<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>BURSA arşivleri | Zirvede Haber</title>
	<atom:link href="https://www.zirvedehaber.com/category/bursa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.zirvedehaber.com/category/bursa/</link>
	<description>Son dakika haberler</description>
	<lastBuildDate>Fri, 04 Sep 2026 13:14:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.1</generator>
	<item>
		<title>Gemlik’te Barınak Krizi Büyüyor: “Başkanın Sözü Mü Geçerli, Müdürün Sözü Mü?”</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/04/gemlikte-barinak-krizi-buyuyor-baskanin-sozu-mu-gecerli-mudurun-sozu-mu/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/04/gemlikte-barinak-krizi-buyuyor-baskanin-sozu-mu-gecerli-mudurun-sozu-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal ORHAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 13:14:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BURSA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=228178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren’in Umurbey Barınağı’nda ziyaret yasağı bulunmadığı yönündeki açıklamalarının ardından, barınağa giden gönüllülerin içeri alınmadığı iddiası tartışma yarattı. Bursa Hayvan Hakları Platformu, farklı gün ve saatlerde barınağa giden gönüllülerin çeşitli gerekçelerle içeri alınmadığını öne sürerek Gemlik Belediyesi yönetimine sert sorular yöneltti. Platform, “Siz ‘her daim açığız’ derken müdür barınağınızı sır gibi insanlardan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/04/gemlikte-barinak-krizi-buyuyor-baskanin-sozu-mu-gecerli-mudurun-sozu-mu/">Gemlik’te Barınak Krizi Büyüyor: “Başkanın Sözü Mü Geçerli, Müdürün Sözü Mü?”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="isSelectedEnd"><strong>Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren’in Umurbey Barınağı’nda ziyaret yasağı bulunmadığı yönündeki açıklamalarının ardından, barınağa giden gönüllülerin içeri alınmadığı iddiası tartışma yarattı. Bursa Hayvan Hakları Platformu, farklı gün ve saatlerde barınağa giden gönüllülerin çeşitli gerekçelerle içeri alınmadığını öne sürerek Gemlik Belediyesi yönetimine sert sorular yöneltti. Platform, “Siz ‘her daim açığız’ derken müdür barınağınızı sır gibi insanlardan gizlemeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.</strong></p>
<p class="isSelectedEnd">Gemlik’te Umurbey Barınağı üzerinden başlayan tartışma giderek büyüyor. Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren’in barınakta ziyaret yasağı bulunmadığı yönündeki açıklamalarına rağmen, bazı hayvan gönüllülerinin barınağa alınmadığı iddiaları kamuoyunda soru işaretlerine neden oldu.</p>
<p class="isSelectedEnd">Tartışmanın odağında ise Başkan Deviren’in açıklamalarıyla barınak görevlilerinin gönüllülere aktardığı belirtilen farklı uygulamalar bulunuyor.</p>
<h2>Başkan Deviren: “Gelen giden olmuyor”</h2>
<p class="isSelectedEnd">Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren’in Umurbey Barınağı’na ilişkin yaptığı açıklamada ziyaret yasağı bulunmadığını ifade ettiği, ayrıca barınağa yeterli sayıda ziyaretçinin gelmediğini ve gönüllülerin samimiyeti konusunda eleştirilerde bulunduğu belirtildi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Deviren’in <strong>“Gelen giden olmuyor, gönüllüler samimi değil”</strong> şeklindeki sözleri, hayvan hakları savunucularının tepkisini çekti.</p>
<p class="isSelectedEnd">Yaşanan tartışmanın ardından ziyaret saatlerinin Başkan Deviren tarafından <strong>10.00-11.30 ve 14.00-15.30</strong> olarak açıklandığı ifade edildi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Ancak Bursa Hayvan Hakları Platformu’nun iddiasına göre, ilan edilen ziyaret saatlerine rağmen barınağa giden gönüllüler içeri alınmadı.</p>
<h2>“Cumartesi geldik, hafta içi gelin denildi”</h2>
<p class="isSelectedEnd">Platform tarafından yapılan açıklamada, Cumartesi günü barınağa giden gönüllülere <strong>“Hafta içi gelin”</strong> denildiği öne sürüldü.</p>
<p class="isSelectedEnd">Açıklamada, gönüllülerin yaklaşık 4 saat boyunca beklemelerine rağmen barınağa alınmadıkları iddia edildi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Platform, bunun üzerine hafta içi yeniden barınağa giden bir gönüllünün ise bu kez farklı bir gerekçeyle karşılaştığını belirtti.</p>
<p class="isSelectedEnd">İddiaya göre gönüllüye, <strong>“Siz ziyareti yanlış anlamışsınız. Hayvanları görmek için içeri girip çıkma gibi bir durum yok. Sadece sahiplenme için girebilirsiniz”</strong> denildi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Bu ifadelerin, Başkan Deviren’in “ziyaret yasağı yok” yönündeki açıklamasıyla çeliştiğini savunan hayvan hakları savunucuları, belediye yönetiminden konuya açıklık getirmesini istedi.</p>
<h2>“Başkanın sözü mü geçerli, müdürün sözü mü?”</h2>
<p class="isSelectedEnd">Bursa Hayvan Hakları Platformu, yaşanan gelişmeler üzerine Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren’e doğrudan sorular yöneltti.</p>
<p class="isSelectedEnd">Platform açıklamasında, Başkan’ın kamuoyuna açıkladığı ziyaret saatleriyle barınakta uygulandığı iddia edilen prosedürün birbirinden farklı olduğuna dikkat çekilerek şu ifadeler kullanıldı:</p>
<p class="isSelectedEnd"><strong>“Buradan Başkan Şükrü Deviren’e soruyoruz: Sizin sözünüz mü geçerli, yoksa müdürünüzün sözü mü?”</strong></p>
<p class="isSelectedEnd">Platform, belediye yönetimi içerisindeki uygulamanın netleştirilmesini ve başkanlık makamının açıklamalarıyla sahadaki uygulama arasında bir farklılık bulunup bulunmadığının ortaya konulmasını talep etti.</p>
<h2>“Gemlik Belediyesi’ni siz mi yönetiyorsunuz, yoksa müdür mü?”</h2>
<p class="isSelectedEnd">Hayvan hakları savunucuları, barınakta görev yapan yöneticilerin ve personelin uygulamalarının belediye yönetiminin talimatlarıyla uyumlu olup olmadığını da gündeme getirdi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Platform, Başkan Deviren’e yönelttiği sorularla belediye içerisindeki yetki ve uygulama zincirinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Açıklamada şu sorulara yer verildi:</p>
<p class="isSelectedEnd"><strong>“Gemlik Belediyesi’ni siz mi yönetiyorsunuz, yoksa müdür mü?”</strong></p>
<p class="isSelectedEnd"><strong>“Müdürünüz sizin talimatınız dışında mı hareket ediyor?”</strong></p>
<p class="isSelectedEnd">Platform ayrıca, barınağın bakım ve ihtiyaçlarına destek olmak isteyen gönüllülerin de sürece dahil edilip edilmeyeceğini sordu.</p>
<h2>Gönüllülerden destek çağrısı</h2>
<p class="isSelectedEnd">Bursa Hayvan Hakları Platformu, barınaktaki hayvanların bakımına destek olmak isteyen Gemlikli hayvanseverlerin bulunduğunu belirterek, bu kişilerin barınağa kabul edilip edilmeyeceğinin de açıklanmasını istedi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Platform, belediyeye <strong>“Bakıma destek olmak isteyen Gemlikli hayvanseverlerin listesini verirsek onları barınağa alacak mısınız? Yardıma çağıracak mısınız?”</strong> sorusunu yöneltti.</p>
<p class="isSelectedEnd">Bu sorularla birlikte platform, gönüllülerin barınak çalışmalarına katılımının önündeki engellerin kaldırılmasını ve hayvanların bakım süreçlerinde gönüllü desteğinden yararlanılmasını talep etti.</p>
<h2>Tartışmanın odağında şeffaflık var</h2>
<p class="isSelectedEnd">Umurbey Barınağı üzerinden yaşanan tartışmanın temelinde ise barınağın ziyaret koşulları ve gönüllülerin tesise erişimi konusunda yaşandığı ileri sürülen belirsizlik bulunuyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Bir tarafta Başkan Şükrü Deviren’in ziyaret yasağı olmadığı yönündeki açıklaması ve belirttiği ziyaret saatleri, diğer tarafta ise gönüllülerin bu saatlerde dahi içeri alınmadıkları yönündeki iddialar bulunuyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Hayvan hakları savunucuları, belediyenin konuya ilişkin açık ve net bir uygulama belirlemesini, bu uygulamanın kamuoyuna duyurulmasını ve gönüllülerin hangi şartlarda barınağı ziyaret edebileceğinin açıklığa kavuşturulmasını istiyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Öte yandan, gönüllülerin içeri alınmadığı yönündeki iddialara ilişkin Gemlik Belediyesi yönetiminin kapsamlı bir açıklama yapması halinde, tartışmanın diğer tarafının da kamuoyuna aktarılması bekleniyor.</p>
<p><strong>Bursa Hayvan Hakları Platformu ise Umurbey Barınağı’ndaki uygulamaların takipçisi olacaklarını belirterek, hayvanların yaşam koşulları ve gönüllülerin barınağa erişimi konusunda şeffaflık çağrısını yineledi.</strong></p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/04/gemlikte-barinak-krizi-buyuyor-baskanin-sozu-mu-gecerli-mudurun-sozu-mu/">Gemlik’te Barınak Krizi Büyüyor: “Başkanın Sözü Mü Geçerli, Müdürün Sözü Mü?”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/04/gemlikte-barinak-krizi-buyuyor-baskanin-sozu-mu-gecerli-mudurun-sozu-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MEKKE’DEN BİŞKEK’E TÜRKİYE’NİN YENİ DİPLOMASİ DENKLEMİ</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/04/mekkeden-biskeke-turkiyenin-yeni-diplomasi-denklemi/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/04/mekkeden-biskeke-turkiyenin-yeni-diplomasi-denklemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal ORHAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 07:35:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BURSA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=228111</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası ilişkiler uzmanı ve siyaset bilimci Mehmet Emir Aksoy makalesinde; Dünya yeniden kuruluyor. Eski ittifaklar yerinde duruyor ancak artık hiçbir ülke yalnızca tek bir eksen üzerinden geleceğini garanti altına alamıyor. Washington, Moskova, Pekin ve Brüksel arasındaki rekabet derinleşirken; Ortadoğu’dan Orta Asya’ya kadar yeni güç merkezleri ortaya çıkıyor. Türkiye ise bu yeni dönemde kendisine biçilen role [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/04/mekkeden-biskeke-turkiyenin-yeni-diplomasi-denklemi/">MEKKE’DEN BİŞKEK’E TÜRKİYE’NİN YENİ DİPLOMASİ DENKLEMİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası ilişkiler uzmanı ve siyaset bilimci Mehmet Emir Aksoy makalesinde;</p>
<p>Dünya yeniden kuruluyor.</p>
<p>Eski ittifaklar yerinde duruyor ancak artık hiçbir ülke yalnızca tek bir eksen üzerinden geleceğini garanti altına alamıyor. Washington, Moskova, Pekin ve Brüksel arasındaki rekabet derinleşirken; Ortadoğu’dan Orta Asya’ya kadar yeni güç merkezleri ortaya çıkıyor.</p>
<p>Türkiye ise bu yeni dönemde kendisine biçilen role razı olmak yerine kendi hareket alanını genişletiyor.</p>
<p>Mekke’de ortaya çıkan yeni diplomatik zemin ile Bişkek’te gerçekleştirilen Şanghay İşbirliği Örgütü toplantısı bu açıdan birlikte okunmalı.</p>
<p>Çünkü Türkiye&#8217;nin dış politikası artık yalnızca Ankara-Washington veya Ankara-Brüksel hattından ibaret değil.</p>
<p>Bir tarafta NATO üyeliği ve Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisi…</p>
<p>Diğer tarafta Rusya ve Asya…</p>
<p>Ve bütün bu denklemin üzerinde yükselen Türk Devletleri Teşkilatı.</p>
<p>İşte Türkiye&#8217;nin asıl stratejik avantajı burada ortaya çıkıyor.</p>
<p>Ankara bir taraftan NATO&#8217;nun içerisinde kalırken diğer taraftan Türk dünyasıyla kurumsal bağlarını güçlendiriyor, Orta Asya&#8217;daki etkinliğini artırıyor ve Asya&#8217;nın yükselen güçleriyle diplomatik kanallarını açık tutuyor.</p>
<p>Bu tabloyu “eksen değişikliği” olarak okumak büyük resmi ıskalamaktır.</p>
<p>Türkiye eksen değiştirmiyor.</p>
<p>Türkiye, eksenler arasında kendi ağırlığını artırıyor.</p>
<p>Mekke&#8217;nin anlamı da burada.</p>
<p>Ortadoğu&#8217;da oluşan yeni diplomatik zemin, Türkiye&#8217;nin tarihsel ve coğrafi avantajlarını yeniden önemli hale getiriyor. Çünkü bölgedeki hiçbir denklem artık enerji, güvenlik, ticaret ve ulaşım koridorlarından bağımsız düşünülemiyor.</p>
<p>Bişkek ise denklemin diğer ucunu gösteriyor.</p>
<p>Orta Asya&#8217;nın yükselen stratejik değeri, Türk dünyasının kurumsallaşması ve Avrasya ticaret yollarının yeniden şekillenmesi Türkiye&#8217;yi yalnızca bölgesel değil, kıtalararası bir jeopolitik aktör haline getiriyor.</p>
<p>Dolayısıyla önümüzdeki dönemin sorusu “Türkiye Doğu&#8217;yu mu, Batı&#8217;yı mı seçecek?” olmayacak.</p>
<p>Asıl soru şu:</p>
<p>Türkiye hem Doğu hem Batı ile konuşabilen konumunu, kendi milli çıkarları doğrultusunda ne kadar stratejik güce dönüştürebilecek?</p>
<p>Çünkü yeni dünya düzeninde kazananlar yalnızca güçlü olanlar değil; farklı masalarda aynı anda oturabilen ve gerektiğinde kendi masasını kurabilenler olacak.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin önündeki fırsat tam da budur.</p>
<p>NATO&#8217;da güçlü kalmak.</p>
<p>Türk dünyasında kurumsallaşmak.</p>
<p>Asya&#8217;da alan açmak.</p>
<p>Ortadoğu&#8217;da etkin olmak.</p>
<p>Ve bütün bunları birbirinin alternatifi değil, aynı stratejinin parçaları haline getirmek.</p>
<p>Mekke&#8217;den Bişkek&#8217;e uzanan hat bize aslında tek bir şeyi söylüyor:</p>
<p>Türkiye artık kendisine gösterilen masada sandalye arayan değil, masanın nasıl kurulacağını tartışması gereken bir ülkedir.</p>
<p>Yeni jeopolitiğin adı belki de budur:</p>
<p>Blok seçmek değil, ağırlık merkezi olmak.</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/04/mekkeden-biskeke-turkiyenin-yeni-diplomasi-denklemi/">MEKKE’DEN BİŞKEK’E TÜRKİYE’NİN YENİ DİPLOMASİ DENKLEMİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/04/mekkeden-biskeke-turkiyenin-yeni-diplomasi-denklemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DENİZİN SESSİZLİĞİNDE BİR EMEKÇİ</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/04/denizin-sessizliginde-bir-emekci/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/04/denizin-sessizliginde-bir-emekci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal ORHAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 07:25:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BURSA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=228108</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde; Bu fotoğrafı Mudanya&#8217;da ben çektim. Dikkatimi çeken ilk şey, insanın ve teknenin denizin sonsuzluğu içindeki küçüklüğü oluyor. Koskoca deniz, ufka kadar uzanan sessizlik ve bu sessizliğin ortasında ekmeğinin peşinde bir balıkçı… Teknesi gösterişli değil. Ne büyük bir motoru ne de konforu var. Ama o küçük tekne, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/04/denizin-sessizliginde-bir-emekci/">DENİZİN SESSİZLİĞİNDE BİR EMEKÇİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;</p>
