Zirvede Haber

Nilüfer Çayı’ndaki suda canlı yaşamıyor!

Nilüfer Çayı’ndaki suda canlı yaşamıyor!

Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) Başkanı Sedat Güler, “Oteller bölgesinin 40 seneye yakındır arıtma tesisi yok. Çevresindeki yapılaşmadan doğan evsel ve kanalizasyon atıkları Uludağ’ın derelerine veriliyor. Nilüfer Çayı’ndaki su Uludağ’dan içilebilir nitelikte doğarak 200 kilometre yol çiziyor, Marmara Denizi’ne dökülüyor, fakat içinde canlı yaşamıyor” dedi.

ŞULENUR SARIKAYA / BURSADA BUGÜN    bursadabugun.com

DOĞADER Başkanı Sedat Güler, çölleşme ve kuraklıkla ilgili çarpıcı bilgiler verirken Bursa‘ya dair önemli tespitlerde bulundu.

“TÜRKİYE’DE ÇALIŞMALAR YAPILMIYOR”

Güler, “Çölleşme ve kuraklığın en büyük nedeni iklim değişikliği. Yaşadığımız aylarda mevsimin böyle olmaması gerekir. Kış geç geldi ve geç gidiyor, ara mevsimler kalkıyor. Türkiye karasal iklimden tropikal iklime geçiş yapmaya başladı. Mevsimler artık aşırı sıcaklar ve şiddetli sel baskınları gösterecek kendini ve bu da kuraklığı yaratıyor. Dünyanın dört bir yanında çalışmalar yapılırken, Türkiye’de herhangi bir çalışma yapılmıyor. Öncelikle suyun korunması için acil çalışmalar yapılması gerekir. Müsilaj sorunu ciddiye alınmalı. Türkiye’nin yarısının neredeyse bir bölgede yaşadığı, sanayi bölgesinin neredeyse yarısından fazlasının bir bölgede yaşadığı atıklarını derelere vererek deşarj etti bu sebeple Marmara Denizi ölmeye başladı. Kısacası Marmara Denizi bu bölgenin foseptik çukuruna dönüştü. Yüzeysel temizlik yapılması suyun dibindeki durumu etkilemez. Yönetimlerin açıkladığı herhangi bir suyu koruma planı yok” dedi.

BURSA’NIN EN ÖNEMLİ SORUNLARINDAN BİRİ: NİLÜFER ÇAYI

Güler, “Nilüfer Çayı, Bursa‘nın en önemli sorunlarından biridir. Burayla ilgili 10 sene boyunca kampanyalar yürüttük, etkinlikler yaptık, belediye başkanı ve vali ile görüştük, sudan alınan raporları götürdük fakat durum değişmedi. Nilüfer Çayı’ndaki su Uludağ’dan içilebilir nitelikte doğarak 200 kilometre yol çiziyor ve Marmara Denizi’ne dökülüyor, fakat içinde canlı yaşamıyor. Suyu doğru kullanmamak kuraklığın en büyük sebeplerinden biridir. Türkiye su fakiri bir ülke hatta Anadolu’da kuraklık tehlikesi var. Yağmur suyunu yeteri kadar koruyamıyoruz ya da depolayamıyoruz. İlerideki kuraklık tehlikesine karşı, tarım alanlarında veya başka alanlarda kullanılmak üzere, acil olarak yağmur suyu depolama çalışmaları olmalı. Acil olarak iklim değişikliğine ayak uydurmamız gerekir. İklim değişikliğini azaltmak için doğal yapıyı, biyolojik çeşitliliği ve orman yapısını korumamız gerekir. Aksine Uludağ’da ağaçlar kesiliyor. Uludağ’ın ormanlarına dokunmamamız gerekir. Örneğin; kayın ağaçları 9 ton toz tutma kapasitesine sahiptir. Buralarda seyreltme çalışmalarını bitirmeli ve doğa kendi haline bırakılmalı ki ekolojik döngü devam etsin” ifadelerini kullandı.

“Kesilen ağaçlar suyu tutamadığı için kent merkezlerini sel basmaya başladı. Rakımı düşük olan ova bölgesindeki mahalleler sel tehlikesi altında. Ormanlarımıza dokunmayıp aksine ağaç dikmemiz gerekiyor” açıklamasını yapan DOĞADER Başkanı Sedat Güler, sözlerini şöyle tamamladı:

Yapılaşmayı ve sanayileşmeyi Bursa’da durdurmak gerekiyor. Çünkü yeni yapılarla sanayileşme geldiği zaman çevresinde doğal tahribat yapılıyor. Sadece Türkiye’yi ilgilendiren bir sorun da değil. Biz karbon salınımını istenilen seviyeye getirsek bile yeterli olmaz. Başka ülkelerin de bunu uygulaması gerekiyor. Bu dünyasal bir olaydır. Karbon salınımını düşürecek etkense doğal alanları ve su kaynaklarını korumak. Ne yazık ki, dünya su gününde Uludağ’a gittiğimizde görüdük ki, su kaynakları orada da kirletiliyor. Oteller bölgesinin 40 seneye yakındır arıtma tesisi yok. Çevresindeki yapılaşmadan doğan evsel ve kanalizasyon atıkları Uludağ’ın derelerine veriliyor. İçme suyu olarak kullanılacak ya da tarımsal amaçlı kullanılacak suları olan derelerimiz içinde canlı yaşamayacak hale geldi. Meteoroloji kuraklığı, coğarafi ve meteorolojik olarak ikiye ayırıyor. Aslında ikisi birbiri ile ilişkili. Ocak ayında Nilüfer Su Havzası’na gittiğimizde endişelendik. 800 metrelik havza içerisinde bir metre genişliğinde su aktığını gördük. Pandemi sürecinde su tüketimi oldukça arttı. Tarımsal anlamda çok su ihtiyacı oluştu ve kış geç geldi. Meteorolojik kuraklıkta ne yapacağımızı hesaplamalıyız ki coğarafi kuraklık yaşamayalım. Su kaynaklarını çok dikkatli kullanmak, kirletmemek ve doğal alanları korumak gerekiyor ki meteorolojik kuraklık yaşadığımızda coğarafi kuraklık yaşamayalım. Bursalılar olarak da çok dikkat etmeliyiz. Sanayi anlamında da mutlaka yeni teknolojiyle suyun yeniden dönüştürebilir şekilde kullanılması gerekiyor. Arıtma tesislerini de yerinde bertaraf etmek gerekiyor. Sanayilerin artık kirli suları derelere deşarj etmeyip arıtması gerekiyor.”

Kaynak: BURSADA BUGÜN

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