değil, daha fazla anlayıştır.<br />
Barış; bir ülkenin değil, bütün insanlığın ortak değeridir.<br />
Ve Atatürk’ün dediği gibi: Yurtta sulh, cihanda sulh. Barışın hâkim olduğu bir dünya dileğiyle…</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/baris-insanligin-ortak-vicdanidir/">Barış, İnsanlığın Ortak Vicdanıdır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/baris-insanligin-ortak-vicdanidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DÜNYA BARIŞ GÜNÜNDE</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/01/dunya-baris-gununde/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/01/dunya-baris-gununde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esma Müjgan ÇELİKKOL]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2026 17:45:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=227867</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Esma Müjgan Çelikkol makalesinde; BARIŞ; Toplumda adaletin, güvenin ve karşılıklı iş birliğinin sağlanarak , savaş veya düşmanlık durumunun olmaması, kavgaların bitmesi ve şiddetin, çatışmanın sona ermesi, toplumsal uyum ve sükûnet, huzur içinde yaşanmasıdır. Henüz ne Ülkemizde ne de Dünyada Barışı sağlayabildik. Ne yazıkki gerçek bu. Hikayeye göre; Büyük Tufan’da [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/01/dunya-baris-gununde/">DÜNYA BARIŞ GÜNÜNDE</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Esma Müjgan Çelikkol makalesinde;</p>
<p>BARIŞ; Toplumda adaletin, güvenin ve karşılıklı iş birliğinin sağlanarak , savaş veya düşmanlık durumunun olmaması, kavgaların bitmesi ve şiddetin, çatışmanın sona ermesi, toplumsal uyum ve sükûnet, huzur içinde yaşanmasıdır.<br />
Henüz ne Ülkemizde ne de Dünyada Barışı sağlayabildik. Ne yazıkki gerçek bu.</p>
<p>Hikayeye göre; Büyük Tufan’da Nuh Peygamber, tufanın şiddeti azalınca dünyada hayatın başlayıp başlamadığını öğrenmek için beyaz bir güvercin gönderiyor. Konmak için bir ağaç dalı veya toprak parçası bulamayan güvercin gemiye geri dönüyor. Nuh Peygamber bir süre daha bekledikten sonra güvercini tekrar gönderiyor. Güvercin bu kez ağzında taze koparılmış bir zeytin dalı ile geri dönüyor. Bunu gören Nuh Peygamber, tufanın bittiğini ve suların çekildiğini anlıyor. İşte bu nedenle ağzında zeytin dalı tutan beyaz güvercin, tarih boyunca barışın ve yeniden doğmanın sembolü olarak anılıyor.</p>
<p>10 DİLDE BARIŞ ŞİİRİ</p>
<p>1 Eylül Dünya Barış Günü; aynı zamanda 1939 da İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı gündür.<br />
Yannis Ritsos, Yunanistan’ın İkinci Dünya Savaşı yıllarında ve iç savaş yıllarında, bir yurtsever olarak duyduğu toplumsal acıların şiirini yazdı. Ataol Behramoğlu’nun çevirisi ile Türkçeye kazandırılan ‘Barış’ şiiri, barışa duyulan özlemi en güzel anlatan şiirlerden biridir. 1 Eylül Dünya Barış Günün’de , Yannis Ritsos’un ‘Barış’ şiiri bu toprakların dilleri ile Türkçe, Kürtçe, Zazaca, Ermenice, Arapça, Çerkezce, Romanca, Gürcüce, Azerice, lazca da hep okunacaktır.</p>
<p>&#8220;BARIŞ<br />
Çocuğun gördüğü düştür barış.<br />
Ananın gördüğü düştür barış.<br />
Ağaçlar altında sevdalıların sevda sözleridir barış.<br />
Bir babanın alnında ter damlalarıyla eve dönmesidir barış.<br />
Açılan bir pencereden ne zaman olursa olsun, gökyüzünün içeriye dolmasıdır barış.</p>
<p>Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun gözleri önünde duran kitaptır.<br />
Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.</p>
<p>BARIŞ, sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların, sıcacık bir ekmektir o masası üstünde dünyanın…<br />
Barış ışın demetleridir yaz tarlalarında, iyilik alfabesidir o dizlerinde şafağın.</p>
<p>Herkesin kardeşim demesidir birbirine, yarın yeni bir dünya kurmamızdır türkülerle ,<br />
Kardeşler, uzatın ellerinizi.<br />
Barış Budur işte &#8230;..<br />