<p>Bu fotoğrafı Mudanya&#8217;da ben çektim. Dikkatimi çeken ilk şey, insanın ve teknenin denizin sonsuzluğu içindeki küçüklüğü oluyor. Koskoca deniz, ufka kadar uzanan sessizlik ve bu sessizliğin ortasında ekmeğinin peşinde bir balıkçı…</p>
<p>Teknesi gösterişli değil. Ne büyük bir motoru ne de konforu var. Ama o küçük tekne, onun için ekmek kapısı, umut kapısı, yaşam alanı…</p>
<p>Elindeki oltayla denize bakarken aslında yalnızca balık beklemiyor. Biraz da yarını bekliyor. Denizin ne vereceğini, günün nasıl geçeceğini, eve eli boş mu yoksa nasibiyle mi döneceğini bilmiyor.</p>
<p>Fotoğrafın güzelliği de burada…<br />
Gökyüzüyle denizin birbirine karıştığı bu dinginlik, insana yaşamın gürültüsünden uzaklaşmayı anımsatıyor. Kıyıda yaşanan telaşlar, hesaplar, tartışmalar, hırslar… Hepsi geride kalıyor. Denizin üzerinde ise yalnızca insan, tekne ve umut var.</p>
<p>Bir de martılar…<br />
Balıkçının sessiz yol arkadaşları gibi teknenin çevresinde dolaşıyorlar. Onlar da denizin bereketinden paylarını bekliyor.</p>
<p>Bu görüntü bana şunu düşündürdü:<br />
Yaşam biraz da balıkçının oltasına benziyor.<br />
Bazen saatlerce beklersin, hiçbir şey olmaz. Bazen tam umudunu yitirecekken bir hareket görürsün. Önemli olan, oltayı denize atabilecek cesareti ve bekleyebilecek sabrı korumaktır.</p>
<p>Ve belki de fotoğrafın en güzel mesajı şu: Deniz sessizdir ama umutsuz değildir. Balıkçı yalnızdır ama çaresiz değildir. Çünkü elinde bir olta, önünde sonsuz bir deniz ve içinde yarına ilişkin bir umut vardır.</p>
<p>Bu fotoğrafa bir başlık koyacak olsam:<br />
“Denizin Ortasında Bir Avuç Umut”<br />
derdim.</p>
<p>Umut, tükenmeyen bir hazinedir. Umutlarınız hiç tükenmesin.</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/04/denizin-sessizliginde-bir-emekci/">DENİZİN SESSİZLİĞİNDE BİR EMEKÇİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/04/denizin-sessizliginde-bir-emekci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KARACABEY’DE UYUŞTURUCU OPERASYONU: 22 KİLO 675 GRAM KUBAR ESRAR VE 116 KÖK KENEVİR ELE GEÇİRİLDİ</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/03/karacabeyde-uyusturucu-operasyonu-22-kilo-675-gram-kubar-esrar-ve-116-kok-kenevir-ele-gecirildi/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/03/karacabeyde-uyusturucu-operasyonu-22-kilo-675-gram-kubar-esrar-ve-116-kok-kenevir-ele-gecirildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal ORHAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2026 14:11:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BURSA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=228094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinden uyuşturucuya geçit yok: 3 şüphelinin ikametlerinde arama yapıldı Bursa’da uyuşturucu maddeyle mücadele kapsamında jandarma ekiplerinin yürüttüğü çalışmalar aralıksız devam ediyor. Karacabey ilçesinde gerçekleştirilen operasyon, uyuşturucu ile mücadelede güvenlik güçlerinin sahadaki kararlı çalışmalarını bir kez daha ortaya koydu. Bursa İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan ekipler tarafından uyuşturucu madde kullanımının ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/03/karacabeyde-uyusturucu-operasyonu-22-kilo-675-gram-kubar-esrar-ve-116-kok-kenevir-ele-gecirildi/">KARACABEY’DE UYUŞTURUCU OPERASYONU: 22 KİLO 675 GRAM KUBAR ESRAR VE 116 KÖK KENEVİR ELE GEÇİRİLDİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Bursa İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinden uyuşturucuya geçit yok: 3 şüphelinin ikametlerinde arama yapıldı</h2>
<p>Bursa’da uyuşturucu maddeyle mücadele kapsamında jandarma ekiplerinin yürüttüğü çalışmalar aralıksız devam ediyor. Karacabey ilçesinde gerçekleştirilen operasyon, uyuşturucu ile mücadelede güvenlik güçlerinin sahadaki kararlı çalışmalarını bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p>Bursa İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan ekipler tarafından uyuşturucu madde kullanımının ve uyuşturucu madde ticaretinin önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında, Karacabey ilçesinde şüpheli şahıslara yönelik operasyon gerçekleştirildi.</p>
<p>Edinilen bilgilere göre, uyuşturucu ile mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar sonucunda tespit edilen <strong>3 şüphelinin ikametlerinde</strong>, alınan adli karar doğrultusunda arama yapıldı.</p>
<p>Gerçekleştirilen aramalarda yüklü miktarda uyuşturucu madde ile uyuşturucu madde üretiminde kullanılabilecek kenevir bitkileri ele geçirildi.</p>
<h2>İKAMETLERDE YAPILAN ARAMALARDA UYUŞTURUCU MADDE ELE GEÇİRİLDİ</h2>
<p>Jandarma ekiplerinin gerçekleştirdiği aramalar sonucunda;</p>
<ul>
<li><strong>22 kilo 675 gram kubar esrar maddesi,</strong></li>
<li><strong>116 kök kenevir bitkisi</strong></li>
</ul>
<p>ele geçirildi.</p>
<p>Operasyonda ele geçirilen uyuşturucu maddeler ve kenevir bitkileri muhafaza altına alınırken, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen <strong>3 şüpheli şahıs hakkında adli işlemlere başlandığı</strong> bildirildi.</p>
<p>Şüphelilerin hukuki durumlarının yürütülecek adli süreç sonucunda netleşeceği belirtildi.</p>
<h2>JANDARMADAN UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE MESAJI</h2>
<p>Bursa İl Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, uyuşturucu madde ve uyuşturucu madde ticareti yapan şahıslara yönelik mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.</p>
<p>Güvenlik güçlerinin özellikle uyuşturucunun üretimi, bulundurulması ve ticaretinin önlenmesine yönelik çalışmalarını sürdürdüğü ifade edilirken, vatandaşların huzur ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik operasyonların da devam edeceği mesajı verildi.</p>
<h2>KARACABEY’DE GÜVENLİK ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR</h2>
<p>Bursa&#8217;nın önemli ilçelerinden biri olan Karacabey&#8217;de jandarma sorumluluk bölgesinde gerçekleştirilen operasyon, uyuşturucuyla mücadelenin ilçe genelinde de kapsamlı şekilde sürdürüldüğünü gösterdi.</p>
<p>Uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesiyle sonuçlanan operasyonun, ekiplerin saha çalışmaları ve istihbarata dayalı takip faaliyetleri kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi.</p>
<p>Özellikle gençleri ve toplumun farklı kesimlerini hedef alan uyuşturucu maddelerin yayılmasının önlenmesi amacıyla güvenlik güçlerinin denetim, takip ve operasyon çalışmalarına devam ettiği kaydedildi.</p>
<h2>22 KİLO 675 GRAM ESRAR ELE GEÇİRİLDİ</h2>
<p>Operasyonun dikkat çeken ayrıntılarından biri ele geçirilen uyuşturucunun miktarı oldu.</p>
<p>Jandarma ekiplerinin gerçekleştirdiği aramalarda toplam <strong>22 kilo 675 gram kubar esrar</strong> ele geçirilirken, ayrıca <strong>116 kök kenevir bitkisi</strong> bulundu.</p>
<p>Ele geçirilen maddeler, olayla ilgili yürütülecek adli soruşturma kapsamında delil olarak muhafaza altına alındı.</p>
<h2>ADLİ SÜREÇ BAŞLATILDI</h2>
<p>Operasyon kapsamında 3 şüpheli hakkında adli işlemlerin başlatıldığı bildirildi.</p>
<p>Şüphelilerle ilgili soruşturmanın ilgili adli makamlar tarafından sürdürüleceği öğrenilirken, olayın tüm yönleriyle araştırıldığı belirtildi.</p>
<p>Yetkililer, uyuşturucu madde ile mücadele kapsamında gerçekleştirilen operasyonların yalnızca ele geçirilen maddelerle sınırlı olmadığını; uyuşturucunun kaynağına ulaşılması, üretim ve ticaret ağlarının ortaya çıkarılması ve toplum üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılmasına yönelik çalışmaların da sürdürüldüğünü belirtiyor.</p>
<h1>BURSA’DA UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE KARARLILIKLA SÜRÜYOR</h1>
<p>Bursa İl Jandarma Komutanlığı, sorumluluk bölgesinde uyuşturucu madde kullanımının ve ticaretinin önlenmesine yönelik operasyonlarını sürdürüyor.</p>
<p>Karacabey&#8217;de gerçekleştirilen son operasyon da bu kapsamda yürütülen çalışmaların bir parçası olarak dikkat çekti.</p>
<p>Güvenlik güçlerinin mesajı ise net:</p>
<p><strong>Uyuşturucu maddeye ve uyuşturucu madde ticaretine geçit verilmeyecek.</strong></p>
<p>Bursa İl Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, uyuşturucu madde ve uyuşturucu madde ticareti yapan şahıslara yönelik mücadelenin <strong>aynı azim ve kararlılıkla devam edeceği</strong> vurgulandı.</p>
<p>Karacabey&#8217;de gerçekleştirilen operasyon kapsamında ele geçirilen <strong>22 kilo 675 gram kubar esrar ve 116 kök kenevir</strong> ise uyuşturucuyla mücadelenin sahadaki boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p>
<p>Soruşturma ve adli işlemler devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/03/karacabeyde-uyusturucu-operasyonu-22-kilo-675-gram-kubar-esrar-ve-116-kok-kenevir-ele-gecirildi/">KARACABEY’DE UYUŞTURUCU OPERASYONU: 22 KİLO 675 GRAM KUBAR ESRAR VE 116 KÖK KENEVİR ELE GEÇİRİLDİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/03/karacabeyde-uyusturucu-operasyonu-22-kilo-675-gram-kubar-esrar-ve-116-kok-kenevir-ele-gecirildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer’de Dilek Özer Ortaokulu velilerinden okul çağrısı: “Tüm öğrenciler başka okula taşınsın”</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/03/niluferde-dilek-ozer-ortaokulu-velilerinden-okul-cagrisi-tum-ogrenciler-baska-okula-tasinsin/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/03/niluferde-dilek-ozer-ortaokulu-velilerinden-okul-cagrisi-tum-ogrenciler-baska-okula-tasinsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal ORHAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2026 10:39:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BURSA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=228059</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa’nın Nilüfer ilçesinde bulunan Dilek Özer Ortaokulu’nun depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle A blokunun yıkılacak olması, öğrencilerin eğitimlerinin nasıl sürdürüleceği tartışmasını beraberinde getirdi. Okul velileri, A blokunun yıkım ve yeniden yapım sürecinde 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin tamamının eğitim-öğretime uygun başka bir okula taşınmasını istedi. Veliler, özellikle 7 ve 8. sınıflar için B blokta [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/03/niluferde-dilek-ozer-ortaokulu-velilerinden-okul-cagrisi-tum-ogrenciler-baska-okula-tasinsin/">Nilüfer’de Dilek Özer Ortaokulu velilerinden okul çağrısı: “Tüm öğrenciler başka okula taşınsın”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="isSelectedEnd"><strong>Bursa’nın Nilüfer ilçesinde bulunan Dilek Özer Ortaokulu’nun depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle A blokunun yıkılacak olması, öğrencilerin eğitimlerinin nasıl sürdürüleceği tartışmasını beraberinde getirdi. Okul velileri, A blokunun yıkım ve yeniden yapım sürecinde 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin tamamının eğitim-öğretime uygun başka bir okula taşınmasını istedi. Veliler, özellikle 7 ve 8. sınıflar için B blokta planlanan ikili eğitim modelinin öğrenciler ve öğretmenler açısından uygun olmadığını savundu.</strong></p>
<p class="isSelectedEnd">Bursa’nın Nilüfer ilçesindeki Dilek Özer Ortaokulu öğrencilerinin velileri, okulun depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle bir blokunun yıkılacak olması nedeniyle öğrencilerin eğitim koşullarına ilişkin endişelerini dile getirdi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Okul önünde bir araya gelen veliler, A blokunun yıkım ve yeniden yapım süreci boyunca okulda uygulanması planlanan eğitim modelinin öğrenciler açısından mağduriyet yaratabileceğini belirterek, tüm öğrencilerin geçici olarak başka bir okulda eğitimlerine devam etmesini talep etti.</p>
<p class="isSelectedEnd">Veliler adına açıklama yapan Okul Aile Birliği Başkanı Arzu Şenkul, okulun A binasının yıkılacağını, mevcut planlamaya göre 5 ve 6. sınıf öğrencilerinin başka bir okulda tam gün eğitim göreceğini, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin ise okulun B binasında ikili eğitimle öğrenimlerine devam edeceğini söyledi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Şenkul, veliler olarak bu uygulamanın öğrencilerin ve öğretmenlerin eğitim sürecini sağlıklı biçimde sürdürmeleri açısından uygun olmadığını düşündüklerini ifade etti.</p>
<h2>“Tüm öğrencilerimizin başka bir okula taşınmasını istiyoruz”</h2>
<p class="isSelectedEnd">Okul Aile Birliği Başkanı Arzu Şenkul, açıklamasında temel taleplerinin okulun tüm öğrencilerinin geçici olarak başka bir okula taşınması olduğunu belirtti.</p>
<p class="isSelectedEnd">Şenkul, şöyle konuştu:</p>
<p class="isSelectedEnd">“Okulumuzun A binası yıkılacaktır. Bu süreçte 5 ve 6. sınıf öğrencilerimizin başka bir okulda tam gün eğitim görmesi, 7 ve 8. sınıf öğrencilerimizin B binasında ikili eğitimle devam etmesi planlanmaktadır. Biz veliler olarak bu uygulamanın öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz açısından uygun olmadığını düşünüyoruz.”</p>
<p class="isSelectedEnd">B blokun mevcut fiziki koşullarına ilişkin soru işaretleri bulunduğunu belirten Şenkul, dersliklerin durumu ve ikili eğitim nedeniyle ortaya çıkabilecek koşulların öğrencilerin eğitim sürecini olumsuz etkileyebileceğini savundu.</p>
<p class="isSelectedEnd">Velilerin çocuklarının eğitimden mahrum bırakılmasını istemediğini vurgulayan Şenkul, aksine öğrencilerin ve öğretmenlerin uygun koşullarda eğitim faaliyetlerine devam etmesini istediklerini söyledi.</p>
<p class="isSelectedEnd">“Talebimiz nettir” diyen Şenkul, 5, 6, 7 ve 8. sınıflardaki tüm öğrenciler ile öğretmenlerin A binasının yıkım ve yeniden yapım süresince eğitim-öğretime uygun başka bir okula taşınmasını istediklerini dile getirdi.</p>
<h2>“Hiçbir öğrencinin ve öğretmenin mağdur olmasını istemiyoruz”</h2>
