MANŞET 

Reel ekonomiyi daha da güçlendirerek, ithal girdi kullanımını azaltmış, yerli ve milli bir ekonomi hedefliyoruz

Sosyal Medyada Paylaş

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde, Ekonomi Reformları Tanıtım Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, reform çalışmasının özünde ekonomiyi yatırım, üretim, istihdam ve ihracat temelinde büyütme amacı bulunduğunu belirterek “Reel ekonomiyi daha da güçlendirerek, ithal girdi kullanımını azaltmış, yerli ve milli bir ekonomi hedefliyoruz. Reform paketimizde dar gelirli küçük esnafımıza yönelik bir vergi muafiyeti de yer alıyor. Basit usulde vergilendirilen kuaför, tesisatçı, tuhafiyeci, marangoz, tornacı, çay ocağı işletmecisi, terzi ve tamirci gibi yaklaşık 850 bin esnafımızı gelir vergisinden muaf tutuyor, beyan yükümlülüklerini de kaldırıyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar:

Hedefimiz yatırım, üretim, istihdam, ihracat temelinde büyüme. Üretimde verimlilik artışı sağlayarak potansiyel büyümemizi artıracağız. Reel ekonomiyi daha da güçlendirerek katma değerli üretimle ihracatta rekorlar kıran yerli ve milli bir ekonomi hedefliyoruz. Toplantının akabinde sizlere kitapçıklar dağıtacağız ayrıca ülkemizdeki büyükelçilere, uluslararası camiaya dağıtacağımız kitapçıklarımız var.

Tam da İstiklal Marşımıza yakışır şekilde ve aynı ruhla yaşadığımız devrin ihtiyaçlarına göre hazırladığımız yeni yol haritasını milletimizle paylaşıyoruz.

Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirmek için gece gündüz çalışarak hedeflerimize ulaşacağız.

ÜLKEMİZİ 2023 HEDEFLERİ ROTASINDA TUTMAYI BAŞARDIK

Yakın tarihe baktığımızda ülkelerin ekonomilerinin en çok siyasi istikrarsızlıklarından ve güven ikliminin bozulmasından etkilendiğini görüyoruz. Biz de bu tespitten hareketle 2002 yılında ülkenin yönetimini devraldığımızdan beri Türkiye’yi güven ve istikrar esasına göre büyütmenin güçlendirmenin mücadelesini veriyoruz.

Güvensizlik ikliminin ağır bedellerini ödemiştik. Bu tablo ekonomik, sosyal krizlere de hazırlıksız yakalanmamıza yol açmıştır. Hükümetlerimiz döneminde bu sıkıntıyı hep gördüğümüz için sürekli tetikte olduk. 2009 küresel krizi gibi 2013 sonrasındaki pek çok siyasi, ekonomik tüm sarsıntıları başarıyla göğüslemeyi ve ülkemizi 2023 hedefleri rotasında tutmayı başardık.

Çalışmamızın özünde ekonomiyi yatırım, üretim, istihdam ve ihracat temelinde büyütme amacı bulunuyor.

KORONAVİRÜSLE MÜCADELE

Aşı ve ilaç, adil bir şekilde tüm ülkelerin kullanımına açılmadıkça, dünyanın zenginlerinin de huzur bulamayacağı, büyük ekonomilerin istikrar kazanamayacağı ortadadır.

Yeni yönetim sistemimizin gerektiğinde geliştirilmek suretiyle asırlar boyunca ülkemizde istikrar ve güven ikliminin teminatı olacağına inanıyoruz. Yeni ve sivil bir anayasayla birlikte bu yönde ihtiyaç duyulan bazı adımları atacağız.

Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de etkileyen koronavirüs salgını hem 18 yılda ülkemizde kurduğumuz güçlü altyapının hem de yeni yönetim sistemimizin adeta bir sınamasına dönüşmüştür. Hamdolsun sağlıktan üretime güvenlikten sosyal dayanışmaya kadar her alanda bu sınamayı başarıyla verdik.

Türkiye’nin her türlü farklı senaryoya hazırlıklı olduğunu ve hızlı hareket edebildiğini tüm dünyaya gösterdik. Salgına rağmen 2020 yılında yüzde 1,8 oranında büyüdük. G20 ülkeleri arasında ekonomisini reel olarak büyütmeyi başaran iki ülkeden biri olduk ve Çin’in ardından ikinci sırada yer aldık.

Reform programımızla güçlü yönlerimizi perçinlerken sorun gördüğümüz alanlar için de gerçekçi ve ayakları yere sağlam basan çözümler getiriyoruz. Açıklayacağımız reformların omurgasını, makroekonomik ve yapısal politikalar oluşturuyor. Türkiye salgın sonrası özellikle bu dönemin ekonomik yapılanmasına uygun şekilde sürdürülebilir güçlü ve kaliteli büyümeyi mutlaka ama mutlaka yakalayacaktır.

Makroekonomik istikrar kapsamında, kamu maliyesi, enflasyon, finansal sektör, cari açık ve istihdam alanlarına odaklandık.