Yannis Ritsos&#8221;<br />
**<br />
İşçileri, emekçileri, yoksulları, ezilenleri, kadınları ve gençliği etkileyen ve savaşsız sömürüsüz bir yaşamın kurulmasında rol oynayan yazarlardan Armağan Barışgül İŞÇİ SINIFI DESTANI&#8217;nı yazmıştır .</p>
<p>“Ilık ve alacakaranlık bir hazan gecesi,<br />
Gökyüzünde milyonlarca yıldız ışımakta…<br />
Birazdan şafak atacak,<br />
Tanyeri ağaracak,<br />
Işıl ışıl yeni bir gün doğacak ve<br />
Aydınlık yeryüzünü saracak…<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..”<br />
Armağan Barışgül</p>
<p>**</p>
<p>SAVAŞ, yalnızca iki tarafın karşılaşması değildir; insan hayatının topluca yok edilmesidir.<br />
İnsan, yaratılmış olana neden bu kadar kolay düşman olur?<br />
Tarihe baktığımızda büyük bir çelişki görürüz.<br />
Barışa inanan bir halkın tarihi, savaşlarla doludur.<br />
Öldürmeyi reddeden insanların tarihi, öldürülmelerle doludur.<br />
**</p>
<p>Belki insanı insan yapan şey ;</p>
<p>Toprak gibi dayanmak.<br />
Su gibi yol bulmak.<br />
Işık gibi yeniden ortaya çıkmak.<br />
Dağlar bazen son sığınaktır.<br />
Ve sonra güneş gelir.<br />
Her sabah yeniden doğar.</p>
<p>BARIŞ, bazen yalnızca hayatta kalabilmek için herşeye rağmen İNSAN KALMA yeteneğini korumaktır.</p>
<p>Çünkü insanın başına gelen kötülükler onu her zaman kötü yapmaz. Bazen tam tersine, insanın içinde daha büyük bir direnç yaratır.<br />
**<br />
DUA, yalnızca Tanrı’dan bir şey istemek değildir.<br />
Dua; İnsanın, kimseye göstermeden, kendi içindeki en gerçek cümleyi söylemesidir.<br />
Bazen insanın bütün kayıplarına rağmen hayata “evet” demesidir.</p>
<p>O dua aynı zamanda insanın insana karşı sorumluluğuna dair bir hatırlatmadır.<br />
Çünkü hâlâ hayattadır. Ve hayatta olmak, bazen başlı başına bir direniştir.<br />
Duası insanadır.</p>
<p>Çünkü insanı aşağılamamak, öldürmemek gerekir.<br />
İnsanı inancı nedeniyle düşman ilan etmemek gerekir.<br />
Bir çocuğu annesinden ayırmamak gerekir.<br />
Bir insanı doğduğu yerden sürmemek gerekir.<br />
Bir halkın hafızasını yok etmeye çalışmamak gerekir.<br />
Ve belki en önemlisi:<br />
İnsanı, insan olduğu için sevmeyi öğrenmek gerekir.</p>
<p>Yüzyıllar boyunca insanların başına gelenleri düşündüğümüzde,<br />
Bir dağ,<br />
Bir güneş.<br />
Bir çocuk.<br />
Ve güneşin karşısında sessizce duran bir insan.<br />
Belki geçmişi için dua ediyor.<br />
Belki ölüleri için.<br />
Belki yarın için.<br />
Sadece güneşe bakıyor.</p>
<p>Ve o anda insan, bütün dinlerin, bütün sınırların, bütün siyasal tartışmaların ötesinde çok eski bir gerçeği hatırlıyor:</p>
<p>İnsan ölmek istemez.<br />
İnsan yaşamak ister.<br />
İnsan hatırlanmak ister.<br />
Ve insan, ne olursa olsun, insan olarak kalmak ister.</p>
<p>Çünkü bazı dualar bir dine değil, doğrudan insanın kendisine söylenmiştir.</p>
<p>1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, barışın ve kardeşliğin önemini en güzel anlatan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:<br />
“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh.”<br />
Barışın hüküm sürdüğü bir dünya için, mücadelemiz ve umudumuz sonsuza dek sürecek.<br />
Savaşlar son bulsun, barışla kalalım</p>
<p>Kaynak: Prof.Dr.Ümit Yazıcıoglu</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/01/dunya-baris-gununde/">DÜNYA BARIŞ GÜNÜNDE</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/01/dunya-baris-gununde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gökyüzü Siyah, Deniz Kan Rengiydi</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/08/30/gokyuzu-siyah-deniz-kan-rengiydi/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/08/30/gokyuzu-siyah-deniz-kan-rengiydi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[KUTARBA Pınar KORKMAZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2026 