<p class="isSelectedEnd">Velilerin taleplerinin temelinde eğitimde eşitlik ve öğrencilerin güvenli koşullarda eğitim görmesi bulunduğunu ifade eden Şenkul, okulun yeniden yapım sürecinde herhangi bir öğrencinin veya öğretmenin mağdur edilmemesi gerektiğini söyledi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Özellikle 8. sınıf öğrencilerinin yaklaşan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına hazırlandığına dikkat çeken Şenkul, sınav dönemindeki öğrencilerin eğitim koşullarının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p class="isSelectedEnd">Şenkul, “Özellikle 8. sınıf öğrencilerimizin sınava hazırlandığı bu dönemde eğitimlerini, öğretmenlerimizin de görevlerini sağlıklı şekilde sürdürebileceği uygun koşullarda devam etmesini istiyoruz” dedi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Velilerin talebini ise “Çocuklarımız için uygun okul, öğretmenlerimiz için uygun çalışma ortamı, hepimiz için eşit ve sağlıklı eğitim şartları istiyoruz” sözleriyle özetledi.</p>
<h2>Eğitim İş’ten velilere destek</h2>
<p class="isSelectedEnd">Velilerin okul önündeki açıklamasına Eğitim İş Sendikası Bursa Şubesi de destek verdi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Eğitim İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona, depreme dayanıksız olduğu belirlenen okullarda öğrencilerin can güvenliği açısından gerekli önlemlerin alınmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p class="isSelectedEnd">Rona, depreme dayanıksız okullarda eğitim gören öğrencilerin güvenli yapılara taşınmasının doğru bir uygulama olduğunu belirtirken, Dilek Özer Ortaokulu özelinde öğrencilerin gruplara ayrılarak farklı eğitim modellerine yönlendirilmesine itiraz etti.</p>
<p class="isSelectedEnd">Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü&#8217;nün bugüne kadar depreme dayanıksız binalardaki öğrencileri bir bütün halinde en yakın okula taşıdığını savunan Rona, Dilek Özer Ortaokulu&#8217;na yaklaşık 500 metre mesafede Baise Gazioğlu Ortaokulu&#8217;nun bulunduğunu ifade etti.</p>
<p class="isSelectedEnd">Rona, söz konusu okulda ikili eğitim için gerekli fiziki imkanların bulunduğunu ileri sürdü.</p>
<h2>“Açık bir kayırmacılık yapılıyor” iddiası</h2>
<p class="isSelectedEnd">Eğitim İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona, Dilek Özer Ortaokulu öğrencileri için planlanan eğitim modelinin başka bir okul üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, Baise Gazioğlu Ortaokulu&#8217;nun ikili eğitime geçirilmemesi konusunda eleştirilerde bulundu.</p>
<p class="isSelectedEnd">Rona, “Bir okulun ikili eğitime geçmesini engellemek için açık bir kayırmacılık yapılarak bir başka okulun adeta üçlü devre şeklinde eğitim yapmasını sağlamanın haksızlık olduğunu” söyledi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Rona, söz konusu uygulamanın öğrenciler arasında eşitsizliğe yol açabileceğini savunarak, yetkililere çağrıda bulundu.</p>
<p class="isSelectedEnd">“Nedense Baise Gazioğlu Ortaokulu kayrılarak ikili eğitime geçirilmemeye çalışılıyor. Bu haksızlıktır” diyen Rona, sorunun çözümünde kamu kurumlarının sorumluluğuna dikkat çekti.</p>
<h2>Rona’dan Bursa Valisi’ne çağrı</h2>
<p class="isSelectedEnd">Eğitim İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona, sorunun çözümünün devlet mekanizmasının sorumluluğunda olduğunu belirterek Bursa Valisi&#8217;ne çağrıda bulundu.</p>
<p class="isSelectedEnd">Rona, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>
<p class="isSelectedEnd">“Burada sorunu çözecek olan devlet mekanizmasıdır. Devleti temsil eden kişi Sayın Bursa Valisi&#8217;dir. Buradan ona seslenelim, Dilek Özer Ortaokulu&#8217;nun çocukları da bu ülkenin çocuklarıdır. Onların da nitelikli eğitime hakkı vardır.”</p>
<p class="isSelectedEnd">Rona&#8217;nın açıklamasıyla birlikte tartışmanın yalnızca okul yönetimi ile veliler arasında yaşanan bir eğitim planlaması meselesi olmadığı, aynı zamanda kamu kurumlarının eğitim altyapısına ilişkin kararları ve kaynakların nasıl kullanılacağı konusunu da gündeme getirdiği görüldü.</p>
<h2>Öğrenciler de endişelerini dile getirdi</h2>
<p class="isSelectedEnd">Basın açıklamasında öğrenciler de söz alarak yaşadıkları kaygıları anlattı.</p>
<p class="isSelectedEnd">Özellikle 8. sınıf öğrencileri açısından LGS&#8217;nin eğitim hayatında önemli bir dönüm noktası olduğuna dikkat çeken bir öğrenci, sınava hazırlanabilmek için eğitim koşullarının mümkün olduğunca düzenli ve istikrarlı olması gerektiğini ifade etti.</p>
<p class="isSelectedEnd">Öğrenci, “Türkiye&#8217;de maalesef LGS sınavı bir gerçektir. Bu sınav bizim hayatımızı belirlemektedir. Hangi liseye gideceğimiz bu sınav sayesinde belli oluyor” diyerek, eğitim ortamındaki değişikliklerin sınava hazırlık sürecini olumsuz etkileyebileceği endişesini dile getirdi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Öğrenci ayrıca, “Bu süreçte bizim sınava odaklanmamız gerekiyor. Eğer biz bu sınava odaklanamazsak sınavdan gerekli başarıyla ayrılamayabiliriz” sözleriyle yetkililerden eğitim süreçlerinin aksamamasını istedi.</p>
<h2>Velilerin talebi: Eğitim kesintiye uğramasın</h2>
<p class="isSelectedEnd">Dilek Özer Ortaokulu velilerinin açıklamasında öne çıkan temel talep, okulun A blokunun yıkım ve yeniden yapım süreci boyunca öğrencilerin eğitimlerinin güvenli, sağlıklı ve mümkün olduğunca kesintisiz biçimde sürdürülmesi oldu.</p>
<p class="isSelectedEnd">Veliler, öğrencilerin sınıf düzeylerine göre farklı eğitim modellerine ayrılmasının yerine, okulun tüm öğrencilerinin ve öğretmenlerinin geçici olarak başka bir okula taşınmasının daha sağlıklı olacağını savunuyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Özellikle 8. sınıf öğrencilerinin LGS hazırlıkları nedeniyle eğitim düzenlerinin bozulmaması gerektiğini belirten veliler, öğretmenlerin de derslerini uygun fiziksel koşullarda sürdürebilmesini istiyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Tartışmanın diğer tarafında ise eğitim kurumlarının mevcut fiziki kapasitesi, ikili eğitim uygulamasının gereklilikleri ve okulların deprem güvenliği nedeniyle ortaya çıkan zorunlu planlamalar bulunuyor.</p>
<h2>Gözler yetkililerin vereceği kararda</h2>
<p class="isSelectedEnd">Dilek Özer Ortaokulu&#8217;nda A blokunun yıkım ve yeniden yapım sürecinde öğrencilerin nasıl eğitim göreceği konusunda velilerin itirazları ve eğitim sendikasının açıklamaları sonrasında gözler ilgili eğitim makamlarına çevrildi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Veliler, öğrencilerin tamamının başka bir okulda eğitim görmesini isterken, mevcut planlamada 5 ve 6. sınıf öğrencilerinin başka bir okulda tam gün, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin ise B blokta ikili eğitim görmesi öngörülüyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Velilerin temel beklentisi ise çocukların sınıf düzeylerine göre farklı koşullara ayrılmaması ve tüm öğrencilerin eğitim hakkından eşit biçimde yararlanabilmesi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Önümüzdeki süreçte yapılacak değerlendirmeler sonucunda öğrencilerin hangi okulda ve hangi eğitim modeliyle öğrenimlerine devam edeceği netleşecek.</p>
<p class="isSelectedEnd">Veliler ise taleplerini bir kez daha yineleyerek, <strong>“Çocuklarımız için uygun okul, öğretmenlerimiz için uygun çalışma ortamı, hepimiz için eşit ve sağlıklı eğitim şartları istiyoruz”</strong> mesajını verdi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Dilek Özer Ortaokulu&#8217;ndaki tartışmanın merkezinde ise tek bir başlık bulunuyor:</p>
<p><strong>Deprem riski nedeniyle yeniden yapılacak okulda eğitim sürerken, öğrencilerin güvenli ve nitelikli eğitim hakkı nasıl korunacak?</strong></p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/03/niluferde-dilek-ozer-ortaokulu-velilerinden-okul-cagrisi-tum-ogrenciler-baska-okula-tasinsin/">Nilüfer’de Dilek Özer Ortaokulu velilerinden okul çağrısı: “Tüm öğrenciler başka okula taşınsın”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/03/niluferde-dilek-ozer-ortaokulu-velilerinden-okul-cagrisi-tum-ogrenciler-baska-okula-tasinsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNSANIN EN TEHLİKELİ ZİNDANI KENDİ YALANIDIR</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/insanin-en-tehlikeli-zindani-kendi-yalanidir/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/insanin-en-tehlikeli-zindani-kendi-yalanidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal ORHAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:44:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BURSA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=227978</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Dr  Dilek Baran makalesinde; Özgürlüğünü Kaybeden İnsan mı, Yoksa Kendi Gerçeğini Susturan İnsan mı? Bazen bir insanın yazdığı birkaç cümle, insanın zihninde yıllardır kapalı duran bir kapıyı açar. Bir yazı okursunuz. Cümleler tanıdıktır. Kelimeler güzeldir. Duygular yerli yerindedir. Ama içinizde bir şey kıpırdar. “Acaba?” Sonra başka bir soru gelir: [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/insanin-en-tehlikeli-zindani-kendi-yalanidir/">İNSANIN EN TEHLİKELİ ZİNDANI KENDİ YALANIDIR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Dr  Dilek Baran makalesinde;</p>
<div dir="auto">Özgürlüğünü Kaybeden İnsan mı, Yoksa Kendi Gerçeğini Susturan İnsan mı?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen bir insanın yazdığı birkaç cümle, insanın zihninde yıllardır kapalı duran bir kapıyı açar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir yazı okursunuz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Cümleler tanıdıktır. Kelimeler güzeldir. Duygular yerli yerindedir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama içinizde bir şey kıpırdar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Acaba?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Sonra başka bir soru gelir:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Bana da böyle mi davranıyordu?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ardından daha ağır olanı:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Bana söylediği şeylerin hangisi gerçekti?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ve insan bir noktadan sonra artık karşısındaki kişiyi değil, onun zihnini sorgulamaya başlar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Benim için de böyle oldu.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir arkadaşımın “insanın kendisine söylediği yalanlarla yaşlandığı” düşüncesi üzerine kaleme aldığı yazıyı okurken, önce yazının kendisini düşündüm. Sonra insanın kendisine söylediği yalanları.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Sonra arkadaşımı.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ve nihayet kendimi.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü insan bazen karşısındaki kişinin yalan söyleyip söylemediğini merak ederken, aslında çok daha rahatsız edici bir soruyla karşılaşır:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ya insan kendi yalanına gerçekten inanıyorsa?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte asıl mesele burada başlıyor.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü başkasına yalan söylemek ile kendini kandırmak aynı şey değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Başkasını kandıran insan, çoğu zaman gerçeği bilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendini kandıran insan ise gerçeği bilmek istemeyebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Daha da önemlisi, zamanla kendi kurduğu hikâyeye inanabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ve belki insanın en tehlikeli hapishanesi tam olarak budur:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kapısını başkasının değil, insanın kendisinin kapattığı bir hapishane.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İNSAN NEDEN KENDİ YALANINA İNANMAK İSTER?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Psikoloji ve felsefenin uzun zamandır üzerinde durduğu meselelerden biri öz-aldatmadır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Robert Trivers, öz-aldatmayı kişinin gerçekliği bilinçli zihnine yanlış biçimde temsil etmesi olarak ele alırken, bunun yalnızca bireysel bir zayıflık olmadığını; insanın sosyal ilişkilerinde kendisini korumasına, hatta başkalarını daha etkili biçimde ikna etmesine hizmet edebileceğini ileri sürer. Von Hippel ve Trivers&#8217;ın çalışmaları da kişinin kendisini kandırmasının, başkalarını kandırmasını kolaylaştırabilecek bilişsel bir işlev taşıyabileceğini savunur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Burada çok önemli bir ayrım vardır:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan her zaman gerçeği inkâr ettiği için kendisini kandırmaz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen gerçek, taşıyamayacağı kadar ağır olduğu için onu yeniden yorumlar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben mutluyum.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Artık umurumda değil.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki hâlâ çok önemsemektedir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Alıştım.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki alışmamıştır; sadece acıyla yaşamayı öğrenmiştir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Böyle olması gerekiyordu.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de aslında değiştirmek istediği bir hayatın içinde kalmıştır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben böyleyim.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de yıllarca kendisine söylenen bir cümleyi kendi kimliği zannetmiştir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan bazen gerçeği değiştiremez.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama gerçekle arasındaki ilişkiyi değiştirebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ve bu, kısa vadede rahatlatıcıdır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü hakikat özgürleştirici olduğu kadar acı verici de olabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">MUTLULUK MU, YOKSA GERÇEĞE UYARLANMA MI?