Mali disiplin önceliğimiz olacak. Risklere karşı daha güçlü bir kamu maliyesi hedefliyoruz. Döner sermayeyi Meclis denetimi kapsamına alıyoruz.  Kamuda taşıt alımına sınırlama getiriyoruz.

Açıklayacağımız reformların omurgasını, makroekonomik ve yapısal politikalar oluşturuyor. Türkiye salgın sonrası özellikle bu dönemin ekonomik yapılanmasına uygun şekilde sürdürülebilir güçlü ve kaliteli büyümeyi mutlaka ama mutlaka yakalayacaktır.

Makroekonomik istikrar kapsamında, kamu maliyesi, enflasyon, finansal sektör, cari açık ve istihdam alanlarına odaklandık. İstikrarı sürdürmek için makro politikalar yanında bir dizi yapısal tedbirin ve dönüşümün gerçekleştirilmesi şart.

Harcama disiplini, kamu borç yönetimi, vergi düzenlemeleri, kamu alım ihaleleri, kamu-özel işbirlikleri ve kamu iktisadi teşebbüsleri gibi hususları kapsayan yeni politikaları hayata geçiriyoruz.

İlk reform alanımız, risklere karşı daha güçlü bir kamu maliyesi yapısını oluşturmak olacaktır. Yapısal politikalar tarafında ise kurumsal yapının güçlendirilmesi, yatırımların teşvik edilmesi, iç ticaretin kolaylaştırılması, rekabet politikaları, piyasa gözetimi ve denetimini reform kapsamımıza aldık.

KAMUDA TAŞIT ALIMINA SINIRLAMA GETİRİYORUZ

Meclisin bütçe hakkının kapsamını genişletirken, şeffaflık ve hesap verebilirliği artırıyoruz. Bunun için 2 önemli politika değişikliğine gidiyoruz. Döner sermayeleri gözden geçiriyor, verimli olmayanları kapatıyor ve diğerlerini de kademeli şekilde merkezi yönetim bütçesine, dolayısıyla Meclis denetimi kapsamına alıyoruz.

İsrafa kesinlikle tahammülümüz olmadığı için kamu idarelerinde tasarruf anlayışını yaygınlaştıracak önemli düzenlemeleri hayata geçiriyoruz. Kamuda taşıt alımı ve kiralanması, temsil ve ağırlama gibi harcama alanlarına sınırlamalar getiriyoruz.

Kamu personeliyle ilgili iş ve işlemlerin tek bir idare tarafından yürütülmesini sağlıyoruz. Kamu idaresinin bir bütün olduğu anlayışıyla, merkezi yönetimin yanı sıra yerel yönetimlerde de tasarrufçu bir bakış açısının oluşmasını hedefliyoruz.

Borç stokunun dış şoklara karşı duyarlılığını azaltabilmek için döviz cinsi borçların toplam borç stoku içerisindeki payını düşürüyoruz. Bütçe sonuçlarını, politika gelişmelerini ve hedeflerimizi üç ayda bir Kamu Maliyesi Raporuyla milletimizle paylaşıyoruz.

KÜÇÜK ESNAFA VERGİ MUAFİYETİ

Reform paketimizde dar gelirli küçük esnafımıza yönelik bir vergi muafiyeti de yer alıyor. Basit usulde vergilendirilen kuaför, tesisatçı, tuhafiyeci, marangoz, tornacı, çay ocağı işletmecisi, terzi ve tamirci gibi yaklaşık 850 bin esnafımızı gelir vergisinden muaf tutuyor, beyan yükümlülüklerini de kaldırıyoruz.

Hazine nakit yönetimini de daha güçlü hale getiriyoruz. Bunun için Hazine’nin kullanımı dışında kalan kurumların hesabını, Tek Hazine Kurumlar Hesabı Sisteminde toplayarak, nakit yönetiminde verimliliği sağlıyoruz. Ülkemizin risk primini düşürerek, borçlanma maliyetlerimizi aşağıya çekecek politikaları tahkim ediyoruz.

Vergi Usul Kanunu’nu kayıt dışılığı azaltacak ve vergiye uyumu teşvik edecek şekilde güncelliyoruz. Elektronik defter ve elektronik belge kullanımı uygulamasını kademeli olarak yaygınlaştırarak, vergi kayıp ve kaçağını azaltıyoruz.

Uluslararası yatırımcıların vergi hususunda karşılaştıkları sorunları da reform kapsamına aldık. Kamu alım ihalelerinde yeni ve dijital bir sisteme geçiyoruz.

Vergi denetiminde standart, öngörülebilir ve haksız rekabeti önleyen modellere geçiyoruz.

Vatandaşlarımız vergi dairesine gitmeden işlemleri dijital ortamda yapabilsin diye 7/24 hizmet verecek Türkiye Dijital Vergi Dairesi uygulamasını başlatıyoruz.









Diğer Haberler

Yorum Yaz

shares