16:49:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=227702</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kafkasya’nın kalbi o gün söküldü. Yüzyıllardır kök saldıkları, taşını toprağını kutsal bildikleri yurtlarından; Çerkesler, Abhazlar, Ubıhlar ve daha nice kadim halk, süngü zoruyla kıyıya sürüldü. Rusya’nın stratejik hamleleri ve dönemin konjonktürü arasında sıkışan bu halklar için Karadeniz, artık bir &#8220;mavi vatan&#8221; değil, dev bir mezarlıktı. Yolun Sonu: Bilinmezlik ve Kederdi. Milyonlarca insan, kapasitesinin çok üstünde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/08/30/gokyuzu-siyah-deniz-kan-rengiydi/">Gökyüzü Siyah, Deniz Kan Rengiydi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kafkasya’nın kalbi o gün söküldü. Yüzyıllardır kök saldıkları, taşını toprağını kutsal bildikleri yurtlarından; Çerkesler, Abhazlar, Ubıhlar ve daha nice kadim halk, süngü zoruyla kıyıya sürüldü. Rusya’nın stratejik hamleleri ve dönemin konjonktürü arasında sıkışan bu halklar için Karadeniz, artık bir &#8220;mavi vatan&#8221; değil, dev bir mezarlıktı.</p>
<p>Yolun Sonu: Bilinmezlik ve Kederdi.</p>
<p>Milyonlarca insan, kapasitesinin çok üstünde yüklenen köhne gemilere istiflendi. Birçokları için Karadeniz’in serin suları, son durak oldu. Sağ kalanlar ise Osmanlı topraklarına ayak bastıklarında kurtulmuş sayılmadılar. Bu kez de Açlık ve Yokluk peşlerini bırakmamıştı. Topraklarından yanlarına alabildikleri tek şey kederleriydi.</p>
<p>Çoğu insan, Salgın Hastalıklara dayanamadı ve Bitkin düşen bedenler, göç yollarındaki bilinmez duraklarda toprağa, denize karıştı.</p>
<p>Kırılan Umutlar: Geride bırakılan ata topraklarının özlemi, kurşundan daha ağır geldi.</p>
<p>&#8220;Gemiye binmek ölmek demekti, ama kıyıda kalmak zaten ölmüş olmaktı. Deniz, sevdiklerimizi yuttu; toprak ise geri kalanımızı yabancı gibi karşıladı.&#8221;</p>
<p>Unutmamak Bir Borçtur</p>
<p>Bugün Karadeniz’e bakınca sadece maviliği değil, o günün karanlığını, denizin kızıl rengini de gözümüzde canlandırmamız gerekir. Çünkü 21 Mayıs 1864 yılında sürülen sadece insanlar değildi; bir dil, bir kültür ve bin yıllık bir onurdu. Aradan geçen 160 yılı aşkın süreye rağmen, o büyük yangının dumanı hâlâ tütüyor.</p>
<p>Bu acı, sadece belli bir halkın değil, insanlığın ortak hafızasındaki en derin yaralardan biridir. O gün hayatını kaybedenlerin aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz.</p>
<p>Nartların çocukları asla unutmadı, unutmayacak…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KUTARBA Pınar KORKMAZ</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/08/30/gokyuzu-siyah-deniz-kan-rengiydi/">Gökyüzü Siyah, Deniz Kan Rengiydi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/08/30/gokyuzu-siyah-deniz-kan-rengiydi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VLADİMİR ZANTARİA</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/08/30/vladimir-zantaria/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/08/30/vladimir-zantaria/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[KUTARBA Pınar KORKMAZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2026 16:41:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=227699</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abhazya bugün yalnızca bir bilim insanını değil, bir hafızayı, bir sesi ve bir ruhu uğurluyor. Vladimir Zantaria’nın vefatı, kelimelere sığmayacak kadar derin bir boşluk bıraktı hepimizin yüreklerinde. 21 Mart 2026 ne yazık ki onun hayatını kaybettiği gün olarak tarihte yerini aldı. Onu anlatmak, tek sayfaya sığdırabilmek oldukça güç. Ancak çok kısa da olsa elimden geldiğince [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/08/30/vladimir-zantaria/">VLADİMİR ZANTARİA</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Abhazya bugün yalnızca bir bilim insanını değil, bir hafızayı, bir sesi ve bir ruhu uğurluyor. Vladimir Zantaria’nın vefatı, kelimelere sığmayacak kadar derin bir boşluk bıraktı hepimizin yüreklerinde.</p>