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte burada daha zor bir soru ortaya çıkıyor:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir insan kendisini kandırarak mutlu olabilir mi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Evet, olabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama burada “mutluluk” kelimesini dikkatli kullanmak gerekir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü insanın huzur bulması ile gerçekle barışması aynı şey değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen insan gerçeği kabul ettiği için huzurludur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen de gerçeği görmemek için kendisine bir hikâye anlatır ve o hikâyenin içinde huzur bulur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Aradaki fark dışarıdan bakıldığında kolay anlaşılmayabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü her iki insan da “Ben iyiyim.” diyebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Fakat birinin “iyiliği” gerçekle kurduğu barıştan, diğerinin “iyiliği” ise gerçekle arasına ördüğü duvardan kaynaklanıyor olabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bu nedenle kendini kandırmanın en tehlikeli tarafı, her zaman acı üretmemesidir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen tam tersine rahatlık üretir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte insanı orada yakalar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü rahatsız eden bir yalanı terk etmek kolaydır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama insanı rahatlatan bir yalanı terk etmek çok daha zordur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">GOFFMAN&#8217;IN SAHNESİNDEN İÇ DÜNYAMIZA</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Sosyolog Erving Goffman, gündelik hayatı bir tiyatro sahnesine benzeterek insanların sosyal ilişkiler içinde kendilerini başkalarına nasıl sunduklarını ve başkalarının kendileri hakkında oluşturduğu izlenimleri nasıl yönettiklerini inceler.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Hepimizin bir sahnesi vardır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ailede başka bir “ben” olabiliriz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İş yerinde başka.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Arkadaşlarımızın yanında başka.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Toplumun önünde başka.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Sosyal medyada ise bambaşka.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bunların hepsi tek başına yalan değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü insanın farklı sosyal rollere sahip olması doğaldır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Asıl tehlike başka yerde başlar:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Sahne için oluşturduğumuz karakter, zamanla sahne arkasındaki gerçek insanın yerini aldığında.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte o zaman insan yalnızca başkalarına rol yapmaz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendisine de rol yapmaya başlar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir süre sonra rol ile gerçek arasındaki sınır silinir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ve insan aynaya baktığında kendi yüzünü değil, yıllardır oynadığı karakteri görür.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de modern insanın trajedilerinden biri budur:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü yönetmeye çalışırken, sonunda kendisi hakkında ne düşüneceğini de başkalarının beklentilerine bırakabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">YALANIN EN BÜYÜK BAŞARISI: GERÇEK GİBİ HİSSETTİRMEK</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir yalanın gücü, yalnızca doğru olduğuna başkalarını inandırmasından gelmez.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen asıl güç, onu söyleyen kişinin de ona inanmaya başlamasıdır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü insanın zihni, kendi bütünlüğünü korumaya çalışır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir insan yıllarca verdiği bir kararın yanlış olduğunu kabul etmekte zorlanabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü yanlış olduğunu kabul etmek yalnızca bugünü değil, geçmişte verdiği kararları da sorgulatacaktır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir ilişkiyi neden sürdürdüğünü,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">neden sustuğunu,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">neden affettiğini,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">neden gitmediğini,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">neden korktuğunu,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">neden boyun eğdiğini,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">neden kendisini savunmadığını&#8230;</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">tek tek düşünmek zorunda kalacaktır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bu yüzden bazen insan:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben zaten böyle istedim.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">der.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bu cümle son derece masum görünebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama bazen bir özgürlük ifadesi değil, geçmişteki çaresizliği meşrulaştırma biçimidir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü “Ben seçtim” demek, “Ben seçemedim” demekten daha kolaydır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İŞTE TAHAKKÜM BURADA BAŞLIYOR</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Tahakküm dediğimiz şeyi yalnızca dışarıdan gelen baskı olarak düşünürsek, insanın en büyük hapishanelerinden birini gözden kaçırırız.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü tahakküm yalnızca bir başkasının bize “Bunu yapacaksın.” demesi değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen insanın kendi içinde kurduğu “Bunu yapamam.” cümlesidir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben değişemem.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Artık çok geç.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Böyle gelmiş, böyle gider.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Benim kaderim bu.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“İnsanlar ne der?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Buna katlanmak zorundayım.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Başka çarem yok.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">cümleleri, görünmez bir iktidarın duvarlarına dönüşür.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Étienne de La Boétie&#8217;nin gönüllü kulluk üzerine düşüncesi tam burada yeniden anlam kazanır. La Boétie&#8217;nin temel sorusu şudur:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsanlar neden kendilerine hükmeden bir güce itaat eder?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Daha da önemlisi:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Neden özgürlük mümkünken boyun eğmeyi sürdürürler?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çağdaş yorumlarda La Boétie&#8217;nin “gönüllü kulluk” düşüncesi, tahakkümün yalnızca zorla değil, insanların itaat ilişkisine katılımıyla da sürdürülebileceği fikri üzerinden ele alınmaktadır. Foucault ile birlikte düşünüldüğünde ise mesele yalnızca dışarıdaki iktidar değildir; insanın kendi davranışlarını, arzularını ve kendilik ilişkisini nasıl yönettiği de iktidar sorununun parçası hâline gelir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Böyle düşündüğümüzde çok rahatsız edici bir gerçekle karşılaşırız:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen insanın kendisine söylediği yalan, tahakkümün en görünmez biçimidir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü artık gardiyana ihtiyaç yoktur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan kendi gardiyanına dönüşmüştür.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">ÖZGÜRLÜK NEDİR?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Özgürlüğü yalnızca istediğini yapabilmek olarak tanımlarsak meseleyi eksik bırakırız.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Özgürlük biraz da şudur:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendi gerçeğine bakabilme cesareti.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan kendisine şu soruları sorabiliyorsa özgürlüğe yaklaşmaya başlar:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ben gerçekten bunu istiyor muyum?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yoksa benden bunu istemem mi beklendi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bu hayatı ben mi seçtim?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yoksa bana sunulan seçeneklerden birini mi kabul ettim?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bu ilişkide kalmak benim kararım mı?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yoksa yalnız kalmaktan mı korkuyorum?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Mutlu muyum?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yoksa mutsuzluğumu normalleştirdiğim için mi rahatım?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Affettim mi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yoksa yeniden incinmekten korktuğum için mi unutmuş gibi yapıyorum?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Güçlü müyüm?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yoksa yardım istemeyecek kadar yaralı mıyım?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte özgürlük bazen bir kapıyı açmak değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Önce o kapının var olduğunu fark etmektir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">KENDİNE YALAN SÖYLEMEK HER ZAMAN KORKAKLIK MIDIR?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Hayır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsanın kendini koruma mekanizmalarını yalnızca “zayıflık” olarak değerlendirmek de haksızlık olur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan bazen hayatta kalmak için kendisini korur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Travmatik deneyimler, kayıplar, reddedilme, yalnızlık, toplumsal baskılar ve ekonomik ya da sosyal zorunluluklar insanın gerçekle kurduğu ilişkiyi etkileyebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Dolayısıyla kendini kandıran her insanı “yalancı” olarak etiketlemek bilimsel açıdan da insani açıdan da doğru değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Zaten öz-aldatma ile yalan söyleme arasındaki ayrım psikolojik ve felsefi literatürde ayrıca tartışılan bir konudur. Bazı yaklaşımlar, kişinin kendi anlatısına gerçekten inanması durumunda bunun klasik anlamda bilinçli bir yalan söylemeden farklı olduğunu vurgular.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bu nedenle mesele:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Arkadaşım bana yalan mı söyledi?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">sorusundan çok daha büyüktür.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Asıl soru şudur:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“İnsan kendi hayatını anlatırken, ne kadarını gerçekten yaşar; ne kadarını kendisini korumak için yeniden yazar?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">KENDİMİZE SORDUĞUMUZ EN ZOR SORU</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de insanın hayatındaki en zor soru şudur:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben kendime hangi konuda yalan söylüyorum?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü başkasının yalanını yakalamak kolaydır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendi yalanını yakalamak çok daha zordur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Başkasını sorgularken tarafsız olduğumuzu düşünürüz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendimizi sorgularken ise savunmaya geçeriz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü insan kendi zihninin hem hâkimi hem sanığı hem de avukatıdır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ve çoğu zaman savunma kazanır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben elimden geleni yaptım.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Başka seçeneğim yoktu.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Zaten herkes böyle.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Artık değişmez.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben mutluyum.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben iyiyim.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki gerçekten öyledir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama belki de bu cümlelerden bazıları, hiç sorgulanmadan tekrarlandığı için gerçeğe dönüşmüş gibi görünmektedir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">PEKİ ÇÖZÜM NE?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çözüm, insanın kendisine acımasızca saldırması değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendini suçlamak da özgürlük değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çözüm, kendine dürüstlük pratiği geliştirmektir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bunun için insan önce kendi hayatında küçük bir “hakikat muhasebesi” yapabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">1. “Gerçekten ne hissediyorum?” diye sormalı.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“İyi miyim?” sorusu bazen fazla genel kalır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Onun yerine:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kırgın mıyım?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kızgın mıyım?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Korkuyor muyum?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Özlüyor muyum?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Pişman mıyım?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yalnız mıyım?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Soruyu somutlaştırmak, zihnin kaçış alanını daraltır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">2. “Ne istiyorum?” ile “Benden ne bekleniyor?” ayrılmalı.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Toplumun beklentisi ile bireyin arzusu aynı şey değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Aile,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">arkadaş çevresi,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">iş,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">statü,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">ekonomi,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">toplumsal cinsiyet rolleri,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">sosyal medya,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">başarı kültürü&#8230;</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">insana sürekli “nasıl olması gerektiğini” söyleyebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Özgürlük, bu seslerin arasından kendi sesini ayırt edebilme yeteneğidir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">3. Kendi cümlelerimizi sorgulamalıyız.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Özellikle:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben böyleyim.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Başka çarem yok.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“İnsanlar ne der?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Değişemem.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Artık çok geç.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Böyle olmak zorunda.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">gibi kesinlik taşıyan cümlelere dikkat etmek gerekir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü bazen insanın en büyük hapishaneleri duvarlardan değil, kesinliklerden yapılır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">4. Gerçekle yüzleşmenin acısını, yalanın rahatlığıyla karıştırmamalıyız.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Gerçek bazen acıtır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama acı vermesi onun yanlış olduğunu göstermez.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir gerçeği kabul etmek ilk anda insanı mutsuz edebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Fakat sahte bir huzurun içinde yaşamak, zamanla insanın kendisiyle bağını zayıflatabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">5. Kendimize şu soruyu sormalıyız:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Bu düşünce beni özgürleştiriyor mu, yoksa beni olduğum yerde tutuyor mu?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte belki de en önemli soru budur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü her düşünce doğru değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazı düşünceler bizi korur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazıları bizi sınırlar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazıları ise bizi yıllarca aynı yerde tutar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">ÖZGÜRLÜK BAZEN KENDİ YALANINI BIRAKMAKTIR</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan özgürlüğü çoğu zaman dışarıda arıyor.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Devlette,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">toplumda,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">ailede,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">ilişkilerde,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">ekonomide,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">siyasette&#8230;</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bunların hepsi önemlidir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Fakat tahakkümün en derin biçimi, insanın dışarıdaki baskıyı kendi içinde yeniden üretmeye başlamasıdır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir süre sonra kimsenin “sus” demesine gerek kalmaz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan kendi kendine susar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kimsenin “katlan” demesine gerek kalmaz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan kendisine “katlanmak zorundasın” der.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kimsenin “gitme” demesine gerek kalmaz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan kendi korkusuyla olduğu yerde kalır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kimsenin “değişme” demesine gerek kalmaz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan kendi geçmişini geleceğinin kaderi hâline getirir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte tahakkümün en sofistike biçimi budur:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İktidarın insanın dışından çekilip insanın içine yerleşmesi.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Foucault&#8217;nun iktidar ve özne ilişkisine dair çalışmaları açısından bakıldığında, insanın kendisini gözlemlemesi, değerlendirmesi ve kendi üzerinde çalışması da iktidar ilişkilerinden bağımsız düşünülemez.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Dolayısıyla özgürlük yalnızca “bana kimse hükmetmesin” demek değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir adım daha ileri gitmektir:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben de kendime hangi hükmü veriyorum?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">BELKİ DE ARKADAŞIM BANA YALAN SÖYLEMİYORDU</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yazının başında kendime sorduğum soruya şimdi yeniden dönüyorum:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Bana hep yalan mı söylüyordu?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de hayır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bunu bir yazıdan bilemem.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama artık başka bir şey biliyorum:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir insanın söylediği her şeyin doğru olup olmadığını anlamaya çalışırken, yalnızca onun sözlerine değil, kendi iç dünyasıyla kurduğu ilişkiye de bakmak gerekir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki arkadaşım bana yalan söylemedi.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki o da kendisine anlattığı hikâyeye inanıyordu.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki hepimiz zaman zaman bunu yapıyoruz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü insan olmak biraz da budur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendimizi korumak için hikâyeler üretiriz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Fakat mesele, o hikâyenin içinde ne kadar süre yaşayacağımızdır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir gün o hikâyenin bizim hayatımız olmadığını fark edebiliriz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte o gün seçim başlar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İNSAN KENDİ GARDİYANINA DÖNÜŞTÜĞÜNDE</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan bazen başkasının yalanından değil, kendi inandığı yalandan yaşlanır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü başkasının yalanını bir gün fark edebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama kendi yalanını gerçek zanneden insan, onu yıllarca taşır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de özgürlük tam burada başlar:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendimize söylediğimiz en rahatlatıcı cümleyi bile sorgulayabildiğimiz yerde.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben mutluyum.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Gerçekten mi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Umurumda değil.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Gerçekten mi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Alıştım.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Gerçekten mi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Başka çarem yok.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Gerçekten mi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben böyleyim.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Gerçekten mi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de insanın kendisine sorabileceği en devrimci soru şudur:İNSANIN EN TEHLİKELİ ZİNDANI KENDİ YALANIDIR</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Özgürlüğünü Kaybeden İnsan mı, Yoksa Kendi Gerçeğini Susturan İnsan mı?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen bir insanın yazdığı birkaç cümle, insanın zihninde yıllardır kapalı duran bir kapıyı açar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir yazı okursunuz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Cümleler tanıdıktır. Kelimeler güzeldir. Duygular yerli yerindedir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama içinizde bir şey kıpırdar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Acaba?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Sonra başka bir soru gelir:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Bana da böyle mi davranıyordu?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ardından daha ağır olanı:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Bana söylediği şeylerin hangisi gerçekti?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ve insan bir noktadan sonra artık karşısındaki kişiyi değil, onun zihnini sorgulamaya başlar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Benim için de böyle oldu.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir arkadaşımın “insanın kendisine söylediği yalanlarla yaşlandığı” düşüncesi üzerine kaleme aldığı yazıyı okurken, önce yazının kendisini düşündüm. Sonra insanın kendisine söylediği yalanları.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Sonra arkadaşımı.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ve nihayet kendimi.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü insan bazen karşısındaki kişinin yalan söyleyip söylemediğini merak ederken, aslında çok daha rahatsız edici bir soruyla karşılaşır:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ya insan kendi yalanına gerçekten inanıyorsa?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte asıl mesele burada başlıyor.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü başkasına yalan söylemek ile kendini kandırmak aynı şey değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Başkasını kandıran insan, çoğu zaman gerçeği bilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendini kandıran insan ise gerçeği bilmek istemeyebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Daha da önemlisi, zamanla kendi kurduğu hikâyeye inanabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ve belki insanın en tehlikeli hapishanesi tam olarak budur:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kapısını başkasının değil, insanın kendisinin kapattığı bir hapishane.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İNSAN NEDEN KENDİ YALANINA İNANMAK İSTER?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Psikoloji ve felsefenin uzun zamandır üzerinde durduğu meselelerden biri öz-aldatmadır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Robert Trivers, öz-aldatmayı kişinin gerçekliği bilinçli zihnine yanlış biçimde temsil etmesi olarak ele alırken, bunun yalnızca bireysel bir zayıflık olmadığını; insanın sosyal ilişkilerinde kendisini korumasına, hatta başkalarını daha etkili biçimde ikna etmesine hizmet edebileceğini ileri sürer. Von Hippel ve Trivers&#8217;ın çalışmaları da kişinin kendisini kandırmasının, başkalarını kandırmasını kolaylaştırabilecek bilişsel bir işlev taşıyabileceğini savunur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Burada çok önemli bir ayrım vardır:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan her zaman gerçeği inkâr ettiği için kendisini kandırmaz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen gerçek, taşıyamayacağı kadar ağır olduğu için onu yeniden yorumlar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben mutluyum.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Artık umurumda değil.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki hâlâ çok önemsemektedir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Alıştım.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki alışmamıştır; sadece acıyla yaşamayı öğrenmiştir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Böyle olması gerekiyordu.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de aslında değiştirmek istediği bir hayatın içinde kalmıştır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben böyleyim.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de yıllarca kendisine söylenen bir cümleyi kendi kimliği zannetmiştir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan bazen gerçeği değiştiremez.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama gerçekle arasındaki ilişkiyi değiştirebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ve bu, kısa vadede rahatlatıcıdır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü hakikat özgürleştirici olduğu kadar acı verici de olabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">MUTLULUK MU, YOKSA GERÇEĞE UYARLANMA MI?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte burada daha zor bir soru ortaya çıkıyor:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir insan kendisini kandırarak mutlu olabilir mi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Evet, olabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama burada “mutluluk” kelimesini dikkatli kullanmak gerekir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü insanın huzur bulması ile gerçekle barışması aynı şey değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen insan gerçeği kabul ettiği için huzurludur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen de gerçeği görmemek için kendisine bir hikâye anlatır ve o hikâyenin içinde huzur bulur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Aradaki fark dışarıdan bakıldığında kolay anlaşılmayabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü her iki insan da “Ben iyiyim.” diyebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Fakat birinin “iyiliği” gerçekle kurduğu barıştan, diğerinin “iyiliği” ise gerçekle arasına ördüğü duvardan kaynaklanıyor olabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bu nedenle kendini kandırmanın en tehlikeli tarafı, her zaman acı üretmemesidir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen tam tersine rahatlık üretir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte insanı orada yakalar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü rahatsız eden bir yalanı terk etmek kolaydır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama insanı rahatlatan bir yalanı terk etmek çok daha zordur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">GOFFMAN&#8217;IN SAHNESİNDEN İÇ DÜNYAMIZA</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Sosyolog Erving Goffman, gündelik hayatı bir tiyatro sahnesine benzeterek insanların sosyal ilişkiler içinde kendilerini başkalarına nasıl sunduklarını ve başkalarının kendileri hakkında oluşturduğu izlenimleri nasıl yönettiklerini inceler.