<p>21 Mart 2026 ne yazık ki onun hayatını kaybettiği gün olarak tarihte yerini aldı.</p>
<p>Onu anlatmak, tek sayfaya sığdırabilmek oldukça güç. Ancak çok kısa da olsa elimden geldiğince Vladimir Zantaria’yı sizlere anlatmak istiyorum.</p>
<p>O, dili sadece bir iletişim aracı olarak görmeyenlerdendi. Her kelimenin kökünde bir tarih, her sesin içinde bir halkın izi olduğunu bilen ve bunu ömrü boyunca anlatmaya çalışan bir ilim insanıydı. Abhaz diline verdiği emek, aslında bir kültürün silinmemesi için verilen sessiz ama güçlü bir mücadeleydi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kalemiyle sadece yazmadı; hatırlattı. Unutulanı, görmezden gelineni, içimizde saklı kalan acıyı ve aidiyeti gün yüzüne çıkardı. Şiirlerinde bir halkın yüreği attı, satırlarında sürgünün hüznü, vatanın özlemi ve kimliğin direnci vardı. Onu okuyan herkes, sadece bir metin değil, bir halkın derinliğini hissetti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>O aynı zamanda diasporadaki Abazalar ile anavatan Abhazya arasında görünmeyen ama çok güçlü bir köprüydü. Farklı coğrafyalara savrulmuş bir halkın kalplerini, dili ve kültürü üzerinden yeniden birbirine bağlayan nadir aydınlardan biriydi. Onun emeği, sadece bugünü değil; kopma tehlikesi yaşayan bağları yeniden kurmayı da kapsıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bugün ne yazık ki böyle büyük değerler çoğu zaman hak ettikleri kadar tanınmıyor. Sessizce üreten, kültürü yaşatmak için ömrünü adayan bu tür yazarlar, geniş kitleler tarafından bilinmese de aslında bir halkın varlığını sürdürebilmesinin en temel dayanaklarıdır. Onlar görünmeyen kahramanlardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bugün geriye baktığımızda görüyoruz ki o, yalnızca akademik çalışmalar yapan bir isim değil; aynı zamanda bir köprüydü. Geçmiş ile gelecek arasında, dil ile kimlik arasında, hatıra ile umut arasında kurulan güçlü bir bağdı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Böylesi insanlar aramızdan ayrıldığında, eksilen sadece bir insan olmaz. Bir dil biraz daha yalnız kalır, bir kültür biraz daha sessizleşir. Ancak geride bıraktıkları, onları ölümsüz kılar. Çünkü gerçek aydınlar, yaşamlarıyla değil, bıraktıkları izlerle var olmaya devam ederler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Vladimir Zantaria artık aramızda değil. Ama onun sesi, kelimelerde, hafızalarda ve yüreğimizde yaşamaya devam edecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Başta ailesi olmak üzere tüm Abhaz halkına sabır ve başsağlığı diliyorum.</p>
<p>Ruhu şad, mekânı cennet olsun.</p>
<p>Sözlerimi Vladimir Zantaria’nın yazdığı ve Oktay Chkotua’nın Türkçeye çevirdiği şiirinden bir bölüm ile tamamlamak istiyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Geceyi dinle. Gök kubbeyi dinle.</p>
<p>Onlar seni yanıltmaz!</p>
<p>Yıldızın yıldıza söylediğini dinle,</p>
<p>Asla yalan duyulmaz!</p>
<p>Gündüz-gece arasında</p>
<p>Kalbinin sesini dinle!</p>
<p>Başka şey arzulanmaz!</p>
<p>Binlerce yıldız kucaklayıp,</p>
<p>Karşıla hep sabahı,</p>
<p>Sonsuza dek ölüm olmaz!..”</p>
<p>KUTARBA Pınar KORKMAZ</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/08/30/vladimir-zantaria/">VLADİMİR ZANTARİA</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/08/30/vladimir-zantaria/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gülcan Tepe’nin “Özgürlük” Şiirinde Özgürlük Teması</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/08/26/gulcan-tepenin-ozgurluk-siirinde-ozgurluk-temasi/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/08/26/gulcan-tepenin-ozgurluk-siirinde-ozgurluk-temasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülcan TEPE]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2026 