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Hepimizin bir sahnesi vardır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ailede başka bir “ben” olabiliriz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İş yerinde başka.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Arkadaşlarımızın yanında başka.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Toplumun önünde başka.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Sosyal medyada ise bambaşka.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bunların hepsi tek başına yalan değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü insanın farklı sosyal rollere sahip olması doğaldır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Asıl tehlike başka yerde başlar:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Sahne için oluşturduğumuz karakter, zamanla sahne arkasındaki gerçek insanın yerini aldığında.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte o zaman insan yalnızca başkalarına rol yapmaz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendisine de rol yapmaya başlar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir süre sonra rol ile gerçek arasındaki sınır silinir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ve insan aynaya baktığında kendi yüzünü değil, yıllardır oynadığı karakteri görür.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de modern insanın trajedilerinden biri budur:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü yönetmeye çalışırken, sonunda kendisi hakkında ne düşüneceğini de başkalarının beklentilerine bırakabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">YALANIN EN BÜYÜK BAŞARISI: GERÇEK GİBİ HİSSETTİRMEK</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir yalanın gücü, yalnızca doğru olduğuna başkalarını inandırmasından gelmez.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen asıl güç, onu söyleyen kişinin de ona inanmaya başlamasıdır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü insanın zihni, kendi bütünlüğünü korumaya çalışır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir insan yıllarca verdiği bir kararın yanlış olduğunu kabul etmekte zorlanabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü yanlış olduğunu kabul etmek yalnızca bugünü değil, geçmişte verdiği kararları da sorgulatacaktır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir ilişkiyi neden sürdürdüğünü,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">neden sustuğunu,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">neden affettiğini,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">neden gitmediğini,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">neden korktuğunu,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">neden boyun eğdiğini,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">neden kendisini savunmadığını&#8230;</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">tek tek düşünmek zorunda kalacaktır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bu yüzden bazen insan:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben zaten böyle istedim.”</div>
<div dir="auto">der.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bu cümle son derece masum görünebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama bazen bir özgürlük ifadesi değil, geçmişteki çaresizliği meşrulaştırma biçimidir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü “Ben seçtim” demek, “Ben seçemedim” demekten daha kolaydır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İŞTE TAHAKKÜM BURADA BAŞLIYOR</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Tahakküm dediğimiz şeyi yalnızca dışarıdan gelen baskı olarak düşünürsek, insanın en büyük hapishanelerinden birini gözden kaçırırız.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü tahakküm yalnızca bir başkasının bize “Bunu yapacaksın.” demesi değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen insanın kendi içinde kurduğu “Bunu yapamam.” cümlesidir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben değişemem.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Artık çok geç.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Böyle gelmiş, böyle gider.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Benim kaderim bu.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“İnsanlar ne der?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Buna katlanmak zorundayım.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Başka çarem yok.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">cümleleri, görünmez bir iktidarın duvarlarına dönüşür.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Étienne de La Boétie&#8217;nin gönüllü kulluk üzerine düşüncesi tam burada yeniden anlam kazanır. La Boétie&#8217;nin temel sorusu şudur:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsanlar neden kendilerine hükmeden bir güce itaat eder?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Daha da önemlisi:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Neden özgürlük mümkünken boyun eğmeyi sürdürürler?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çağdaş yorumlarda La Boétie&#8217;nin “gönüllü kulluk” düşüncesi, tahakkümün yalnızca zorla değil, insanların itaat ilişkisine katılımıyla da sürdürülebileceği fikri üzerinden ele alınmaktadır. Foucault ile birlikte düşünüldüğünde ise mesele yalnızca dışarıdaki iktidar değildir; insanın kendi davranışlarını, arzularını ve kendilik ilişkisini nasıl yönettiği de iktidar sorununun parçası hâline gelir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Böyle düşündüğümüzde çok rahatsız edici bir gerçekle karşılaşırız:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen insanın kendisine söylediği yalan, tahakkümün en görünmez biçimidir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü artık gardiyana ihtiyaç yoktur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan kendi gardiyanına dönüşmüştür.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">ÖZGÜRLÜK NEDİR?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Özgürlüğü yalnızca istediğini yapabilmek olarak tanımlarsak meseleyi eksik bırakırız.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Özgürlük biraz da şudur:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendi gerçeğine bakabilme cesareti.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan kendisine şu soruları sorabiliyorsa özgürlüğe yaklaşmaya başlar:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ben gerçekten bunu istiyor muyum?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yoksa benden bunu istemem mi beklendi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bu hayatı ben mi seçtim?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yoksa bana sunulan seçeneklerden birini mi kabul ettim?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bu ilişkide kalmak benim kararım mı?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yoksa yalnız kalmaktan mı korkuyorum?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Mutlu muyum?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yoksa mutsuzluğumu normalleştirdiğim için mi rahatım?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Affettim mi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yoksa yeniden incinmekten korktuğum için mi unutmuş gibi yapıyorum?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Güçlü müyüm?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yoksa yardım istemeyecek kadar yaralı mıyım?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte özgürlük bazen bir kapıyı açmak değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Önce o kapının var olduğunu fark etmektir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">KENDİNE YALAN SÖYLEMEK HER ZAMAN KORKAKLIK MIDIR?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Hayır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsanın kendini koruma mekanizmalarını yalnızca “zayıflık” olarak değerlendirmek de haksızlık olur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan bazen hayatta kalmak için kendisini korur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Travmatik deneyimler, kayıplar, reddedilme, yalnızlık, toplumsal baskılar ve ekonomik ya da sosyal zorunluluklar insanın gerçekle kurduğu ilişkiyi etkileyebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Dolayısıyla kendini kandıran her insanı “yalancı” olarak etiketlemek bilimsel açıdan da insani açıdan da doğru değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Zaten öz-aldatma ile yalan söyleme arasındaki ayrım psikolojik ve felsefi literatürde ayrıca tartışılan bir konudur. Bazı yaklaşımlar, kişinin kendi anlatısına gerçekten inanması durumunda bunun klasik anlamda bilinçli bir yalan söylemeden farklı olduğunu vurgular.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bu nedenle mesele:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Arkadaşım bana yalan mı söyledi?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">sorusundan çok daha büyüktür.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Asıl soru şudur:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“İnsan kendi hayatını anlatırken, ne kadarını gerçekten yaşar; ne kadarını kendisini korumak için yeniden yazar?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">KENDİMİZE SORDUĞUMUZ EN ZOR SORU</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de insanın hayatındaki en zor soru şudur:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben kendime hangi konuda yalan söylüyorum?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü başkasının yalanını yakalamak kolaydır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendi yalanını yakalamak çok daha zordur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Başkasını sorgularken tarafsız olduğumuzu düşünürüz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendimizi sorgularken ise savunmaya geçeriz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü insan kendi zihninin hem hâkimi hem sanığı hem de avukatıdır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ve çoğu zaman savunma kazanır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben elimden geleni yaptım.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Başka seçeneğim yoktu.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Zaten herkes böyle.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Artık değişmez.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben mutluyum.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben iyiyim.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki gerçekten öyledir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama belki de bu cümlelerden bazıları, hiç sorgulanmadan tekrarlandığı için gerçeğe dönüşmüş gibi görünmektedir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">PEKİ ÇÖZÜM NE?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çözüm, insanın kendisine acımasızca saldırması değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendini suçlamak da özgürlük değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çözüm, kendine dürüstlük pratiği geliştirmektir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bunun için insan önce kendi hayatında küçük bir “hakikat muhasebesi” yapabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">1. “Gerçekten ne hissediyorum?” diye sormalı.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“İyi miyim?” sorusu bazen fazla genel kalır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Onun yerine:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kırgın mıyım?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kızgın mıyım?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Korkuyor muyum?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Özlüyor muyum?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Pişman mıyım?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yalnız mıyım?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Soruyu somutlaştırmak, zihnin kaçış alanını daraltır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">2. “Ne istiyorum?” ile “Benden ne bekleniyor?” ayrılmalı.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Toplumun beklentisi ile bireyin arzusu aynı şey değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Aile,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">arkadaş çevresi,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">iş,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">statü,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">ekonomi,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">toplumsal cinsiyet rolleri,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">sosyal medya,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">başarı kültürü&#8230;</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">insana sürekli “nasıl olması gerektiğini” söyleyebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Özgürlük, bu seslerin arasından kendi sesini ayırt edebilme yeteneğidir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">3. Kendi cümlelerimizi sorgulamalıyız.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Özellikle:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben böyleyim.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Başka çarem yok.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“İnsanlar ne der?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Değişemem.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Artık çok geç.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Böyle olmak zorunda.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">gibi kesinlik taşıyan cümlelere dikkat etmek gerekir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü bazen insanın en büyük hapishaneleri duvarlardan değil, kesinliklerden yapılır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">4. Gerçekle yüzleşmenin acısını, yalanın rahatlığıyla karıştırmamalıyız.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Gerçek bazen acıtır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama acı vermesi onun yanlış olduğunu göstermez.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir gerçeği kabul etmek ilk anda insanı mutsuz edebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Fakat sahte bir huzurun içinde yaşamak, zamanla insanın kendisiyle bağını zayıflatabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">5. Kendimize şu soruyu sormalıyız:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Bu düşünce beni özgürleştiriyor mu, yoksa beni olduğum yerde tutuyor mu?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte belki de en önemli soru budur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü her düşünce doğru değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazı düşünceler bizi korur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazıları bizi sınırlar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazıları ise bizi yıllarca aynı yerde tutar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">ÖZGÜRLÜK BAZEN KENDİ YALANINI BIRAKMAKTIR</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan özgürlüğü çoğu zaman dışarıda arıyor.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Devlette,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">toplumda,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">ailede,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">ilişkilerde,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">ekonomide,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">siyasette&#8230;</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bunların hepsi önemlidir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Fakat tahakkümün en derin biçimi, insanın dışarıdaki baskıyı kendi içinde yeniden üretmeye başlamasıdır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir süre sonra kimsenin “sus” demesine gerek kalmaz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan kendi kendine susar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kimsenin “katlan” demesine gerek kalmaz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan kendisine “katlanmak zorundasın” der.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kimsenin “gitme” demesine gerek kalmaz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan kendi korkusuyla olduğu yerde kalır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kimsenin “değişme” demesine gerek kalmaz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan kendi geçmişini geleceğinin kaderi hâline getirir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte tahakkümün en sofistike biçimi budur:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İktidarın insanın dışından çekilip insanın içine yerleşmesi.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Foucault&#8217;nun iktidar ve özne ilişkisine dair çalışmaları açısından bakıldığında, insanın kendisini gözlemlemesi, değerlendirmesi ve kendi üzerinde çalışması da iktidar ilişkilerinden bağımsız düşünülemez.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Dolayısıyla özgürlük yalnızca “bana kimse hükmetmesin” demek değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir adım daha ileri gitmektir:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben de kendime hangi hükmü veriyorum?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">BELKİ DE ARKADAŞIM BANA YALAN SÖYLEMİYORDU</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yazının başında kendime sorduğum soruya şimdi yeniden dönüyorum:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Bana hep yalan mı söylüyordu?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de hayır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bunu bir yazıdan bilemem.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama artık başka bir şey biliyorum:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir insanın söylediği her şeyin doğru olup olmadığını anlamaya çalışırken, yalnızca onun sözlerine değil, kendi iç dünyasıyla kurduğu ilişkiye de bakmak gerekir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki arkadaşım bana yalan söylemedi.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki o da kendisine anlattığı hikâyeye inanıyordu.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki hepimiz zaman zaman bunu yapıyoruz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü insan olmak biraz da budur.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendimizi korumak için hikâyeler üretiriz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Fakat mesele, o hikâyenin içinde ne kadar süre yaşayacağımızdır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir gün o hikâyenin bizim hayatımız olmadığını fark edebiliriz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İşte o gün seçim başlar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">SON SÖZ: İNSAN KENDİ GARDİYANINA DÖNÜŞTÜĞÜNDE</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan bazen başkasının yalanından değil, kendi inandığı yalandan yaşlanır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü başkasının yalanını bir gün fark edebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama kendi yalanını gerçek zanneden insan, onu yıllarca taşır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de özgürlük tam burada başlar:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kendimize söylediğimiz en rahatlatıcı cümleyi bile sorgulayabildiğimiz yerde.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben mutluyum.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Gerçekten mi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Umurumda değil.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Gerçekten mi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Alıştım.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Gerçekten mi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Başka çarem yok.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Gerçekten mi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ben böyleyim.”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Gerçekten mi?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de insanın kendisine sorabileceği en devrimci soru şudur:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ya bana öğretilen hayat, benim seçtiğim hayat değilse?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bu soru kolay değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü cevabı hayatımızı değiştirebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama belki özgürlük de zaten kolay olanı seçmek değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Özgürlük, insanın kendi zihninde kurduğu tahakkümü fark etmesi ve gerektiğinde ona karşı çıkabilmesidir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">La Boétie&#8217;nin gönüllü kulluk probleminden bugüne uzanan çizgide mesele hâlâ aynıdır: İnsan neden boyun eğer? Fakat belki çağımızda bu soruya yeni bir soru eklememiz gerekiyor:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan neden bazen kendi boyun eğişini özgürlük sanır?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de en büyük özgürlük, kendimize hoş gelen yalanı değil, bizi özgürleştirecek gerçeği seçmektir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü insanı yaşlandıran yalnızca geçen yıllar değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen insan, yıllarca savunduğu bir yalanın içinde yaşamaktan yaşlanır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ve insanın en tehlikeli zindanı, kapısında kilit olmayan zindandır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü oradan çıkmak için anahtar değil,</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">hakikatle yüzleşme cesareti gerekir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">“Ya bana öğretilen hayat, benim seçtiğim hayat değilse?”</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bu soru kolay değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü cevabı hayatımızı değiştirebilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ama belki özgürlük de zaten kolay olanı seçmek değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Özgürlük, insanın kendi zihninde kurduğu tahakkümü fark etmesi ve gerektiğinde ona karşı çıkabilmesidir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">La Boétie&#8217;nin gönüllü kulluk probleminden bugüne uzanan çizgide mesele hâlâ aynıdır: İnsan neden boyun eğer? Fakat belki çağımızda bu soruya yeni bir soru eklememiz gerekiyor:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İnsan neden bazen kendi boyun eğişini özgürlük sanır?</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Belki de en büyük özgürlük, kendimize hoş gelen yalanı değil, bizi özgürleştirecek gerçeği seçmektir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü insanı yaşlandıran yalnızca geçen yıllar değildir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bazen insan, yıllarca savunduğu bir yalanın içinde yaşamaktan yaşlanır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ve insanın en tehlikeli zindanı, kapısında kilit olmayan zindandır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Çünkü oradan çıkmak için anahtar değil,</div>
<div dir="auto">hakikatle yüzleşme cesareti gerekir.</div>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/insanin-en-tehlikeli-zindani-kendi-yalanidir/">İNSANIN EN TEHLİKELİ ZİNDANI KENDİ YALANIDIR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/insanin-en-tehlikeli-zindani-kendi-yalanidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BARIŞIN ADI: “YURTTA SULH, CİHANDA SULH”</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/barisin-adi-yurtta-sulh-cihanda-sulh/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/barisin-adi-yurtta-sulh-cihanda-sulh/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal ORHAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 09:22:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BURSA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=227949</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeynep Özügenç makalesinde; Bir millet düşünün; bağımsızlığı için savaşmış, büyük bedeller ödemiş ama zaferden sonra elini kin ve intikam için değil, barış için uzatmış olsun. İşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ne bıraktığı en büyük miraslardan biri budur. “Yurtta sulh, cihanda sulh.” Bu anlayış, güçsüzlüğün değil; özgüvenin, aklın ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/barisin-adi-yurtta-sulh-cihanda-sulh/">BARIŞIN ADI: “YURTTA SULH, CİHANDA SULH”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeynep Özügenç makalesinde; Bir millet düşünün; bağımsızlığı için savaşmış, büyük bedeller ödemiş ama zaferden sonra elini kin ve intikam için değil, barış için uzatmış olsun.<br />
İşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ne bıraktığı en büyük miraslardan biri budur.<br />
“Yurtta sulh, cihanda sulh.”<br />
Bu anlayış, güçsüzlüğün değil; özgüvenin, aklın ve devlet ciddiyetinin ifadesidir.<br />
Atatürk, savaşın ne kadar ağır bir bedel olduğunu bilen bir liderdi. Bu nedenle barışı yalnızca bir temenni olarak değil, devlet politikasının temel taşlarından biri olarak gördü.<br />
1 Eylül Dünya Barış Günü bize bir kez<br />
1 EYLÜL: DÜNYA BARIŞ GÜNÜ<br />
Savaşın kazananı olur mu?<br />
Belki haritalar değişir, sınırlar değişir, siyasi dengeler değişir… Ama savaşın sonunda geride kalan acı, kayıp ve gözyaşı değişmez.<br />
İşte bu nedenle 1 Eylül Dünya Barış Günü, insanlığın kendisiyle yüzleşmesi gereken önemli bir gündür.<br />
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü, bugün hâlâ dünyanın ihtiyacı olan en güçlü mesajlardan biridir.<br />
Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurucusu Atatürk, bağımsızlıktan taviz vermeden barışın mümkün olduğunu göstermiştir.<br />
Bizlere düşen; vatanımızın bağımsızlığını ve güvenliğini korurken, başka milletlerin de barış ve huzur içinde yaşama hakkına saygı göstermektir.<br />
Çünkü barış yalnızca devletlerin değil, bütün insanlığın sorumluluğudur.<br />
1 Eylül Dünya Barış Günü’nde dileğimiz bir kez daha aynı:<br />
Silahlar sussun, çocukların sesi yükselsin.<br />
Kin değil, kardeşlik büyüsün.<br />
Yurtta sulh, cihanda sulh olsun.</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/barisin-adi-yurtta-sulh-cihanda-sulh/">BARIŞIN ADI: “YURTTA SULH, CİHANDA SULH”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/barisin-adi-yurtta-sulh-cihanda-sulh/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BU KÖYÜN AĞASIYIM</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/bu-koyun-agasiyim/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/bu-koyun-agasiyim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal ORHAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 09:02:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BURSA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=227937</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Ahmet Koçak makalesinde; Gençken evde sıkıldığım zamanlarda elimi arkama bağlar köyün içine doğru giderdim. Bir komşunun odasının önünde veya caminin önünde birileri olur, iki laflar can sıkıntımı giderirdim. O zamanlarda ilçede bir hükümet tabibi vardı o kadar. Psikolog, Psikiyatrist adı bizim köyde henüz duyulmamıştı. Köyüm elli hane; hanesi hep [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/bu-koyun-agasiyim/">BU KÖYÜN AĞASIYIM</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Ahmet Koçak makalesinde;</p>
<p>Gençken evde sıkıldığım zamanlarda elimi arkama bağlar köyün içine doğru giderdim. Bir komşunun odasının önünde veya caminin önünde birileri olur, iki laflar can sıkıntımı giderirdim. O zamanlarda ilçede bir hükümet tabibi vardı o kadar. Psikolog, Psikiyatrist adı bizim köyde henüz duyulmamıştı.<br />