14:10:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=227317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Grubu şairlerinden Gülcan Tepe, “Özgürlük” adlı şiirinde özgürlük duygusunu doğa, umut ve insan yaşamı üzerinden samimi bir dille anlatıyor. Şiirde gökyüzü, rüzgâr, deniz, toprak, yağmur ve güller gibi doğaya ait imgeler öne çıkarken, özgürlük insanın iç dünyasında ulaşmak istediği bir değer olarak karşımıza çıkıyor. Şairin “Peşime takılmış” ve “göklere yükselen çember” gibi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/08/26/gulcan-tepenin-ozgurluk-siirinde-ozgurluk-temasi/">Gülcan Tepe’nin “Özgürlük” Şiirinde Özgürlük Teması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="isSelectedEnd">Bursa Vatan Medya Grubu şairlerinden Gülcan Tepe, “Özgürlük” adlı şiirinde özgürlük duygusunu doğa, umut ve insan yaşamı üzerinden samimi bir dille anlatıyor. Şiirde gökyüzü, rüzgâr, deniz, toprak, yağmur ve güller gibi doğaya ait imgeler öne çıkarken, özgürlük insanın iç dünyasında ulaşmak istediği bir değer olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Şairin “Peşime takılmış” ve “göklere yükselen çember” gibi ifadeleri, özgürlüğün insanı sürekli takip eden ve onu daha yükseklere taşıyan bir duygu olduğunu düşündürüyor. Bunun yanında şiirde acı, ölüm, kırılmış kalpler ve çatlak dudaklar gibi hüzünlü çağrışımlar da bulunuyor. Böylece özgürlüğün yalnızca mutlulukla değil, hayatın zorlukları ve mücadeleleriyle de iç içe olduğu hissettiriliyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Şiirin ilerleyen bölümlerinde umut duygusu belirginleşiyor. Şafakta açan güneş, denizde coşan dalgalar, ıslak toprakta filizlenen tohumlar ve yaşlı gözlerdeki mutluluk; yeniden başlamayı, yaşamı ve geleceğe olan inancı simgeliyor. Özellikle doğanın döngüsü üzerinden özgürlük, karanlığın ardından gelen aydınlık gibi ele alınıyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Yağmur kokulu toprak ve coşan nehirler de şiirin duygu dünyasını güçlendiriyor. Rüzgârla taşınan kokular ve dikenli güller, özgürlüğün güzelliklerinin yanında bedellerinin de olabileceğini çağrıştırıyor. Şiirin sonunda ise özgürlüğün her tarafı saran, insanın yaşamına yayılan güçlü bir duygu olduğu vurgulanıyor.</p>
<p>Gülcan Tepe’nin “Özgürlük” şiiri, doğanın canlı imgeleriyle insanın umut, acı, özlem ve yeniden doğuş duygularını bir araya getiriyor. Şair, özgürlüğü yalnızca bir kavram olarak değil; gökyüzünde, toprakta, yağmurda, denizde ve insanın yüreğinde hissedilen bir yaşam duygusu olarak ele alıyor. Bu yönüyle şiir, okuyucuya özgürlüğün değerini ve umudun insan hayatındaki yerini sıcak ve içten bir şekilde hatırlatıyor.</p>
<p class="isSelectedEnd"><strong>ÖZGÜRLÜK</strong></p>
<p class="isSelectedEnd">Takılmış bak benim peşime<br />
Uçuluyor rüzgârlarda göklere<br />
Umuttur kahrın ötesinde özgürlüğü bana<br />
Göklere yükselen çembermiş özgürlük bana</p>
<p class="isSelectedEnd">Veda etmeyi sevmem<br />
Geriye dönmem<br />
Kara toprak ölüm<br />
Çemberi özgürlükte bana<br />
Kurumuş kalplerde çatlak dudaklar<br />
Sayılı insanlarda özgürlük bana</p>
<p class="isSelectedEnd">Şafak da gelen Güneş açar<br />
Denizde dalga coşar özgürlük bana<br />
Islak toprak tohumlar<br />
Çemberi özgürlük<br />
Yaşlı gözlerdeki mutluluk umuttur bana</p>
<p>Yağmurda kokulu toprak bir nefestir bana<br />
Yağmur da coşan nehirleri umuttur bana<br />
Rüzgâr gelen kokular çemberdir<br />
Özgürlük takılmış dikenli güllere<br />
Her tarafına sarmıştı çembere özgürlük</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/08/26/gulcan-tepenin-ozgurluk-siirinde-ozgurluk-temasi/">Gülcan Tepe’nin “Özgürlük” Şiirinde Özgürlük Teması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/08/26/gulcan-tepenin-ozgurluk-siirinde-ozgurluk-temasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