Köyüm elli hane; hanesi hep azalır, artmaz. İnsan sayısı da yüz elli iki yüzdü. Yarısı kadın kalanın yarısı da çocuk olunca bana elli kişi ancak kalırdı. Hiç yoktan iyidir.<br />
O küçük köyün okuyan bir ferdi iken şimdi bin beş yüz nüfuslu bir köyün sahibi ve ağası oldum. Olacak o kadar. O kadar yıl boşa mı çalıştım boşa mı okudum?<br />
Şimdi evde canım sıkılırsa yine elim ardımda kendi köyümün içine doğru giderim.<br />
Köyün ağasıyım; istediğimi azarlayıp, istediğime nasihat çeker, istediğimi köyden atarım. Öyle yetkiliyim yani. Yorulmayayım diye köylülerime toplu olarak söylev çekerim. Aslında Züğürt Ağa gibiyim. Köyümde çıkan bir ürün yok; bana maddi bir katkısı yok ama ben yine de ağalığı seviyorum. Her şey para değil.<br />
Köyde karşılaştıklarımla söyleşir şakalar yaparım. Beni gören bir köylüm köyü anlatan bir şiir okudu:</p>
<p>“Köyde komşuluk tek düzedir / Hep aynı günün içinde saf ve içtenlikle / Konuşulan evlat sorunları Bağ bahçe işleridir/Gelenlere sevinilir/Gidenler için; bir iç çekiştir günün adı.” dinledim;<br />
“Güzelmiş, beğendim. Sende iş var. Devam et.” deyip yoluma devam ettim. Çünkü köyümde ilgilenmem gereken çok insan var. Bir başkası geçti yamacıma sızlandı:</p>
<p>“Eskiden 4-5 saat darbuka çalarak düğünlerde ‘Hamam Tası Gümüşten’ şarkıları söyleyerek kan ter içinde aldığı para: 200 TL. Şimdi bir Roman vatandaşın bir etkinliğe gidip 15 dakika ‘Kabe’de Hacılar’ ı söyleyip aldığı para: 200 bin TL.”<br />
“Haklısın da Türkçe çalış biraz.” deyip savuştum. Biri cep telefonundan bir video açıp yamacıma getirdi.</p>
<p>“Layıklık elden gidiyah, itica geliyah. Hanı layıklığı en gözel bu ihtidar uyguluyah” diyen Süleyman Çakır’ı izledim. Köylüme döndüm;<br />
“Yeni bir video değil. İzlemiştim.” Köylü telefonu elimden alırken;<br />
“Hocam duydun mu? Bu Sülüman dayı da Yeni Parti’ye geçmiş.”<br />
“Öyle mi ?” diye hayret ettim. Böyle durumlarda hayret etmezsem kırılıyorlar. Videoyu izleyip takdir ve hayret ettim ya? Başka biri de bir video bulmuş önüme uzattı. Artık hepsi video bulup izletir. Videoda zom zom sakallı bir adam:<br />
“Hiç düşündünüz mü? Neden horoz eti kasaplarda satılmamakta. Horoz eti erkeklerin testosteronunu artırmakta, tavuk eti azaltmakta.”<br />
“Sevgili köylüm, ne güzel bir videoymuş. Pek hoşuma gitti. Demek gençlerim geçim sıkıntısından değil de horoz eti yemediklerinden evlenemiyorlarmış. Hemen bolca horoz bul bizim köyün erkeklerine horoz, kızlarına tavuk eti yedir. Ben köyümde testosteronu az erkek, testosteronu çok kadın istemem. Bu iş için seni memur ettim.” dedim de adam bir sevindi ki bir görmelisiniz. Yanımdaki köylüme yavaş sesle sordum:<br />
“Testosteron nedir lan?”<br />
Video izlemekten sıkıldığım bir sıra başka biri daha burnuma burnuma video uzatmasın mı?<br />
Ben bu köyün ağasıyım. Tüm köylülerimle yakından ilgilenmeliyim. Çare yok izleyeceğim. Video dönmeye başladı:<br />
“Nakliyeci bulmak için günlerce teklif bekleme devri bitti. Taşımacım uygulamasını indir. Taksi çağırır gibi nakliyeci çağır. Adresleri gir, fiyatı anında gör.”<br />
“Sevgili köylüm bu nasıl güzel ve yararlı bir video öyle. Yoksa köyden taşınmayı mı düşünüyorsun?”<br />
“Yok, sahip öyle bir düşüncem yok da aceleyle anca bu videoyu buldum.”<br />
İnsan sıkılınca normalden daha çok içten kahkaha atar ya ben de bastım kahkahayı. Bir yandan da korkuyorum güldüm diye daha saçma videolar bulup gelmesin bu saf herif? Dediğim çıktı; köylülerimden videolar peş peşe gelmeye başladı.<br />
İlki:<br />
&#8211; Psikoloğa gitsen sormasını istediğin ilk soru ne olurdu?<br />
&#8211; Psikoloğa gitmem çünkü ben gamsız biriyim. Hiçbir şeyi kafama takmam.<br />
&#8211; Ona rağmen saçların yok olmuş.<br />
&#8211; Takmam işte hiçbir şeyi kafama.<br />
İkincisinde kadının biri konuşuyor:<br />
“Kızım bir gün okuldan geldi dedi ki “ben bugün haklarımı öğrendim okulda. Polis anlattı haklarımızı beni dövemezmişsin” dedi.<br />
&#8211; Hangi şeyde?<br />
&#8211; Mayami de.<br />
&#8211; Kızım ben Türküm. Seni zevk için Türkiye’ye götürür döver döver geri getiririm.<br />
&#8211; Alkııış!<br />
Üçüncüsü:<br />
“Narsist sözcüğü Nergis çiçeğinden geliyormuş. Çünkü nergis çiçeğini başka çiçeklerle aynı vazoya koyduğumuzda diğer çiçekleri soldurup tek canlı kendisi kalıyormuş. Bu bilgiyi ne yaparsınız bilmiyorum ama narsistleri yaşamınızdan uzak tutun.”<br />
Üçüncüden sonra baktım tüm köylü elinde telefon sıraya girmiş. Video izlemeyi sevdiğim doğrudur da bu kadar da olmaz ki! Böyle durumlarda hafif problem çıkarıp ayrılmak en iyisidir. Videoyu izleten kadına döndüm:<br />
&#8211; Sen narsist videosu izleterek bana laf mı vuruyorsun?<br />
&#8211; Hayır efendim şaka bir video işte.<br />
&#8211; Yok yok her şakanın altında bir gerçek yatar.<br />
&#8211; Ama ben şaka yapmadım ki?<br />
&#8211; Ne bir de ciddi miydin?<br />
&#8211; Hayır, ben yapmadım videodaki kadın yaptı demek istedim.<br />
&#8211; Bir daha da köyün içine gelmeyeceğim. Ne haliniz varsa görün, deyip ayrıldım.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-168599" src="https://www.bursaant.com/wp-content/uploads/2026/09/4d40dadc-d642-4b58-ac52-f5354a00442a-300x176.jpg" alt="" width="300" height="176" /> <img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-168600" src="https://www.bursaant.com/wp-content/uploads/2026/09/29b8efd1-2f55-4b94-90de-f0c642bf93a0-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /> <img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-168601" src="https://www.bursaant.com/wp-content/uploads/2026/09/41c9b78c-f4cf-435e-a445-493c6f9f6106-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-168602" src="https://www.bursaant.com/wp-content/uploads/2026/09/4351a361-3575-494d-a57f-c48929df242a-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/bu-koyun-agasiyim/">BU KÖYÜN AĞASIYIM</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/bu-koyun-agasiyim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1 EYLÜL AV YASAĞI SONA ERDİ: TEZGÂHLARDA PALAMUT BOLLUĞU VE İLK FİYATLAR!</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/1-eylul-av-yasagi-sona-erdi-tezgahlarda-palamut-bollugu-ve-ilk-fiyatlar/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/1-eylul-av-yasagi-sona-erdi-tezgahlarda-palamut-bollugu-ve-ilk-fiyatlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal ORHAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 08:35:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BURSA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=227928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denizlerde Vira Bismillah! Tezgâhlarda Balık Bolluğu Başladı Ağlar Denize Atıldı: Balık Fiyatları ve Balıkçının Maliyet Raporu Palamut ve Hamsi Tezgâhta! İşte Sezonun İlk Fiyat Haritasası Denizlerde 15 Nisan&#8217;da başlayan av yasağının 1 Eylül itibarıyla sona ermesiyle balıkçılar Gece &#8220;Vira Bismillah&#8221; diyerek ağlarını denize bıraktı. İlk geceden karaya dönen tekneler, tezgâhlarda hareketliliği başlattı. Tezgâhta İlk Fiyatlar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/1-eylul-av-yasagi-sona-erdi-tezgahlarda-palamut-bollugu-ve-ilk-fiyatlar/">1 EYLÜL AV YASAĞI SONA ERDİ: TEZGÂHLARDA PALAMUT BOLLUĞU VE İLK FİYATLAR!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Denizlerde Vira Bismillah! Tezgâhlarda Balık Bolluğu Başladı</p>
<p>Ağlar Denize Atıldı: Balık Fiyatları ve Balıkçının Maliyet Raporu</p>
<p>Palamut ve Hamsi Tezgâhta! İşte Sezonun İlk Fiyat Haritasası</p>
<p>Denizlerde 15 Nisan&#8217;da başlayan av yasağının 1 Eylül itibarıyla sona ermesiyle balıkçılar Gece &#8220;Vira Bismillah&#8221; diyerek ağlarını denize bıraktı. İlk geceden karaya dönen tekneler, tezgâhlarda hareketliliği başlattı.</p>
<p><strong>Tezgâhta İlk Fiyatlar</strong></p>
<ul>
<li><strong>Palamut (Tane):</strong> 100 TL – 150 TL <em>(Boyuta göre değişiyor; havaların soğumasıyla daha da düşmesi bekleniyor)</em></li>
<li><strong>Yerli Hamsi (Kg):</strong> 200 TL – 250 TL <em>(Avlanan miktar arttıkça fiyat geriliyor)</em></li>
<li><strong>İstavrit (Kg):</strong> 200 TL – 250 TL</li>
<li><strong>Sardalya (Kg):</strong> 250 TL – 350 TL</li>
<li><strong>Çupra / Levrek (Kg &#8211; Kültür):</strong> 300 TL – 350 TL</li>
</ul>
<p><strong>Balıkçının Maliyet Kalemleri Neler?</strong></p>
<p>Sezonun açılmasıyla birlikte balıkçı esnafı ve tekne sahipleri, maliyetlerin yükseldiğine dikkat çekiyor. Balık fiyatlarının belirlenmesinde öne çıkan faktörler:</p>
<ul>
<li><strong>Mazot ve Akaryakıt:</strong> Bir teknenin tek bir seferde tükettiği yakıt harcaması en büyük maliyet kalemini oluşturuyor.</li>
<li><strong>Ağ ve İşçilik:</strong> Tayfa giderleri, tekne bakımı, soğutma sistemleri ve buz harcamaları.</li>
<li><strong>Nakliye ve Kasa:</strong> Balığın kıyıdan iç şehirlere taşınmasındaki lojistik giderleri ve strafor kasa maliyetleri.</li>
</ul>
<p>Uzmanlar, Eylül ayı ortasından itibaren av miktarının artması ve hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte palamut ve hamsi fiyatlarında daha da erişilebilir seviyelerin görüleceğini belirtiyor.</p>
<p>Sektör temsilcileri ve tekne sahipleri, tezgâhtaki ilk fiyat dengesinin arkasındaki temel faktörlere dikkat çekiyor:</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/1-eylul-av-yasagi-sona-erdi-tezgahlarda-palamut-bollugu-ve-ilk-fiyatlar/">1 EYLÜL AV YASAĞI SONA ERDİ: TEZGÂHLARDA PALAMUT BOLLUĞU VE İLK FİYATLAR!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/1-eylul-av-yasagi-sona-erdi-tezgahlarda-palamut-bollugu-ve-ilk-fiyatlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOOPERATİF KAZANIYOR, ÜYE KAZANIYOR  ŞEFFAF YÖNETİM, GERÇEK HİZMET</title>
		<link>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/kooperatif-kazaniyor-uye-kazaniyor-seffaf-yonetim-gercek-hizmet/</link>
					<comments>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/kooperatif-kazaniyor-uye-kazaniyor-seffaf-yonetim-gercek-hizmet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal ORHAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 08:31:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BURSA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.zirvedehaber.com/?p=227925</guid>

					<description><![CDATA[<p>İZNİK – Tarihi şehrimiz İznik’in tarımsal kalkınmasındaki en önemli dinamiklerden biri olan Marmarabirlik İznik Zeytin Tarım Satış Kooperatifi Soğuk Hava Deposu, yeni dönemde hizmet anlayışını tamamen değiştirdi. Yıllardır zarar ettiği iddialarıyla gündeme gelen tesis, Mehmet Zengin başkanlığındaki yeni yönetim kurulu ile birlikte kollarını sıvayarak, kısa sürede kar etmeye başladı. YENİ DÖNEMDE GÖREV TAKSİMATI VE HUMMALI ÇALIŞMA [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/kooperatif-kazaniyor-uye-kazaniyor-seffaf-yonetim-gercek-hizmet/">KOOPERATİF KAZANIYOR, ÜYE KAZANIYOR  ŞEFFAF YÖNETİM, GERÇEK HİZMET</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İZNİK –</strong> Tarihi şehrimiz İznik’in tarımsal kalkınmasındaki en önemli dinamiklerden biri olan Marmarabirlik İznik Zeytin Tarım Satış Kooperatifi Soğuk Hava Deposu, yeni dönemde hizmet anlayışını tamamen değiştirdi. Yıllardır zarar ettiği iddialarıyla gündeme gelen tesis, Mehmet Zengin başkanlığındaki yeni yönetim kurulu ile birlikte kollarını sıvayarak, kısa sürede kar etmeye başladı.</p>
<p><strong>YENİ DÖNEMDE GÖREV TAKSİMATI VE HUMMALI ÇALIŞMA</strong></p>
<p>Seçimlerin hemen ardından İznik çiftçisi ve kooperatif ortakları için hizmet seferberliği başlatan Başkan Mehmet Zengin ve yönetim kurulu üyeleri, kendi aralarında yaptıkları görev taksimatıyla işlere hız verdi. Tesislerin idaresinden sorumlu olan Yönetim Kurulu Üyesi ve Başkan Vekili Ayhan Uysal’ın koordinasyonunda, Soğuk Hava Deposu&#8217;nda hummalı bir çalışma sürdürülüyor.</p>
<p><strong>KAPILARINI İLK KEZ İZNİK BAŞKENT VE İZNİK TV&#8217;YE AÇTILAR</strong></p>
<p>2019 yılında kurulan, 9 bin 700 metrekare açık, 5 bin metrekare kapalı alana sahip olan İznik Soğuk Hava Deposu, 17 odası ve 5 bin 500 tonluk kapasitesiyle hem müstahsilin hem de tüccarın hizmetinde. Geçmişte etkin yönetilemediği için zarar ettiği anlaşılan tesisin kapıları, yeni yönetimle birlikte ilk kez İznik Başkent.com, İznik TV ve İznik Yenişehir Haber’den Süleyman Bilir’e açıldı.</p>
<p><strong>BAŞKAN VEKİLİ AYHAN UYSAL: &#8220;TEK KİŞİLİK TALİMAT DÖNEMİ BİTTİ, ŞEFFAFLIK BAŞLADI&#8221;</strong></p>
<p>Tesis Sorumlusu Başkan Vekili Ayhan Uysal, yeni dönemin vizyonunu şu sözlerle özetledi: “Tesisimiz, daha önceleri ne yazık ki tek kişinin verdiği talimatlarla yönetiliyordu. Bu yönetim modelinin tesisimize kar getirmediği tespit edildi.</p>
<p>Başkanımız Mehmet Zengin ve Yeni yönetim olarak bizler, öncelikle disiplini ve şeffaflığı getirdik. Yıllarca bilgi alınamayan bu tesislerde, artık her şey ortada. Bizim tek bir gayemiz var: Birlik için, üyelerimiz için hizmet etmek. Kooperatifimiz hak ettiği karı elde ettikçe, ortaklarımız kazanacak, İznik kazanacak.”</p>
<p><strong>TESİS MÜDÜRÜ ŞAKİR ÇİMEN: &#8220;4 İHRACATÇI VE 20&#8217;Yİ AŞKIN YERLİ TÜCCAR  FAYDALANIYOR&#8221;</strong></p>
<p>Başkan Vekili Ayhan Uysal ve Tesis Müdürü Şakir Çimen ile birlikte tesisleri gezerek çalışmaları yerinde inceledik. Buzhanede yeni yönetimin disiplinli ve kalkınma odaklı anlayışı sayesinde hizmet ağının genişlediği ve kârlılığın arttığı vurgulandı. Tesis Müdürü Şakir Çimen, tesisin güncel durumu hakkında şu bilgileri verdi: “Şu an soğuk hava depomuzdan 4 ihracatçı firma, 20’yi aşkın yerli tüccar ve çok sayıda kooperatif ortağımız faydalanmaktadır. Tesislerimizde nektarin, şeftali, erik, elma, armut ve kivi gibi farklı ürün grupları en modern koşullarda muhafaza edilmektedir. İznik çiftçisine bu kadar değerli bir tesis kazandıran herkesten Allah razı olsun.”</p>
<p><a href="https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/kooperatif-kazaniyor-uye-kazaniyor-seffaf-yonetim-gercek-hizmet/">KOOPERATİF KAZANIYOR, ÜYE KAZANIYOR  ŞEFFAF YÖNETİM, GERÇEK HİZMET</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.zirvedehaber.com">Zirvede Haber</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.zirvedehaber.com/2026/09/02/kooperatif-kazaniyor-uye-kazaniyor-seffaf-yonetim-gercek-hizmet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
